Ekip İçinde Güven Dinamiği | Oyuna Devam Podcast 086

Avatar Oyuna Devam | 13 Ağustos 2025

lock_open

Ekip İçinde Güven Dinamiği | Oyuna Devam Podcast 086

Avatar Oyuna Devam | 13 Ağustos 2025



Intro

Ufuk Erdoğmuş (00:00)
Değirmenler serimizin bu bölümünde tüm ekipler için hayati önem taşıyan bir konuyu şirketlerde ve ekip içinde güven konusunu konuşacağız. Konuğumuz bundan 1,5 yıl önce Değirmenler'in 14. bölümünde de ekip için mentorluk ve kariyer gelişimi konuştuğumuz, çok sevdiğimiz ve heyecanla takip ettiğimiz Murat Yerdekamzer. Murat Bey tekrar hoş geldiniz. Hoş bulduk. Olmuş ya. Ben de evet kayıttan önce baktım. Hani böyle o kadar olmamıştır diyordum ama inanılmaz ya. Şeymiş 2023 Aralık'ta bir bölünmüş.

Murat Yerdekalmazer (00:18)
1.5 sene oldu mu ya?

Ufuk Erdoğmuş (00:28)
kaydı da o aralar almışızdır. Çok çabuk geçmiş haftadan zaman. Arada da görüştük çünkü. Bir önceki bölümde mentorlukla kişisel gelişimi konuşmuştuk. Bugün de yine bir ekibin olmazsa olmazı ekip içinde güven konusunu konuşalım dedik. İnanılmaz geniş bir konu ama malum format gereği bu seride. 3 kilit konuyu soru olarak seçmeye çalıştım. Girişelim isterseniz.

Bir şirkette veya ekipte güven ortamı olup olmadığını nasıl anlarız?

O zaman çok genelden girelim. Birinci sorum.

bir şirkette veya bir ekipte güven ortamı olup olmadığını nasıl anlarız? Belirtisi veya sonuçları?

Murat Yerdekalmazer (01:01)
En sevdiğim şey konulardan bu. mu? Abi birkaç şey hemen gösteriyor. Mesela resmi... Daha duysa resmi demiyorum. İnsanların iletişim aracı hangisi? Dedikodu mesela eğer iletişim aracıysa... Tamam orada güven yok demektir. Ama şirketin resmi ağzının söyledikleri bir iletişim aracıysa...

Ufuk Erdoğmuş (01:05)
Buldum tutturdum

Murat Yerdekalmazer (01:31)
E tamam o zaman orada güven var demektir şimdi

Ufuk Erdoğmuş (01:34)
Nasıl bir fark bu? Dedikodu nasıl iletişim aracı oluyor?

Murat Yerdekalmazer (01:38)
Sigara molasına çıkıyorlar ve orada şirkette mesela şimdi şu anda şey dönemi ya zam dönemi ya mesela. Zammı olacak Olmayacak mı? zam olacak mı? Olmayacak mı? Bir konu. Şirkette konuşulması gereken bir konu.

Ufuk Erdoğmuş (01:52)
Böyle gizli gizli ikili üçlü gruplar halinde konuşuluyor mesela.

Murat Yerdekalmazer (01:54)
Sigara

molasında abi ben şey, İK'den öğrendim işte %15 yapacaklar mı, bizim patron, yok filan gibi dedikodu şeklinde ilerliyorsa bu konuşma, e tamam o zaman orada güven yok demektir. Ama mesela çıkıp açıklıkla, şeffaflıkla yönetim, resmi ağız, kimse İK konunun muhatabı çıkıp şunu diyorsa, arkadaşlar bu konuda çalışıyoruz, şu tarihte belli olacak ve size duyuracağız. Olup olmayacağıyla ilgili şu ana kadar net bir karar yok. Mesela diyorsa,

Ufuk Erdoğmuş (02:23)
Bunu

bile söyleyebilir yani değil mi?

Murat Yerdekalmazer (02:25)
Tabii bu da zaten açıklıktan söylediğimiz şey bu. Yani o zam görüşmesi sırasında içeride nelerin konuşulduğunu çıkıp herkese anlatın demiyoruz ki onlar gizli bilgi. Ama şimdi bir şeye karar verilememiş ve hala konuşuluyor bu konu.

 

Güvenin olduğu yerde zayıf görünme korkusu olmaz

E tamam bu bir bilgidir insanlara bunu söylersin. Şimdi ben yöneticilere bunu söylediğimde yani mesela zam konusunu açıklamanız lazım çalışanları diyor ki ben de bilmiyorum ki diyor. Ben de diyorum ki bilmiyorum.

bilmediğini ve bildiğin an ilk senden duyacaklarını söyle. Şimdi bu şeffaflık ve açıklıkla konuşulmasını sağlayan bir ve güveni oluşturan bir yöntem.

Ufuk Erdoğmuş (03:08)
Şöyle

bir şey olabilir mi? Yöneticiler mesela karar vermediği bir şeyi henüz karar vermedik. Bilmediği bir şeyi henüz bilmiyoruz deyince böyle acaba zayıf görünceği falan mı düşünüyor? Sebep bu mu yani? Ama o da bir güvensizlik değil mi? Ekibin kendine saygı duyacağına güvenmiyor.

Murat Yerdekalmazer (03:22)
Tersin. Süper.

Tabii tabii. Yani orada karizmayı çizdirmeyecek.

Ufuk Erdoğmuş (03:26)
Sen güvendiğin birine karizma derdine girmezsin eşine, sevgiline, ailene.

Murat Yerdekalmazer (03:31)
Tabii girmezsin ki yani o seni zaten... Abi bak o zaman gel güvenin tanımına gidelim. Güvenin tanımını yapmadan bunları konuştuğunda altı boş kalıyor. Aslında teorisi olmayan bir şeyin pratiği olmaz ya. gidip ilgilenme teorisini öğrenmek istiyorum. O yüzden anlattıklarımı. Şimdi bir sürü tanımı var güvenin ama... çok sevdiğim tanımlardan bir tanesi şu. Ben... benim kırılganlıklarım var ve bu kırılganlıkları sen biliyorsun. Kırılganlık ne demek? İşte zayıflık.

Ufuk Erdoğmuş (03:35)
Hayda, adi ol.

 

Güvenin tanımlarından biri: 'Karşılıklı olarak zayıflıkların bilinmesi ve bunların birbirine karşı kullanılmaması'

Murat Yerdekalmazer (03:59)
Bana karşı kullanabileceğim bir bilgi.

Ufuk Erdoğmuş (04:02)
Zayıf değilsem de benim kötü hissettiğim bir özelliğin mesela.

