Girişimcilik Oyununda Ekip Kurmak, Seçim Kıstasları ve Ekip İçi Adalet | Oyuna Devam Podcast 089
Intro
Ufuk Erdoğmuş (00:00)
Olmalı mı, olmamalı mı'nın bu bölümünde konuğumuz Ercan Gümüş seri girişimci, Efilli, Cool Digital Solutions vesaire vesaire'nin kurucusu. Ercan hoş geldin. Hoş bulduk. Bugün Ercan'la Alp Kamerası'ndan bize şu anda bilmediğimiz sorular soracak ve takım, ekip kurma takımla ilgili artık ne önemlidir, ne değildir, bir şirketi büyütürken sıfırdan bire giderken veya sonrasında ekipte neler önemlidir gibi şeyler soracağını tahmin ediyoruz. Doğru tahmin ettin mi?
S.Alp Sarıçiçek (00:29)
Bence çok doğru bir tahminli. Birazcık anlatmıştım zaten.
Ufuk Erdoğmuş (00:32)
Tamam
takım konuşacağız. İki takım fetişi insan olarak bizi oturttular bu masaya. Başlayalım istersen Alp.
S.Alp Sarıçiçek (00:39)
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Bu gerçekten benim kendime şey olarak seçtiğim bir konu oldu. Ben bir şey öğrenmek istiyorum buradan. Teşekkür ederim şimdiden bu cevapları. Ben sorarak öğreneceğim. Herkesten önce bileceğim. Yayından önce biliyor olacağım bunları. Abi, Hook Bey'in birkaç tane girişimi var aynı çatı altında. Oynadığım onlardan bir tanesi. Senin de bir sürü, az önce bahsettiğimiz gibi, Bancho Stüdyo ve o şekilde ilerleyen girişimlerin var. Bu süreçte...
Ufuk Erdoğmuş (00:48)
Video izleyerek de yapabilirdin ya bizi buraya.
Girişimcilik oyununda takım ne zaman önemli olmaya başlıyor?
Bu gir...
S.Alp Sarıçiçek (01:09)
Dişimlerin
ayağa katmasındaki bir ürün veya fikir tabii ki çok önemli ama mesela takım burada nerede başlıyor önemli olmaya? O takımın kurulma aşamasının neye göre mesela karar verilen ve başlanan bir şey? Mesela yakınınızdaki bir aday mı sizinle birlikte ilerliyor yoksa gerçekten spesifik birisini seçip onunla mı devam etmeye çalışmak daha mantıklı bir yol?
Ufuk Erdoğmuş (01:28)
Çok geliş girdi ya. biraz daha daraltarak başlayalım istersen. Benim kafada 100 tane şey geldi mesela sorucu. Küçültelim istersen.
Ercan Gümüş (01:29)
...
S.Alp Sarıçiçek (01:35)
Kutuyorum hemen,
ürünün yanında takım ne kadar önemli.
Ercan Gümüş (01:39)
Ürün önemli değil bence, takım daha önemli. Ürünü değiştirebilirsin ama takımı değiştirmek çok daha büyük bir efor istiyor. Bir de takımda yanıldığında çok daha büyük bir cezası var. Üründe yanıldığında daha az bir cezası var. O yüzden takımı biraz daha yukarıya koymak gerekiyor gibi geliyor. Ne düşünüyorsun abi?
Ufuk Erdoğmuş (01:57)
Hemen düğmeye... Evet, şey yolladı. Bana geçiyor. Yani çok söz et dedi. Ürün değişir, takım daha zor değişir. Bir de ürünü yapan da takım zaten. Yani ne kadar biz müşteriden bilgileri alsak, plan yapsak işte... ...requirement'lar, ürünün tanımı falan... ...bence yine de takım bir ruhunu katıyor ürüne. Her şekil. Yani o gelen istekleri bile takım süzgecinden geçirip... ...yorumladığı için o da etkiliyor. Dolayısıyla...
Takımsız olmaz ama ürünsü... Ben hep şeye spriisi yapıyorum bize içeride. WebTile bir gün batabilir. Ama aynı takımla ben bakkal da açabileceğimizi düşünüyorum. Kafede açabileceğimizi düşünüyorum. Yani o yüzden ürün bence bayağı önemsiz kalıyor takımın yanında.
Ercan Gümüş (02:40)
Biz mesela bunu denemiştik.
S.Alp Sarıçiçek (02:43)
Evet. Bunu çok merak ediyorum gerçekten.