Murat Yerdekalmazer (04:04)
Evet,

yani bana karşıda kullanabileceğim, beni yaralayabileceğim, benimle ilgili bir bilgi sende var fakat ben biliyorum ki sen bana karşı kullanmayacaksın. Şimdi bu olduğunda güven oluşuyormuş aslına bakarsan. Yani karşılıklı olarak aslında zayıflıkların bilinmesi ve bunların birbirine karşı kullanılmaması demek güven.

Ufuk Erdoğmuş (04:07)
kullanabilecek bir özellik.

Bu

o kadar güzel bir tanım ki kişisel değil ülkeler arasında bile geçerli. O kadar evrensel bir tanım ki.

Murat Yerdekalmazer (04:34)
Çocuğunla olan ilişkiye bak. Karınla olan ilişkiye bak. Kocanla olan ilişkiye bak. Ülkenle olan ilişkiye bak. O kadar çok ailenle olan ilişkiye bak. Yani her yere bunu koyabilirsin aslında bakarsan. Abi işte orada bir kırılganlık, bir zayıflıklığı ortaya koyma cesaretle ama. şimdi onun önemli kısmı da o.

Sen benim kırılganlıklarımı biliyorsan benim onu bir zaman sana anlatmış olmam lazım.

Ufuk Erdoğmuş (05:05)
Sen o cesareti bir ara göstermişsin.

Murat Yerdekalmazer (05:07)
Göstermiş

olmam gerekiyor sana. Ve o da esasında senin özgüveninle ilgili bir şey. Yani ben o kırılgandığımı, zayıflığımı sana söylüyorum ve bir risk alıyorum. Bu arada sen bunu kötüye kullanabilirsin. Benim arkamdan dedikodu yapabilirsin. Bu bilgiyi kullanarak kendine bir avantaj sağlayabilirsin. Fakat özgüveni olan birisi diyor ki her ne olursa olsun ben bunu yönetebilirim. Yani karşımdaki kişi bana bunu ne yapıyorsa yapsın.

Ben bunu yönetebilirim. Şimdi eğer böyle özgüvenliği hissetmiyorsan işte o zaman söylememeye başlıyorsun. Mış gibi yapmaya başlıyorsun. Gizlemeye başlıyorsun. İşte karizmayı çizdirmemeye çalışıyorsun mesela yönetici için. Abi işin garip tarafı da şu. Sen o kırılganlığını konuşmuyorsun da etraftakilerin o kırılganlığı anlaması ne kadar sürüyor?

Ufuk Erdoğmuş (05:56)
anlayacaklar ve konuşacaklar yani.

Murat Yerdekalmazer (05:57)
Ve

arkandan konuşuyorlar bir sefer. Bu arada şeydi şu oluyor o kırılganlığını konuşmuyorsa yöneticisi mesela diyor ki demek ki benim de konuşmamam lazım.

Ufuk Erdoğmuş (06:10)
Ben tam bu arada ikinci sorum buna bağlayacaktım ama bir kafamdakini bir toplayayım. Yani şimdi ben özgüvenim varsa yönetici olarak diyelim kendi kırgılandıklarımı işte zayıflıklarımı ortaya serebilirim. Bilmediğimde bilmiyorum diyebilirim bunu yapamıyorum diyebilirim. Bu çok basit bir şey çünkü özgüvenim var. Yönetici olarak mesela ben bunu 10. senemde falan anladım zaten yöneticinin gücü de var. Dolayısıyla yöneticinin özgüvenli olması daha kolay zaten güç bende şirkette. Hani hiçbir şey olmasa.

Esip gürleyebilirim yani. Çalışanın da kariyerine güvenirse bu oluyor, gözlemlediğim kadarıyla. Doğru mudur? Kariyerine güvenirse, biri bana yamuk yaparsa en kötü istifa eder, başka iş bulurum diyebilir. Sorun sanırım ya yeni mezun, yeni girmiş ya da böyle yeni bir alana girmiş. Yani bir şekilde kendine bir sebepten daha az güvenen çalışanlarda temel güven ortamı yoksa sorun oluyor diye tahmin ediyorum.

Öz güvensizlik, genel olarak bizim ülkemizde kültürel bir şey

Murat Yerdekalmazer (06:49)
Evet.

Bu genel olarak bizde kültürel bir şey. Özgüvensizlik ve... Ya bak şimdi bir tane video var. Keşke onu koyabilir miyiz? Emin değilim. Var var. İnternette var. Bir tane hanımefendi var. Gizem de yanlış hatırlamıyorsam. İnstagram'da bir hesabı var. Annesinin videolarını çekip koyuyor. Annesi devamlı buna böyle bir sürü laf ediyor. Evet yapamadığıyla ilgili. Ben buna eğitimlerde gösterdiğim bir video. Hanımefendi evli, çocuklu.

Ufuk Erdoğmuş (07:23)
Aşağı alıyordur.

Murat Yerdekalmazer (07:31)
...işte böyle bir düzenini koymuş çalışan bir kadın. Eline doğranmış soğan almış, annesi bunu öğrenince demedik laf atmıyor. Ve diyor ki, annesinin yanında kız kardeşi de var, hanımefendinin teyzesi de var. İkisi kızı yerin dibine gömüyorlar. Bu olmadı, biz yapamadık bunu. Şimdi bak... Kardeşim burada bir tane önemli bir konu var. Annenin çocukta yarattığı duyguya bak.

Sen bir şey yapamazsın. Sen yetersizsin. Evlenmiş kocaman çocuğu olmuş. Kendine yeni bir düzen kurmuş. İnsana bile bunu yapıyor. baba. Bu arada kötü niyetli mi hiç değil.

Ufuk Erdoğmuş (08:10)
Zaten bizim kültürde dediğiniz bu herhalde. Benim de babamda benzer bir trifaydı. Muhtemelen kamçılamak için yapıyor, gaza getirmek için yapıyor. Ya da kendi travmasını yansıtıyor. Neyse artık sebebi. Asıl bir bozukluğun sonucu ama kötü niyetli değil yani. Bozayım çocuğu sinirini bozayım diye yapmıyor tabii.

Murat Yerdekalmazer (08:25)
Ama sonucu bu bak. Sonucu çocukta yetersizlik duygusu aslında. Sen yapamazsın duygusunu yaratıyor. Çocuk da aslında değersizlik duygusu yaratıyor. da abi özgüveni çok kötü zedeleyen bir şey. Amerikalılarda da tam tersidir. Biliyorsun böyle onlar da çok fazla bir gaz verirler. Çocuğuna you can do it falan gibi böyle yapamaz.

Ufuk Erdoğmuş (08:46)
Şey

oradan geldi ya bize de, istersen inanırsan başarısın şeyleri hep oralardan geldi.

Murat Yerdekalmazer (08:50)
...bu tarafta içi boş bir... ...ne yazık ki değersizlik isyatının üstüne her şeyi yapabilir seni birleştirdiğin de o ne yazık ki... ...oradan sağlıklı bir şey çıkmaz. Yani önce içini dolduracağın sağlıklı bir özgüven yaratman lazım insanlarda. Ben diştahı bir yıllardır terapiyle onu çözmeye çalışıyorum. Evet, evet. Evet, yani sorun sorudu işte bu insan işe geldiğinde... ...bak annesinden babasına devamlı yetersiz olduğunu duyan birisi işe geldiğinde...

Ufuk Erdoğmuş (09:08)
Herkese lazım.

Murat Yerdekalmazer (09:20)
yöneticisi tarafından güvenilmediğini görünse ya da mikro manajment yapılırsa o kişiye aynı duygu yeniden tetikleniyor yani. Otorite ona yetersiz olduğunu söylüyor aslında ve güvensizlik duygusu başlıyor.

Ufuk Erdoğmuş (09:33)
o zaman ikinci sorum da şuydu

Güven ortamını koruyabilmek için kırılganlıkların açıkça konuşuluyor olması gerekiyor

yöneticiler ekibe veya ekiptekiler kendi içinde bir takım içinde güven ortamını yaratmak veya varsa korumak için ne yapmalı ya da tam tersi güven ortamına ne yapınca zarar veriyoruz genel olarak yanlış olarak

Murat Yerdekalmazer (09:49)
Güveni şöyle de görmemek lazım. Sıfır ya da bir değil. Yani böyle bir... ...ibre gibi düşün, bir ölçme aracı gibi düşün. Yani bire ne kadar yaklaştırırsak o kadar iyi. Aslına bakarsan. O yüzden böyle ya vardır ya yoktur falan gibi bir... ...şeyle bakmamak gerekiyor aslında. Arttırmak için ne yapabiliriz? Bir kere kırılganlıkların açıklıkla konuşuluyor olması lazım. İş yerindeki kırılganlıklar ne? Yani mesela...

Sen bir yönetici olarak ekipten bir şey istedin. Ekipteki kişiden. Ekipteki kişi, abi ben bunu bilmiyorum. Ya mesela bir, ya ben o kodlamayı bilmiyorum diyebiliyor mu? Ya da, ya da sana gelip dediler ki abi AI ile ilgili şöyle şöyle bir şeyler var. Ve biz bunu işimize katmalıyız. Dediklerinde sen yönetici olarak abi AI konusunu çok duyuyorum ama hiçbir fikrim yok nasıl kullanılacağı ile ilgili.

Biriniz bana anlatsanıza diyebiliyor musun? Yoksa yönetici olarak abi ben AI bilmiyorum diyemem bunları şimdi deyip ham hım şorolop diye geçiştiriyor musun? Şimdi İstanbul'a da başlıyor aslında. Yani Türküt'te bir...

Ufuk Erdoğmuş (10:58)
Aslında

refleksi cevaplarda küçük küçük başlıyor.

Murat Yerdekalmazer (11:01)
Türk'ün reflekslerini de bilmiyorum kelimesi yok mesela. Bilmiyorum abi. Yani AI konusunu bilmiyorum. Evet önemli bir konu. Herkes konuşuyor ama bilmiyorum. Yani ben neresinden tutacağımı da bilmiyorum. Buna şu an ne kadar zaman ayırmam gerektiğini de bilmiyorum. Ve keşke aramızdan birisi bana anlatsa dese... Bak bu sefer de tam tersi bir ilişki başlıyor. Yani kırılganlığını ortaya koyduğunda özellikle yönetici...

Çalışan diyor ki yapamadığını söylüyor. O zaman ben de söyleyebilirim.

Ufuk Erdoğmuş (11:34)
Benim gözlemim tam olarak buydu zaten. şimdi sonuçta güç dengeli değil yönetici ve asusti ilişkisinde. İstediği kadar şirket küçük olsun, istediği kadar yatayı hiyerarşiyorsun. Sonuçta bir kıdemli kıdemsiz arasında bile. Yani bir hiyerarşi illaki oluyor. Yukarı diyelim hani yukarıdakinin kendini açması aşağıdakini hani bir adım atınca aşağıdaki 10 adım atıyor. Benim gözlemim bu zaten.

 

Güven kültürü yukarıdan başlar

Murat Yerdekalmazer (11:55)
Buradan başlıyor abi. Güven

kültüründe önce yukardan başlar. Otorite sahibinden, güç sahibinden başlar. Güç sahibi kimse yani güç şiir herşesinde yukarıda kim varsa oradan başlayıp ondan sonra açılmalı. Şimdi bu arada şöyle bir yere de gitmesin. Sen yöneticisin, iyi niyetli bir şekilde kendini açtın. Bütün ekipteki herkes kendini açar mı? Abi bazıları kötü insanlar. Bazıları açmayacak.

Bazıları bunu kötüye kullanacak. AI bilmiyorum. Ben esasında yapay zekâla ilgili hiçbir fikrim yok dediğinde gidip onu sigaram olasın da, ''Aha adam da gelmiş buraya yönetici olumcu ama daha yapay zekâ bilmiyor.'' diyecek olan var. Var. Fakat bu iyi bir şey. Neden iyi biliyor musun? Şimdi sen yapay zekâ ile ilgili toplantıda konuşulurken karizmayı çizdirmemek için ''ham hum sorulup'' dedin ve yapay zekâla ilgili bir şey bilmediğini söylemedin.

Ufuk Erdoğmuş (12:52)
Ama anlaşıldı.

Murat Yerdekalmazer (12:53)
Anlaşılmaması mümkün mü yani hemen anlıyorlar. Şimdi sigara molasına gidildiğinde bu konuşmayı hepsi yapıyor. Ama sen toplantıda, abi ben bunu anlamıyorum ve bilmiyorum. Kafam basmıyor şu anda buna. Birinizin bana anlatmasını istiyorum dedi. Toplantıda 5 kişi vardı ve bu 5 kişiden birisi kötü sadece. Bu arada yaklaşık %17 filan bunun rakamı.

Ufuk Erdoğmuş (13:16)
Öyle mi? Orada ama ben çünkü kendi gözlemim de aslında bu kötü niyetli olabilecek kişilerin oranın düşük olduğunu düşünüyorum. İnsanlar genelde 50-50 falan düşünüyor ama ben çok farklı düşünüyorum. Güzelmiş. Öyle bir araştırma var mı bu arada? Onu da bakalım.