Ercan Gümüş (02:46)
Cupbi
Meyve diye bir girişim yaptık abi. Bizim yazılım şirketi varken meyveyi ben çok seviyorum. Günlük hayatımın böyle bir rutini. İnsanlar kahve sağlıksız işte, çay sağlıksız. Aslında onların şey için bir kendilerine eşlik edecek bir içecek için tüketiyorlar. Onun yerine meyve tüketsinler diye biz bir girişim başladık. İzmir'de cupbimeyve.com diye de bir site yaptık çünkü dijitalizya. Sadece online'den...
Sipariş aldığımız boynaba da bir tane manav değil çünkü meyveleri doğranmış olarak gönderiyoruz. O anda sana eşlik edecek olan kahvenin yerine sağlıklı bir atıştırmalık koyuyoruz. Yaptığımız çok böyle basic bir şeydi. Ama hani severliğin çok doğru. Takım olduktan sonra manav da açabiliyorsun. Hiç fark etmez.
Ufuk Erdoğmuş (03:17)
manav aslında.
İşledin mi hakikaten çalıştı yani değil mi? Acayip güzel gitti. Ben bu arada profesyonel muhtekizim diyorum ya Ercan'a her yerde. Benim aklımda adam hep yapmış ya. Allah'ın et olsun. Şerefsiz mi aklıma gelmişti?
S.Alp Sarıçiçek (03:46)
Devam
ediyo
Ercan Gümüş (03:49)
Yok
abi yani o iş bize bir noktada şeye geldi. Ben başarılı olacak mı diye baktım. Siparişler gerçekten gelmeye başladı ve siparişleri kapatmaya başladık biz. Siparişler çok fazla gelince. Tabii onun için biz ne yaptık işte kurye işi aldık. Gidip böyle motorlar aldık. Motorlar renkli motor. Araba aldık renkli araba. Böyle pembe bir Volkswagen vardı. İşte yeşil renkli galiba bir tane böyle motor vardı. Yani çok böyle renkli harika bir şey. Ama sonra
Bir operasyon haline gelmeye başladı. O bir iş haline gelmeye başladı. Bu sefer de ne yapmamız lazım? Onu bir iş haline getirmemiz lazım. Başına birisini koyacağız, yatırım yapacağız. Onu yine bizim ekipten bir arkadaşımıza teklif ettim ben. O çocuk da o dönem onun başına geçmek istemedi. Çok haklı. Çünkü operasyonel bir iş yani. normalde... ...çok acı iş yapıyoruz ya biz. Dijital de olsa operasyonel bir iş, dijital de olsa keyifsiz bir şey. Yani bana göre. Bizim ekibimize göre öyle. Bazı insan çok seviyor operasyonel işi.
altından kalkacağımızı düşünmedik. Bir de şeyi hesapladık şimdi...
Ufuk Erdoğmuş (04:53)
Bu güzel bir not olmuş. kusura konu, öldüm. Yani her insana göre değil operasyonel iş yönetmek. Siz mesela daha stratejik işleri idare etmeyi seven bir takımmışsınız. Yine bu da bir göstergi aslında. Yani o takım, stratejik işler için güzel bir takım. Operasyonel işler için çok istekli olmayan bir takım mesela. Bu da bile etkilemiş yani.
Ercan Gümüş (05:10)
Evet, yani operasyonel işin güzel değil ne her zaman kazanırsın. onun batma ihtimali çok düşük.
S.Alp Sarıçiçek (05:17)
kaosa düzen getirmek güzel bir zanneder.
Ufuk Erdoğmuş (05:19)
Bunu
yaptıktan sonra onu işlettiğin sürece güzel getirebilirim.
Elmaları kesince kararmıyor muydu gidene kadar? Bu büyük problem. Ben sipariş vereceğim kararmış elma istemiyorum.
Ercan Gümüş (05:32)
Zaten
taze ve anlık yapıyorduk. Soslarımız da vardı. Ve zaman içerisinde biz onları bizim çalışma arkadaşlarına denetiyorduk. Düşün abi, mutfakta bunlar yapılıyor. İşte bardakta ermağı, ananas, örnek veriyorum işte çilek karışımı üzerine de çikolata sosu. Sonra böyle küçük deneme paketleri bizim çalışma arkadaşlarına geliyordu. Ya diyor bu güzel, bu güzel. En çok beğenilen şeyleri de siteye koyuyoruz.
S.Alp Sarıçiçek (06:01)
Hem de takımı daha sağlıklı bir hale getiriyoruz böyle.
Ufuk Erdoğmuş (06:03)
Şirklu
o tabanmışlar yine. Ama evet kahveden iyidir her türlü.
Ercan Gümüş (06:06)
Yok
canım, Çikolata
S.Alp Sarıçiçek (06:11)
Devam ediyorum.
Ercan Gümüş (06:12)
Çıkıntıya girmiyoruz.