Murat Yerdekalmazer (13:24)
Biz de oynayacağız.

Şöyle benim bir tane abi Cambridge Üniversitesi'nin bir testi var bende. İnsanların iç sırasındaki kişisel bütünlüklerine bakıyor. Ne kadar güvenilir olup olmadıklarına bakıyor. Beyaz yakalılarda yapılmış 200'lü'lüğüne bakıyor zaten. Ve 200'lü bir spor var orada. Yani orada güvenilmeyecek insan sayısı %17 çıkıyor.

Ufuk Erdoğmuş (13:47)
Okey güzel. 5'te 1 bile değil yani.

Murat Yerdekalmazer (13:49)
Evet

evet yani hani diyelim ki o toplantıdaki beş kişiden birisi kötü...

Ufuk Erdoğmuş (13:53)
Orada

bilet bu arada 80-20 kuru tutmuş bak. 83-17 olmuş.

Murat Yerdekalmazer (13:58)
Başka

ülkelerde çok daha düşük biliyor musunuz? Türkiye'de ne yazık ki böyle biraz süstik. O kişi sigara malısında diyor ki, abi herif daha yapay zeka bilmiyor, bize yenici olmuş falan. Öbürleri diyor ki, iyi olanlar. İyi de söylüyor zaten.

Ufuk Erdoğmuş (14:14)
Yeni bir şey vermedin diyor tabii.

Murat Yerdekalmazer (14:15)
İyi

diyorsun. Sen mesela dedikodu yapmasına izin vermiyorsun aslında. O dedikodu alanına o. Toksik alanı engelliyorsun aslında. Abi diyorsun ki bak ben koyuyorum kırılganlığımı zaten. Siz neyi konuşacaksınız? Yani o bir kişide kendini belli ediyor. Kardeşim o bir kişi de hemen turnu sol kağıdı gibidir kırılganlık konuşmak. Kime güvenilir kime güvenilmez çıkar. Zaten üç

Ufuk Erdoğmuş (14:39)
Zaten

o da muhtemelen dedikodularda aradığını bulamayınca, buranın tadı yok deyip kendi gidiyor bile olabilir zaten.

Murat Yerdekalmazer (14:43)
Çoğunlukla

böyle olur ya da ekip onu dışlar ya da zaten kendisini belli edeceği için bir yerde şirket onu yollar.

 

Ekipler arasındaki güvensizlik nasıl kaldırılabilir?

Ufuk Erdoğmuş (14:57)
Ekim

içerisinde bunun yönetici olmadığını varsayalım. Yani eşitler arasında.

Murat Yerdekalmazer (15:01)
Aynı şey abi. Eşitler arasında da kırılganlık konuşulabiliyor mu? Eşitler arasında çok... Eğer kendi aralarında ciddi bir rekabet yoksa, bir üstte doğru vesaire... Bu biraz daha iyi. Yani kırılganlık konuşmak vesaire falan biraz daha Türkiye'de iyi. Yani kendi ekibinin içinde o güven mekanizması falan... Benim şimdiye kadar gördüğüm şirketlerde en mikro seviyede iyi olduğu yer orası iklim olarak.

Zaten o yüzden slowlaşma var. Kendi ekibine güveniyor, yandaki ekibe güvenmiyor mesela.

Ufuk Erdoğmuş (15:36)
O da bizim yine kültürden geliyor olabilir. Bizde aileler, aşiretler... O kapalı şeyinden çıkmak istemiyor.

Murat Yerdekalmazer (15:40)
Yani,

ulan biz böyle bir ekip olarak iyiyiz de şu yandaki ekip olmasa falan esasını güvenmediğini söylüyor. Ondan hiç istiyorum, yapmıyor diyor falan.

Ufuk Erdoğmuş (15:49)
Ozan soruyu şöyle değiştireyim. Ekipler arasındaki güveni nasıl yapacağız?

Murat Yerdekalmazer (15:53)
Ayrıca orada mesela ilk önce o ikiplerin yönetçilerin kendi arasındaki güven ilişkisini kurguluyor olması lazım. yeni geçen hafta bir güven atölyesi yaptım bir şirketin üst yönetimini. En sonunda atölyenin sonunda bir aksiyon çıkartma bölümü var. Böyle 6-7 kişilik bir yönetim ekibiydi. Bir tanesi dedi ki, farklı lokasyonlardalar, şekiller de farklı filan. Ondan sonra...

Bir tanesi dedi ki birbirimizin ekipleriyle yemeğe giderim. Yani şöyle düşün sen ekibini öğleyin yemeğe götürüyorsun ben de geliyorum. Ben kendi ekibimi getirmiyorum ama. Ve biz seninle orada mesela kırılganlıklarımızı rahatlıkla konuşabiliyoruz. Ve senin ekibin bunu görüyor. Sonra ben kendi ekibimi yemeğe götürürken de sen geliyorsun. Ve gene o kırılganlıklar konuşulabiliyor.

Ufuk Erdoğmuş (16:47)
Aslında ne kadar bilinçaltı mesajları bunlar. aslında ekip gelmiyor, ekiple zaten ilişkin yok ama işte o bir sembolik kişinin güven ortamına girmesi...

Murat Yerdekalmazer (16:56)
Orada onu gördüğü anda esasında aaa diyor. Buna güvenilebilir aslında diyor. Buna güvenilir. Ve bunlar abi çok dediğin gibi... şey, bilin seviyesinde gördüğümüz şeyler değil çok fazla. Hatta güvensizlik o kadar... sinmiş ki ben bunları bazen anlatırken... senin o söylediğin gibi olmaz ki diyor. Hiç görmemiş mesela.

Ufuk Erdoğmuş (17:23)
Onu ben de duyuyorum. Birkaç iş değiştirmiş, değişik şirketler görmüş insanlar böyle. Bazen bizim videoları yazıyorlar, bazen beni görüp konuşurken. Ya öyle bir şey yok falan diyor. Var diyorum, var. Sana denk gelmemiş.

Murat Yerdekalmazer (17:35)
Ama işte çoğunlukta yok. Haklı o anlamda. Ona denk gelmemiş olmasında da haklı. Ama... ...olmuyor anlamına gelmiyor bu abi. Güven ortamı olduğu zaman da... ...tadından yenmez bir çalışma ortamı oluşuyor. Ağabey içilmez bir şey oluşuyor. Sürtünmesiz... ...tamamen aslında işlerin aktığı, hata olsa da hatanın... ...çok hızlılıkla... Çünkü hata olacak bu arada. Hata olmayacakmış gibi davranıyoruz biz.

Hatta olmaması mümkün mü ya?