Takım kurmaya nereden başlıyorsunuz ve kıstaslarınız neler?
S.Alp Sarıçiçek (06:16)
Peki mesela yeni bir, az önce bahsettiğin gibi yeni bir sürece adım atarken, sen var olan takımla yaptığını söyledin tabii ki ama bunun ilk defada bir takımla kuracağınızı düşünün bu süreçte. Ya da ilk başladığınız zamanı düşünerek verin cevap bu soruya. Takımı kurmaya nereden başlıyorsunuz? Mesela özellikle yanınızda olmasını istediğiniz bir kişilik tipi veya bir arc type var mı?
Ercan Gümüş (06:41)
Başlamak ister misin?
Ufuk Erdoğmuş (06:42)
Güzel.
Düşünüyorum aslında düzgün cevap vermek için. Varsa aklımda bir şey...
Ercan Gümüş (06:47)
Tamam ben
gireyim, oradan sen devam et. İlk başlangıçtaki sorun da çok güzeldi bu arada. Aslında takıma ekleyeceğin insanları, ben bir iş kuruyorum ve bu insanları ekliyorum gibi bir dünyada yaşamıyorum. en azından. Ben hayatımdaki insanlarla tanıştıkça, o insanlar benim hayatımda, benim evrenimde birer nokta haline geliyor. Hatta biz ilk şirketi yaptığımızda...
Biz böyle bir dünyaydık, diğerleri böyle gezegen veya uyduydu. Öyle bir network aritası yaratmıştık. Ama bu insanların hepsi benim hayatımda olmaya devam ediyor. Ben artık tanıyorum Ufu'un ne yaptığını, ne de iyi olduğunu, ne de iyi olmadığını çok iyi biliyorum. Alp'in ne yaptığını, ne de iyi olduğunu, ne de iyi olmadığını çok iyi biliyorum. Bu evrenin içerisinde yaşıyorum ben. Sonra karşıma bir tane problem çıkıyor. Buna önelik bir çözüm üreteceğim ya. Bu çözümü üretmek için gerekli olan komponentleri...
Bu evrenimizden ya Alp böyle bir şey var düşünür müsün? Ufuk böyle bir şey var düşünür müsün diye o evrenin içerisinden seçiyorsun. Dolayısıyla takımı kurarken aslında sen o evrenin içerisinde yaşadığından dolayı bugün belki 20 farklı business'ı hayata geçirecek olan insanlarla birlikte yaşıyorsun.
Ufuk Erdoğmuş (08:01)
Tabi çevrende uygun insanlar olduğunu varsayarak yapıyoruz ama yoksa da dediğin doğru en yakını ile başlıyorsun zaten. Ben şeyi hatırlamaya çalıştım yani hep yeni bir şeye başlarken mevcut ekiple girdim sanırım ben o yüzden böyle bir duraksadım. Yani ilk ilk başı düşünebildim sadece hani buna cevap olarak. Orada da sanırım beni en iyi tamamlayacak kişiyi bulmaya çalışmıştım başta.
S.Alp Sarıçiçek (08:29)
Sosyal kayganlaştırıcı, iş bitirici. Mesela.
Ufuk Erdoğmuş (08:32)
Hayır
yani beni tamamlayacak derken ben mesela şey örnek olsun teknik örnek olsun diyelim ben yazılımda iyiyim hani iyi bir tasarımcı ilk işi almak isterim diyelim öyle bir üründe ya da işte ben satışta iyiyim teknik iyi birisini almak isterim gibi düşünüyorum ama pratikte ben öyle yapmadım duraksama sebebim oydu yani gerçekte yaptığımla sanki ideal kağıt üzerinde ideal gözüken biri değil.
S.Alp Sarıçiçek (08:54)
Bir ara
ben bir soruyla pekiştireyim belki senin cevap vermenin kolaylaştırıcı.
Ufuk Erdoğmuş (08:58)
Bu
arada tamam olarak Ercan'ın dediğini yaptım. Elde hazırda tanıdığım birilerinden bir karma takım oluşturmuştum bende. İlk başlangıçta evet o güveni arıyorsun galiba.
Ercan Gümüş (09:03)
Çünkü konforu da no.
S.Alp Sarıçiçek (09:09)
Demek ki kapabiliteden daha değerli bir şey ilk şeyde hem network aşamasında hem de bu tarz bir sürece başlama aşaması.
Ercan Gümüş (09:15)
Yani
bence etiketlemeye gerek yok ama bak orada çok güzel bir şey yakaladık bence. Şimdi ilk başta yeni bir dünyaya giriyorsun ya, bu yeni dünyada korku var. Çünkü o yeni dünya karanlık bir dünya. O zaman ne ihtiyacın oluyor? Güvene ihtiyacın oluyor. Güvene ihtiyacın olduğu için de bildiğin insanlarla bu yola çıkmaya çalışıyorsun. Çünkü o güven çemberinin içerisindesin, o karanlıkta birlikte hareket etmek çalışıyorsun. Orada işte bence tek konuları vesaireye bakmıyorsun.
Ufuk Erdoğmuş (09:25)
Tek başına bir yere giriyorsun yani evet.
Ama mesela bugün bu yaşımda sıfırdan bir şeye başlayacak olsam ve çevremde de diyelim hiç... ...alakasız, kimse yok yani. Artık şey var ama o güven biraz kendime var. Şimdi ben başladığımda kendi başıma 27 yaşındaydım. Şimdi 27 yaşında kendime güvenim yoktu dolayısıyla... ...hani birlikte olduğum kişilere bir şekilde güvenmeye çalışabilmem normal ama bu yaşta artık... ...kendime güvenim var dolayısıyla yeni tanışacağın birini tartma becerime... ...o işi kendi öğrenme becerime güveneceğim için belki...
Daha teknik yaklaşabilirim yani atıyorum developer'sam bir tasarımcı bulayım bir şey yani tamamlayıcı bir karakter arayayım diyebilirim ama gerçekten pratikte gençken özellikle çok zor gerçekten bildiğin kişilerle biraz beraber düşe kalka gitmeye razı olacağın insanlarla Lambo Lumber, başlıyoruz aslında biraz.
Ercan Gümüş (10:28)
Ben
de farklı biraz. ben 38'deyim, yok hala aynıyım ben. Ama değişmedi. Yani daha dün arkadaşlarla konuştum.
Ufuk Erdoğmuş (10:34)
Doğru ama
sen hala yeni sürekli bir şey benden daha fazla yeni bir şeye giriştiğin için
Ercan Gümüş (10:39)
Yeni
şeyler girişirken de hala eski arkadaşlar. Dün işte arkadaşlarım dediğimde aynı zamanda Efil'le ortaklarım. Biyolikte yaptığımız işte ki arkadaşlar. Çocuklar masaya şey söyledi. Abi dedi yani biz bu gank olarak, bu işte ekip olarak bir sonraki girişimleri gerçekleştirmek için önce bunu başarıyla bitirmemiz lazım. Ama bunu söyleyen insanlar şu anda Efil'le bizim biyolikte çalıştığımız insanlar ama müthiş bir...
aslında orda şey veriyorlar diyorlarken bir sonraki projede de birlikteyiz. Soru işareti yok kendi aramızda. Ben hala o güvenin çenmesinin içerisinde kalmakla herhalde kendimi rahat hissediyorum.
Ufuk Erdoğmuş (11:18)
Ben belki çok pratik, teorik yaklaşmış olabilirim çünkü ben de muhtemelen aynısını yapıyorum. Bizim 7 yıldır birlikte çalıştığımız müşteri Steve, biliyorsun. Mesela büyük bir yatırım aldı. Artık devam edecek yani belli o büyüyecek. Mesela şimdi o iş büyüyor artık yavaş yavaş o exit yoluna girdi ya. Bir ay önce bana diyor ki yeni ürün mü yapsak tekrar aynı ekip. Yani Amerika'daki adam bana onu diyor mesela.
Niye bana diyor? Orada artık parası var, ekibi var. Koca holdingi almış mesela bu ürünü satmış arkasına ama geliyor bana diyor. Çünkü o duygu başka bir şey gerçekten. Tanıdığın, güvendiğin biriyle sıfırdan bir yere bir şey götürtmek gerçekten daha tatmin edici bir şey. Adam artık onu istemiyor. Hala gelmiş bana aynısını yaşama derdinde. Sanırım bu evrensel bir şey olabilir. Yani sırf bizle alakalı değil.
Ekibe dâhil edeceğiniz kişinin becerilerine mi yoksa kültürel uyumuna mı daha öncelik veriyorsunuz?
S.Alp Sarıçiçek (12:04)
Peki bu mesela ikinizin de söylediği takımın ruhu, kültür, demek ki netbörkü de kapsayan bir şey o zaman. Hani o aynı ruha, aynı kültüre sahip olmadığını düşündüğün insanla dediğin gibi tanıyorsun, biliyorsun ne yaptığını ne yapmadığını ama mesela belki bir problemi çözmeye gelecek olsa işin sırası. Onu değil de daha yakın kültüre olarak, ruhu daha yakın olduğunu düşündüğün birisiyle devam eder miydin mesela? Doğrumu anlarım ben bu süreci.