Ufuk Erdoğmuş (18:07)
hata olmayacakmış ya da ben hiç hata yapmazmışım falan gibi yapacağım. Ama aynı şey değil mi o da bir kırılganlık. Benim zayıflığımı geçtim. Bir seferlik bir zayıflık işte hata.

Murat Yerdekalmazer (18:15)
hata ama sanki işte olmayacakmış ya da hata hiç yokmuş gibi davranıyoruz dediğim

Ufuk Erdoğmuş (18:20)
Ya

da olmaması gerekiyormuş gibi de var ya, beklentide hiç hata yapmamak gerek. Ya da yöneticide işte ekip hata yapınca tepesine biniyor falan.

Murat Yerdekalmazer (18:28)
Hatta olacak bu bu yüzde yüz altına imza atabileceğim şey hatanın olmaması mümkün değil. Şimdi zaten sen bunu baştan kabul et hata olduğunda ne yapacağız biz. Güzel dedin ya güvenil olmadığı şeylerde hata olduğunda bir tane soru vardır kim yaptı. Hatanın sahibi araştırılır hemen.

Ufuk Erdoğmuş (18:49)
Çok büyük bir hata. Esas hata bu değil mi? Öyle söyleyeyim.

Murat Yerdekalmazer (18:52)
Evet hemen kim yaptı? İlk soru budur kim yaptı bunu? Ve herkes böyle kaçınır. O yüzden bak sen bunu sorduğun an şöyle bir senaryoya bakalım mı?

 

İnsiyatif alabilmek, güven ve hataları çözme yöntemi

Benim aklıma çok iyi bir fikir geldi. İnitif aldım ve riskli bir hareketli bir şey denedim ve patladı. Patlığa çıktı. Ve sen yönetici olarak kim yaptı bunu dedin? Ben ne öğrendim şimdi?

Ufuk Erdoğmuş (19:16)
Demek ki inisiyatif alanların riski var çünkü tutarsa güzel, eyvallah ama tutmazsa demek ki beni kovalayıp bulacaklar dersin.

Murat Yerdekalmazer (19:23)
Abi

çalıların arkasından gürültü geldiğinde aslandır bu diye kaçanların torunlarındır. Kötümü görme... Çünkü aslandır, kaçandır o deyip orada kalanlar öldü. Dikatif görme eğiliminde olanların torunlarıyız, evlatlarıyız. Yani o soydan geliyoruz biz. Ta böyle ilk homosapiens'e falan bakarsan kıllanan homosapienslerin evlatlarıyız.

Şimdi sen bana eğer kötü bir şey var olasılığını koyarsan ortaya ben o... Ben o... o... o... o... o... o... o... o... Ben Ben o... Ben o... Ben

Ufuk Erdoğmuş (19:55)
Ben onu görüyorum.

Peki ideali nedir? Yani ideal ya da senaryolardan bazıları nedir? Bir hata oldu. İlk soru kim yaptı bunu demek? Eyvallah belli zaten yaktı bizi. Ne diyebilir mesela?

Murat Yerdekalmazer (20:16)
Nasıl çözeceğiz?

Ufuk Erdoğmuş (20:18)
Nasıl çözüyorsun? Neden oldu olabilir mi? Ya da neden oldu bu?

Murat Yerdekalmazer (20:21)
Tamam nedeni yani şimdi

Ufuk Erdoğmuş (20:24)
Nasıl çözeceğiz? Benzer ama daha pozitif

Murat Yerdekalmazer (20:26)
Neden

de şöyle bir şey var abi olmaması gerekiyordu. Bu gibi bir duygu yaratıyorsun. Bir negatif bir şey var orada. neden nedir? Ama şimdi tabi ekiple olan hukukuna bağlı bu. Sen neden oldu bu dediğinde onu öyle algılamayacaklarsa takılmam. Ama öyle algılama olasılıkları varsa arkadaşlar bunun olmasının sebebi nedir? Hani bir reverse engineer edelim bunu.

Ufuk Erdoğmuş (20:53)
Çözüme bağlamak lazım yani.

Murat Yerdekalmazer (20:56)
Bağlamak

derdim. Sonrasında birisinin hesap vermesi gerekiyorsa onu sonra konuşalım. Yani birisi gerçekten yapmaması gerekli değil. Database'i sildi. Tamam okey. Yani bunu yapmaması lazım ve bunun bir deli var. Bunun bir cezası var. Nedir o ceza bilmiyorum. Şirketten şirkete değişir. Sildiği database'in önemine göre değişir bu. Ama şimdi hemen ilk seferde database'i sildi diye

Kim yaptı bunu dediğin anda, abi kim yaptığının ne önemi var ki? Şu an hiçbir önemi yok onun.

Ufuk Erdoğmuş (21:30)
Bir de bazı şirketlerde şey oluyor, bu database silme çok güzel bir örnek oldu aslında. Database olmasa da benzer, hayati şeyler yaşadık tabii artık kaç senede. Amerika'da çok şeydir ya, direkt kovarlar. Hata yapına direkt kovarlar. Maksat hareket yap, bir eylem yapmış olmak olsun. Bazen doğrudur, bazen abartı. Şimdi şey düşünüyorum, sistemsel bir sorun vardır. Atıyorum, birinin yetkisi olmayan birinin databaseyi yanlışlıkla silme yetkisi varsa adamdan önce bence şirketin problemidir.

Murat Yerdekalmazer (21:59)
Ya biter biter

Ufuk Erdoğmuş (22:00)
Kim

yaptı database'i Ahmet sildi. Ozan Ahmet'i kovalım lan. Ahmet'e yetkiyi kim verdi? Sen ona önlem koydun mu? Adamın yetkisini permission'den ayarladın mı? Bunları konuşmuyor. Bir de bu reflex var ya bizde yöneteceği hemen alttan birini suçlayıp günah geçisi bitti.

Murat Yerdekalmazer (22:13)
O yüzden belki de kimden önce işte belki bu sorun nereden kaynaklanıyor.

Ufuk Erdoğmuş (22:19)
Asıl

sebebi neydi ve nasıl çözeriz evet.

Murat Yerdekalmazer (22:21)
Daha iyi bir yöntem olabilir. abi database silindi. Yani nasıl database silindi abi? Üç kişinin iletkisi yok mu database silmeyi? Şunun şunun şunun şunun. O sırada görüyorsun ki üç kişiden ikisinin esasında o database erişiminin engellenmesi lazımdı aslında yani.

Ufuk Erdoğmuş (22:38)
Nasıl çözebiliriz, düzeltebiliriz in yanında? İkinci soruda belki bir daha olmasını nasıl engelleriz?

Murat Yerdekalmazer (22:43)
Orada da onu konuşman lazım.

 

Dokümantasyon neden önemli?

O hata bir daha olmaması için ne yapacağız? Hatta bizim bu ülkede hiç yapmadığımız bir şey var. Dökümente etmek lazım.

Ufuk Erdoğmuş (22:56)
yazılım için bu bir de zaten ekstra

Murat Yerdekalmazer (22:59)
Dökümante etmek lazım. Bizim kültürümüzde o çok yok. Ben geçenlerde işte... Nisan'da bir Japonya'ya gittim. O yüzden Japonya'yla ilgili çok video seyrettim. Japonya'da çalışan bir Türk mühendis her şeyi yazıyorlar. Bunlar ondan sonra çalışmıyorlar diyor. Yazmayı çalışmak olarak görüyor. Yani iyi de abi o esasında şirket hafızası orada.

Ufuk Erdoğmuş (23:04)
Yok.

Her şey sözlü.

İyiymiş.

Murat Yerdekalmazer (23:29)
Yani bir şey yapacağı zaman, bir işe başlamadan önce kesin bununla ilgili bir şeyler yazılmıştır. Refleksi çalışıyor ve gidip araştırıyor. İyi dokumenta edilmiş ve iyi arşillenmiş bir şirket hafızası içinden gidip onları okuyor. 50 yıl önce ne yapmışlar bununla ilgili bilgiyi bulursun Japon şirketinde ya da Alman şirketinde. Oradan okuyor, öğreniyor, öğreniyor. Ondan sonra bir iş yapıyor. Geç mi oluyor? Kesinlikle geç oluyor.

Daha kaliteli mi oluyor? kaliteli oluyor. Daha sorunsuz mu oluyor? Daha sorunsuz oluyor. Bir daha geri dönüp hatasını çözmek zorunda kalıyor mu kalmıyor. Sen ne yapıyorsun? Sen her seferinde... ...zahmetle uğraşıyorsun. Ama sen hızlı yaptın.

Ufuk Erdoğmuş (24:12)
Peki,

 

Güven ortamını tekrar kazanmak için önce geçmişe dönük hataların telafi edilmesi lazım

şimdi güven ortamını yarattık diyelim bir noktada vardı. Sonra kaybettik bir şeyler yanlış gitti. da güven ortamımız hiç olmadı. Sonradan mevcut bir ekiple bunu tekrar oluşturmak, tekrar kazanmak mümkün mü? N'apmalı, nereden başlamalı?

Murat Yerdekalmazer (24:25)
ve

Sıfırdan başlamaktan daha zor abi çünkü geçmişin bakiyesi var.

Ufuk Erdoğmuş (24:36)
Traumalar var, hatırlanan şeyler var.

Murat Yerdekalmazer (24:38)
Evet

evet, travmalar, insanların yaşadıkları bir şeyler var. O yüzden sıfırdan bir ikipte güven kurmak daha kolay aslında. Eksi bakıya yani güven kırılmış bir ikipte daha zor. O yüzden ilk önce yapman gerekeni söyleyeyim. Geçmişe dönük hataları bir telafi etmen lazım. Geçmişe dönük hataları nasıl telafi edersen abi ilk önce özür dilersin.

Bu arada o hataları sen yapmamış olabilirsin bir yönetiş Fark etmez. Fark etmez. Şirket yapmıştır ve sen o anda şirketi temsil eden kişisindir. O insanların gözünde. O yüzden ilk önce bir özür dilemek ve bunu telafi etmek için elinden geleceğini yapacağını söylemek. Gerekli bir de yapman da lazım.

Ufuk Erdoğmuş (25:24)
Ama zaten güvenin normal şeyi, söz verdik yapacağız.

Murat Yerdekalmazer (25:28)
yapacaksın. o zaman bunlardan biraz masraflı işler olduğu için insanlar buna çok girmek istemiyorlar. O toksik ortamı devam ettiriyorlar ne yazık ki. Ve şöyle de hemen kendilerini kenara çekebiliyor. Ben geldiğimde böyleydi zaten.

Ufuk Erdoğmuş (25:46)
Evet. Ya da çok bozuk bir ekip ise ekibi dağıtıyor falan.

Murat Yerdekalmazer (25:51)
Evet

işte yani orada bu masraflı bir şey. Ona girmek istemiyor. Çoğu da yani ne yapacağını da tam bilmiyor. Sanıyor ki yeni bir sıfır bir ekip kurarsa ya da bir iki kişiyi ibret olsun diye sallandırırsa diğerlerinin de hemen düzeleceğini falan sanıyor. Ama öyle olmuyor. Öyle olmuyor.

Ufuk Erdoğmuş (26:12)
Aslında düzelmesi mümkün ama o da ayrı zor. Ama şimdi elimizde bir ekip var, düzeltemiyoruz kültürü diye dağıtmak da saçma. Yani fiyat performans olarak hangisi daha mantıklı?

Murat Yerdekalmazer (26:28)
İnsanlara

bir bakarım ve ne kadar güvensiz bir ortam var artık. Çok toksikleşmiş ve mesela bu dedikodu vesaire falan bazıları birkaç kişi sadece bundan besleniyor gidip fitne fücür salıyor içeri falan. Demin anlattığım testleri bu durumlarda kullanıyoruz. Gerçekten elimizde delil olsun bu kişinin 200'lü olduğuna dair vesaire şekliyle ilgili.

Ufuk Erdoğmuş (26:32)
İyice batırdıysak.

Murat Yerdekalmazer (26:56)
delil olsun diye kullanıyoruz. Mesela eğer diyelim ki 10 kişilik ekipte 2 kişi var böyle. Ve esasında onları ortadan kaldırsak. Görüyorsun o zaman mesela denenebilir. Test yaparak bu insanları işten çıkartıp zaten esasında biliniyor bu kişiler.

Ufuk Erdoğmuş (27:07)
Rahat ecegi.

Ben de onu diyecektim yani az çok yani 10 kişiden 3'ü bozuksa birini bilirsin azından ya da ikisini yani hani tutturmasan da o da zaten temizler.

Murat Yerdekalmazer (27:25)
Abi benim testimde elinde delil oluyor. Yani Cambridge Üniversitesi Psikometri Merkezi tarafından yapılmış bir test de de delil oluyor elinde. Artık bu konuyla ilgili.

 

Tüm güven kültürü yıkılırken yönetici neredeydi?

Şimdi onları temizledikten sonra da şey diyebilirsin arkadaşlar yeni bir dönem açıyoruz. Ve geçmişte olanlar için özür dilerim. Ve bunları toparlayacağım. Bu denenebilir. Bu denenebilir. Ama 10 kişiden 5-6'sı artık toksik bir hale geldiyse... Artık...