Ercan Gümüş (12:29)
Yani geçenlerde bir yazı okumuştum, çok güzel özetliyor bu durumu. Diyor ki senin bulunduğun ortamda, eğer bir ortamdan şikayet ediyorsan, o konuşmalardan rahatsızsan, bu aslında senin kendinle ilgili bir şikayetin. Çünkü senin bulunduğun ortamdaki konuşmaları sen seçiyorsun. Biz ne yapıyoruz? Network kelimesini çok böyle sevmiyorum ben ama. o community'nin içindesin ya, evet o çevren. O community'nin içindesin ya. Evren dedik. Evet, evren dedik.
S.Alp Sarıçiçek (12:56)
demiştiniz.
Ercan Gümüş (12:59)
o komünitinin içerisindeki her parçayı sen seçtin ve o insanlar zaten seninle benzer bir mindset, düşünce sistemine sahipler. Onlarla birlikte yol alıyorsun.
Ufuk Erdoğmuş (13:10)
Çok ayrıksa seni o kadar rahatsız ediyorsa, mümkünse zaten hayatında olmasın. O senin hayatındaysa da demek ki var bir şey. Sen seçmişsin bunu.
Ercan Gümüş (13:18)
hayatındaysan
okey ama yani o evrenin içerisinde değil çünkü orası şey bir ev
Ufuk Erdoğmuş (13:22)
Demek ki sen seçiyorsun aslında onun içinde olmayı.
Ercan Gümüş (13:26)
Bilmiyorum cevap oldu mu? Tamam.
S.Alp Sarıçiçek (13:27)
Bence oldu.
Teşekkür ederim. Peki burada birazcık daha iş yapımı iş yapılması sırasındaki takım dinamiğine döndürelim.
Ufuk Erdoğmuş (13:36)
Öncekine takım
iş yapılması deyince ona bağlamak istiyorum. İlk başta bu ilk, birinci, ikinci kişiyi tanıdık olması, güven olması hakikaten faydalı bir konfor veriyor. Ama bir yerden sonra artık biraz analitik düşünmek bence gerekiyor. oraya geleceksin diye tahmin ettim.
S.Alp Sarıçiçek (13:53)
Yo hayra ama bu cevap bu
Ufuk Erdoğmuş (13:54)
Yani birinci, ikinci kişi de bu güveni isteyebilirsin ama beşinci, onuncu kişi de hani hala senin kültürün olacak ama artık başka görevleri tamamlayacak insanlar arıyorsun.
S.Alp Sarıçiçek (14:04)
Demek ki o zaman ilk aşamada tutum daha önemliyken, belirli bir noktada belirli bir seviyeye çıkınca kapabilite yetenek daha iş bitiriciliği.
Ufuk Erdoğmuş (14:11)
Daha
demeyelim bence o tutum karakter her zaman önemli. Ama şey yok yani.
S.Alp Sarıçiçek (14:16)
ihtiyaç
mı ona göre değişiyor peki sence daha sonra?
Ufuk Erdoğmuş (14:20)
Ya bir görev var. Yani şirket büyüyor. İşler artıyor. Yani artık bir zahmet hani en yakın arkadaşınla her şeyi yapamazsın. Hani herkesin bir sınırı var. Dolayısıyla bence işi yapacak doğru adımı alman gerekiyor. Ama orada yine kültüre uygun ya da senin gitmek istediğin yere bakış açısı işte kafa yapısı uygun kişileri arıyorsun zaten. Onların içinden en yetkinliğini bulmaya çalışıyorsun. En yetkinliğin içinden bana en yakın kafadakini değil sanırım. Önce karakter ama yine sonra yetkinlik arıyorsun. Ama ilk yola çıkarken bazen o yetkinliği
Ercan Gümüş (14:43)
Yani
Ufuk Erdoğmuş (14:48)
Daha mazur görebiliyorsun yani. Yolda çözeriz beraber falan diyebiliyorsun mesela. Anladın mı? Karakter her zaman uyacak. Ama şey değil yani ben Ufu'un 8 kopyasıyla 9 kişilik bir ekip kurmamalıyım. Öyle bir şey yok. Kültür öyle bir şey değil yani. Benim kopyamdan olmayacak herkes. 2. olabilir ama bir yerden sonra o bir kültürün kendi sinercisi var. Ona uyacak. Ama birebir aynısı olması gerekmiyor. Hatta bence mümkünse biraz çeşitlendirmesi daha iyi oluyor.
S.Alp Sarıçiçek (14:53)
Ama tutumun bunu...