Ufuk Erdoğmuş (27:54)
Geçmiş olsun.

Murat Yerdekalmazer (27:55)
Sen

neredeydin o ana kadar derim ben. Yine yöneticiye geri dönüp sorarım. Sen neredeydin o ana kadar derim yani. Bu kadar kirlenmesine nasıl izin verdin Burhan'ın?

Ufuk Erdoğmuş (28:05)
Şey daha büyük etki yaratır mı yöneticinin değişmesi? Yani bozuk bir ekip ve yönetici komple yani hem ekipte hem yöneticiyle problem var. Yöneticiyi değiştirince bu ne bileyim hani 15'te 6'sı dedik ama bir de yönetici var. Yöneticiyi değiştirince o 15'te 6 bir anda yumuşama ihtimali var mıdır? Yeni bir başlangıç sayılır mı?

Murat Yerdekalmazer (28:21)
Zaten o toxic bazen yönetici oluyor. O yüzden onun değişmesi gerekiyor aslında. Yani ekip iyi aslında da yönetici çok toxic bir tip oluyor. Yalancı, manipülatif. Bir de elinde güç var. Yani bir uzman sevgi...

Ufuk Erdoğmuş (28:25)
Doğru.

Çok

yakından biliyorum öbürünü de neyse şimdi.

Murat Yerdekalmazer (28:40)
Sivrisindeki bir toxicten daha büyük bir zararı var yöneticinin. Çünkü yetkisi var abi. Yetkisi var. Mesela bak bununla ilgili söyleyebileceğim şey şu. Mobbing yapar mesela. Yani çoğunlukla gördüğümüz şeylerden bir tanesi bu. O yöneticinin işten, mobbingten dolayı işten çıkartılmasından önce ekibinin büyüklüğüne göre değişir ama en az 2-3 kişi gider işte. Tüfeğ eder gider. Bak sen 2-3 tane iyi insansın.

Ufuk Erdoğmuş (28:53)
Öyle oluyor zaten.

İstifa eder zaten.

Zaten

öyle toksik yönetici beğenmediği tipleri baskıyla zaten püskürtmeye çalışıyor. İlk hareket o oluyor. Kendi kadrolarını doldurup beğenmediklerini püskürtme.

Murat Yerdekalmazer (29:15)
Ve onlarca

Onlarda

genelde insanlar oluyor gidenlerde işler.

Ufuk Erdoğmuş (29:21)
İyi

çalışanlar ve işini iyi yapanlar püskürtülür.

Murat Yerdekalmazer (29:24)
En iyileri kaybettin abi zaten. Kültürün ne yazık ki güvene dayanmadığı için iyiler gitti, kötüler kaldı elimde. Ki atarsan işte o yöneticiydi. Çoğunlukla da atılmıyor, şekilde de ona da bir orta yol bulunuyor ya kızağa çekiliyor.

Ufuk Erdoğmuş (29:42)
Ama gene oradan kenardan konuşmaya da devam ediyor.

Murat Yerdekalmazer (29:44)
Evet,

yani sen böyle bir toksik bir şey bulduğun an abi hiç gözünün yaşına bakmaman lazım. Yani görüntü yerde katli vaciptir.

Ufuk Erdoğmuş (29:54)
Ben de %100 katılıyorum buna. Ama mesela örnek olarak söylüyorum. Mesela devlette, üniversitelerde falan bunlar daha zor tabii. Giren kolay kolay kenara atılamıyor. O yüzden onlarla baş edebilecek bir başka yönetici benim gözümde tek çözüm. Ona hıt diyecek, susturabilecek cesarette ve olayın farkında bir yönetici sanırım.

 

Güvensizlik üzerine kurgulanan bir gelenekte yaşıyoruz

Murat Yerdekalmazer (30:12)
Şimdi işte böyle öyle bir damarama basıyorsun ki yani bugün sadece iş, iş dünyası diye değil. Evet. Ülkenin genelindeki bir sorun. Tabii ki. Buna bile güvenmeyeceksin diye atasözü var. Şimdi yani güvensizlik üstüne kurguladığımız bir, mesela devlet geleneğimiz var bizim bak bizim devletimiz vatandaşına güvenmez. Ne demek istediğimi şöyle söyleyeyim. Senin beyanın geçerli değildir devletin gözünde. Notele gidip tasdik ettirmen gerekir.

Ufuk Erdoğmuş (30:40)
Doğru, her ülkede böyle değil yani bilmeler için.

Murat Yerdekalmazer (30:42)
Öyle

değil mesela. yandan noter diye bir şey yok. Devlet diyor ki benim vatandaşım diyor. bir şey yalan söylerse ve ben yakalarsam cezasını veririm diyor. Ama diyor yani beyanı doğrudur onun diyor. Ben niye yalan söylediğini varsayayım ki onun diyor. Mesela İsviçre'de trenlere binerken turnik neden geçmezseniz. Neden geçmezseniz diyor ki trene binen kişi zaten alır biletini diyor. Güveniyor sana. Aslında bakın ülkenin sisteminden anlarsınız.

Ufuk Erdoğmuş (30:47)
Yalan söylemezdi.

Murat Yerdekalmazer (31:12)
Devletin size nasıl yaklaştığını. Şimdi devlet böyle yaklaştığı zaman vatandaşına vatandaş da doğal olarak dünyaya, etrafına da böyle bakmaya başlıyor. Hayata da böyle bakmaya başlıyor. Aslana bakarsan. O da her yere sirayet ediyor. Biz şu ana kadar sadece şeyi konuştuk. İş dünyasına ama baktığında nereye dönsen, neye baksak güvensizlikle ilgili ciddi bir sorun yaşıyoruz. Bu kadar uzun sürmesinin sebebi ne bu kriz?

Yani kriz olduğundan bile emin değilim ben şu anda çünkü kriz bir yerde biter.

Ufuk Erdoğmuş (31:46)
Evet. Yani insanların geleceği ya da ekonomi ya da bir şeye güveni kırıldığı için çözmesi de imkansız gibi oluyor.

Murat Yerdekalmazer (31:52)
Öyle oluyor yani şöyle düşünsene markete gittiğinde ucuz bir şey bulursan evde olmasına rağmen gidip alıyorsun. Çünkü onun fiyatının düşmeyeceğine ya da bir dahaki sefere o fiyattan alamayacağını biliyorsun. Ona güvenmiyorsun o fiyattan bir daha bulabileceğine güvenmiyorsun. O zaman gidip alıyorsun. Sen onu aldığın an ihtiyacın olmadı her neyse enflasyonu körüklüyor aslında bu. Ben tek başıma aldığım tuvalet kağıdı ne olur ki diyebilirsin. Haklısın.