Ufuk Erdoğmuş (15:14)
Ama hani bir ortak noktası oluyor atıyorum. İlericilik olur, hırs olur. İşte ne bileyim uyumlu olmak olur, güven olur. Böyle bir yerlerden tutunuyorlar ama herkesin bir masaya bir getirmesi gerekiyor. Ama ilk bir iki kişi de baya benzer kişiler güzel anlaştığı için. Bence işler daha iyi yürüyor. Doğru mu?
Ercan Gümüş (15:32)
Ben çok iyi.
Söylediğin şeyin şu noktası da var. Benim mesela kendi içimde hatalarımı bu şey yaptı. Farkındalığında yaşattı. Ben çok güzel hata yaparım. Hani onu hep anlatıyorum ya. Yaptığım hatalardan bir tanesi şeydir mesela benim. Bu network'un içerisinde devam ederken, takımı oluştururken, o capability'lere daha sonuca zaman veriyorum.
Ama orada kaybettiğim gap bana zaman kaybettiriyor.
S.Alp Sarıçiçek (16:05)
O zaman gerçek bir negatif tarafı da var bu.
Ufuk Erdoğmuş (16:08)
Sen
karakter uyum vesaireye çok fazla uzun süre önem veriyorsun.
Ercan Gümüş (16:12)
Evet
fazla ve uzun süre önem veriyorum.
Ufuk Erdoğmuş (16:16)
Yol
bu arada.
Ercan Gümüş (16:19)
Evet, bu da bir yol. Ama benim okuduğum kadarıyla ve istatistik olarak da göstergeler Ufun söylediğin daha doğru bir çıktı. Bu da aslında benim farkında olduğum değiştirmeyi de çok tercih etmediğim bir yönden birisi.
Ufuk Erdoğmuş (16:34)
Tabii burada şeyin etkisi olabilir. Sen hep söylüyorum. Yani kamera karşıda söylemiş olabilir ama Ercan benim gözümde benim yapmak istediğim şeyleri benim sekiz se on sene önümden yapıyor gibi. Belki bir sebebi benim başlarda tökelezemiş olmamdır. Ben bu tökelezeme sırasında bunu öğrendim aslında. Sen belki bir şekilde şans yaver gitmiş bu ilk ekiplerinle de. Yani ben ilk beş yılımda, altı yılımda hep kafama uygun kişileri öncelikle seçmeye çalıştım. Ve bazıları iş yapamadı. Gerçekten yetmediler hani.
Olmadı, kaldıramadık beraber. Ben de yetmedim, onlar da yetmedi. Ve bir noktada fark ettim ki bu bir business ya bu bir iş. Önce işin yapılması gerekiyor aslında. Sonra ben şeye evrildim. Yine uygun olsun ama bana uygun olmasına gerek yok. Ama bir şeye uygun olsun, benim de uygun olduğum bir sinerji işte dediğim o. Benim gitmeye okey olduğum bir ekip ruhuna uygun olsun ama işin de yapsın.
Yani ben ilk yıllarda ama işini de yapsın demiyordum. Gelir, öğrenir. Çok iyi adam ya. Her şekilde beraber yaparız falan. Eğitiriz. Ben arkadaş arıyordum yani. Şirkette maaş verecek arkadaş arıyor gibiydim. Bir yerden sonra fark ettim ki işler böyle yürümüyormuş. Ben de yürümedim. Belki sen de yürüdü o yüzden bunu daha geç yorumlamış olabilirsin. Bilmiyorum. Benim ilk topladığım ekiplerde bu yürümemişti. O yüzden ben artık şey diyorum önce işini yapacak ama bu sinerjiyi de bozmayacak belli kriterlerle.
Sanki ben öyle düşünüyorum. Orada bir denge var. Yani sadece işi yapsın en iyi developer alayım. Karakteri ne olursa olsun kesinlikle işe yaramıyor. Yaptığı iş önemli değil, karakteri süper olsun da kesinlikle işe yaramıyor.
S.Alp Sarıçiçek (18:03)
Role'unda
hatta aşağıdan yukarı bullying falan görüyoruz değil mi öyle bir
Ufuk Erdoğmuş (18:06)
E tabi öyle oluyor aynen. Ben işimi çok iyi biliyorum falan da gelebilir. Neyse. Ayrıca gireriz.
Ekibinizde muhakkak olmasını istediğiniz bir kişilik türü var mı?
S.Alp Sarıçiçek (18:13)
Şöyle devam edeyim o zaman. Ekibinizde muhakkak olmasını istediğiniz bir kişilik türü var mı?
Ercan Gümüş (18:20)
Bak bu çok güzel bir soru. Biz şey yapıyoruz, 16personaltiz.com var. O güzel bir test. Globallere böyle kendi rüştüne ispat etmiş bir test. Orada kişilik şeyleri var, çeşitleri var. Biz ona bakıyoruz. eğer bir tane bir kumandan, komendör varsa o komendörün yanında böyle bir logistikin olması
Mesela projedeki şey verimliliği gerçekten arttırıyor. Veya mesela bir diplomatın...
Ufuk Erdoğmuş (18:54)
Bu arada kumandan diplomat bu 16 karak... Yani bir sürü psikolojik modellemeler var insanları kategorize etmeye çalışan psikologlarında yüzyıllardır uğraştı. Şey bu zaten. Bir modelde 4 miydi? 4 kategoride 0 ya da 1 gibi. Hani çarpı yine 5 oluyor.
Ercan Gümüş (19:14)
4 tane var 4'ün avucu
Ufuk Erdoğmuş (19:16)
Böyle
burada mısın, burada mısın gibi olunca kombinasyon 16 farklı kombinasyon oluyor. Bunlara da birer isim vermişler. İşte birisi kumandan, birisi işte neyse diplomat, işte bir şeyler bir şeyler. Ya bunlara bir ünvan takılmış. Karakteri az çok tanımlayacak, kelimeler tanımlamış. O bahsettiği kumandan ne diyor? Kumandan karakter. Yani o dörtlü kombinasyonun birisi kumandan olmuş oluyor.
Ercan Gümüş (19:36)
Yani zaten 16personalities.com'a gelince o şeye ulaşmış olacaklar bilgiye. Bu şey için değil yani bu akademik bir çalışma zaten. Buradaki önemli olan nokta ne? Bir takımı oluştururken takımın içerisinde herkesi kumandan koyarsa o zaman baya komik oluyor. Denedik çünkü. Bu sefer şey oluyor, bir şey örneği vermiştim ben.
ölmemi bekleyen bir sürüünün başına geçecek olan bir kurt olmuş oluyor. Bundan iki tane, üç tane olmaya başlayınca bu sefer ne tetikliyor? Korku tetikliyor. Bu sefer kararlarını daha sakin veremiyorsun. Veya tam tersini düşün. Seni tetikleyecek, yani senin yerine geçecek hiçbir kurt yok sürüde. Bu sefer de rahatlığın içerisindesin. O zaman da kararlarını çok cesur veremiyorsun.
S.Alp Sarıçiçek (20:26)
Progresi yavaşlatır.
Ercan Gümüş (20:29)
Yani şey çok önemli o yüzden. Takımın içerisindeki kişilik testleri, testin ne olduğu çok önemli değil bence.
Ufuk Erdoğmuş (20:36)
Ben mesela bu 16 karakteri ayırmayı çok hassas buluyorum. Çok denedim. Yani bir sorunun bir iki cevapla...
Yani bir yerden bir yere kayabiliyorsun. Az çok anlıyorsun bu arada çok şaşmıyor ama hani iki karakter arasında kalabiliyorsun. Ben onu çok isabetli bulmadığım için mülakatları da çok kullanmayı bıraktım. Başta ben de kullanıyordum. Ben mesela Big Five denen bir tane model var. Oradaki iki değere bakıyorum. Beş değer var ama ben sadece ikisine bakıyorum mesela. Onun dışında bir de işte mülakat da kendi analizimle bizim Lexis'i ben çok tavsiye ederim bu arada. Çok sevdiğim bir abi. Onun bir sınıflandırması var ama aynı şey yani hani hangi test olduğu önemli değil. Bir...
karakter analizi yapıp bu böyle bir insandır, bu böyle bir insandır bir gruplamak gerekiyor ve hepsi aynı olmaması gerekiyor değil mi? olay bu yani
Ercan Gümüş (21:18)
Evet, evet. Bir futbol takımını
kuruyorsan futbol takımında kalıcı da olacak, forvet de olacak, orta sahada da bir oyuncu da olacak.
Ufuk Erdoğmuş (21:24)
Bir şey yapamıyorsun.
Herkes çok koşan futbolcu. Öyle bir şey yok yani. Birilerinin iyi şut çekmesi, birilerinin hani... Anlatabildim Farklı farklı tipler gerekiyor.
Ercan Gümüş (21:32)
Tabii ki denedik onu da yani olmuyor.
S.Alp Sarıçiçek (21:36)
12
tane forbetle çıktık sonra. Tabii ki yanlış oldu. Burada şey soracaktım ben de, güzel açıkladınız.
Ekip içindeki adalet ve bunun finansal karşılığının sağlanması
Birkaç tane sorma cevap verdiniz o yüzden onlara atlıyorum. o kültürün içinde ister istemez sanıyorum bir de adalet duygusu da ve aidiyet duygusu da bulunuyor olsa gerek ki o kültüre dahil olmuş insanlar. Bunun hele günümüzdeki gibi çalkantılı bir dönemde finansal karşılığını sağlamak ne kadar kolay, ne kadar zor.