Kişi bazında böyle ama işte o büyüdüğünde sistem böyle çalışmaya başladığında bu oluyor. da yabancılar mesela Türkiye yatırıma gelmiyorlar artık diyorlar ki

Ufuk Erdoğmuş (32:32)
Bu

hep konuştuğumuz için zaten kültür her şeyi o kadar derinden etkiliyor ki yani bir tane olay iki tane olay çok saçma geliyor ama kültürün sonucu olarak oluyorsa o bir iki olay aslında çok daha büyük bir etkinin sonucu.

Murat Yerdekalmazer (32:44)
parçasıdır aslında. Bir küçük bir yansımasıdır aslında senin davranışın. Yani o davranış aslında büyük bir yapının... ...bir küçük yansıması, senin hayatındaki küçük bir yansıması. Abi bu güven konusu... ...ya mesela yurtdışına giden insanlara bak Türkiye'den. Niye gittiler ki? Bu kadar beyaz... ...gelecekle ilgili kendilerine bu ülkede... ...güvende hissetmedikleri için gittiler. Benim bu ülkede bir geleceğim yok dedi yani. O yüzden gittiler bu insanlar. Ya bunun gibi daha çok örneğin var. Yani o yüzden...

Güven konusunu o yüzden anlatmaya başladım. Yani en temelinde güven olmadığı zaman ilişkilerde çok zaman kaybediyoruz, çok para kaybediyoruz ve bizim bu kadar zaman ve para kaybedecek durumumuz yok. Yok.

Güven ortamı her zaman tekrar sağlanabilir

Ufuk Erdoğmuş (33:28)
Ekip için söylediğimiz şey nasıl ülke için her şey için geçerliyse ekipte yine söylediğimiz güven ortamı tekrar sağlanabilir. Tabii sağlanır. Geçerli. yüzden hani pozitif bir notayla hani düzelmesi her zaman mümkün. Yeter ki doğru yöneltilsin.

Murat Yerdekalmazer (33:42)
Sadece önemi çıkmışımda söyleyeceğim. Mesajım şu olsun, bir kendinize güvenin. Ve ekibinizdeki insanların kötü olduğunu düşünmeyin. Patronlara da aynısını söylüyorum. Yani ya ekibinize, insanlarınızla çalıştığınız insanlara güvenin ya. Yani... Kötüyse de kötüleri ayıklayın. Herkese kötülere... Kötüleri standart belirleyip, herkese ona göre davranmayın.

Ufuk Erdoğmuş (34:08)
Hoşça kalın.

Murat Yerdekalmazer (34:09)
Ne yazık ki herkese öyle davrandığın zaman insanların standartları da buraya iniyor. O zaman o insanlar da diyor ki ne kadar ekmeği, o kadar köfte. Sen bana böyle davranıyorsan... Ben de böyle. Ben de böyle çalışırım diyor yani. Şimdi sen tersini davransan, kıymetli hissettirsen kendini... Güvendiğini söylesen... Ben çoğunlukla tersini gördüm biliyor musun? İnsanlar... Benim sosyal medyayla ilgili çalıştığım bir arkadaşım vardı. Freelance. Ajans da çalışıyordu ama... Bana da freelance hizmet veriyordu.

Önemli de bir ajans da çalışıyordu. İşte anlaştık, konuştuk, bir plan getirdi bana. Tamam dedim, böyle yapalım falan. İlk postu çıkacağız. Bana böyle gönderdi. Abi bunu çıkalım mı dedi. Ben de dedim ki ne bileyim ben. Ne bileyim ben dedim yani. Anlamadı. Dedim ki bilmiyorum. Sen, seninle niye çalışıyorum ki ben dedim. Evet, sen hani senle konuştuk. Ana master plan da bir akış çıkarttık. Yani sen dedin bana.

Ufuk Erdoğmuş (34:51)
Nnıhıhıhıh

Sen doğru diyorsan yap yani.

Murat Yerdekalmazer (35:07)
Her şeyi yollama abi dedim bunu sen yap yani anlamadı ilk önce. Evet alışmamış yani sonra ama o kadar sorumluluğunu hissetmeye başladı ki. Yani senin ona güvendiğini görüp işte bak orada ben bir risk alıyorum aslında. Yani onun iyi yapıp yapmadığını biliyor muyum bilmiyorum.

Ufuk Erdoğmuş (35:13)
Alışmamış çünkü o ta...

Yeni başlıyor çünkü. güvenerek ama iddia ediyorum ben bu arada o güven moral desteğiyle yapacağından da daha iyi yapacak.

Murat Yerdekalmazer (35:38)
Öyle

oldu zaten. Öyle oldu. Mesela ben TikTok'da videolar koymuyordum TikTok'a. Abi TikTok'a kesin video koyalım. Sen bana videoları ver ben koyayım falan demeye başladı. Ya diyorum ki istemiyorum TikTok. Abi koyalım bak filan şuradan şöyle reklam alırız buradan filan gibi. mesela plan yapmaya başladı. Ben ondan öyle bir istememiş olmama rağmen. Evet evet. Çünkü sorumlu hissediyor kendisini. Ve bir de kendine bir alan tanımlandığını görüyor aslında. Ona güvenildiğini görüyor.

Ufuk Erdoğmuş (35:58)
Yukarı çek.

Murat Yerdekalmazer (36:08)
Ve abi kendini var edebiliyor. Kendi gibi olabiliyor. Yani bu o kadar kıymetli bir şey ki işte bunu anlamıyoruz biz. Çok yaşadığımız bir şey değil. İnsanlara bunu yaşatmalıyız. Kendinize de yaşatın. Ekiplerinize de yaşatın. Çok çok daha iyi olduğunu göreceksiniz. Bunu yaşatmayan insanlar varsa ekipte de, eee yolları ayırın. Evet, temizleyin. Yolları ayırın yani. Söyleyeceğim bu olsun.

Ufuk Erdoğmuş (36:28)
Seni izlemekle.

Çok güzel gözet oldu. tekrar çok teşekkürler. İnşallah bir buçuk sene daha beklemeden bir bölüm daha öyle böyle bir şekilde bir araya geliriz. Maksat bölüm olsun yine o bahanesi olur.

Murat Yerdekalmazer (36:43)
Uçuk sene olmadan yeni bir video öpücüğe konusunda sana güveniyorum.

Ufuk Erdoğmuş (36:48)
İnşallah.

Bunu kovalacağım. Şiire çok teşekkürler. Ağzınıza sağlık.

Murat Yerdekalmazer (36:54)
Ben teşekkür ederim. Sağ ol. Görüşmek üzere sevgili abone


Yazar Oyuna Devam