Ufuk Erdoğmuş (22:03)
Benim
verdiğim cevabı bile ondan sonra. Ne kadar geldi? Şu an beni kaşıyor.
S.Alp Sarıçiçek (22:08)
Hayır.
Ama bu önemli bir soru. Ben de mesela bunda ilgi bir şey öğrenmek istiyorum. Bu gerçekten ciddi ve hassas bir nokta.
Ufuk Erdoğmuş (22:16)
Ben bi girebilir miyim?
İlk şey, şimdi ekibin dinamikleri, aradaki uyum, sinerji, aradaki bağ, işte hep dalga geçiyoruz ya, biz bir aileyiz lafıyla ama gerçekten biz bir aileyiz. En yakın ne hissettirebiliyorsan onu hissettirmeye çalışıyorsun. Tabii ki aile olmuyorsun ama işte sevdiğim örnek biliyorsun zaten, takım, spor takımı, iyi bir futbol takımı, iyi bir basketbol takımında ne hissediliyorsa bağ olarak.
S.Alp Sarıçiçek (22:37)
Tamam.
Ufuk Erdoğmuş (22:43)
Ona yakın bir şey sunmak gerekiyor. Takımda öyle bir ruh olması gerekiyor. Ve ona uygun karakterlerin gelmesi gerekiyor. Burada şey var tabi bazı spor takımlarının amacı dünya şampiyonu olmak olabilir. Bazı spor takımlarının amacı iyi top oynamak olabilir.
Buna uygun karakter alman gerekiyor. Yani adam gelip iyi top oynayacağız biz zevk alacağız oynadığımız oyundan diyen bir takıma çok hırslı Ronaldo gibi bir karakteri koyarsan siz ne yapıyorsunuz birader deyip ortalığı dağıtıp gider. Ya da tam tersi işte dünya şampiyonu olacağım işte unicorn olacağım diyen bir şirkete birader ne gerek var işte ben Urla'da takılıyorum benim kafamda sergini koyarsan o da orada olmaz. Yani bunun gibi bir şey var ya takımın bir hedefi kültürü ortak bir şey var. Ona uygun kişileri almak gerekiyor bu cepte. Sonra
S.Alp Sarıçiçek (23:13)
Gidin.
Ufuk Erdoğmuş (23:23)
Bu zaten sonsuza kadar bence gider. Doğru oturursa gider. Ama nasıl gider? Adamların maaşını, işte o yapmak istediğin etkinlikleri vesaire vesaire döndürebiliyor olması lazım şirketin. Bence...
S.Alp Sarıçiçek (23:34)
Geçen haftaki... Birkaç hafta önce işletme kuruyorsam para kazanıyor.
Ufuk Erdoğmuş (23:39)
Kazanılması
lazım. yani. Birinci... Sonuçta bir sen futbol takımı da olsan para kazanması gerekiyor. Kazanamıyorsan Messi de olsa Barcelona bir yerden sonra sana paramız yetmiyor deyip gönderiyor. Aynı şey burada da geçerli. O paranın dönüyor olması gerekiyor o ekibi koruyabilmek için. Bence girişimcinin en büyük sınavlarından birisi yeterince para kazanamadığında ortaya çıkıyor. Burada bir karar vermek lazım. Yani bunu mu tutmak istiyorum yoksa bunu mu kazanmak istiyorum?
Bunun cevabı bence doğru cevap işletmeyi korumak gerek. Benim yıllardır verdiğim yanlış cevap ekibi korumak gerek oluyor. Ve gerçekten bu bayağı şey baltalıyor. Yani işlerin ilerlemesinde baltalıyor. Kârı azaltıyor. Evet, alp zaten şu an bizimle çalışmıyor ama hani...
S.Alp Sarıçiçek (24:20)
zorla işten çıkarttırdım.
Ufuk Erdoğmuş (24:25)
Oğul kendi kendine istifade etti sağ olsun. Yani buralara girmeye etkiydi. Ama hani bu yöneticinin bir tercihidir. Yani yöneticinin tercihi mantıken işletmenin kazanmasıdır. Yani kar etmesi gerekir. Dolayısıyla takımda kayıplar yaşanır. O yüzden biz bir aile değiliz. Sen çocuğunu evden kovamazsın yani.
Ercan Gümüş (24:29)
Çok iyi.
Ufuk Erdoğmuş (24:46)
Olmaz öyle bir şey. Ama bir takım olabiliriz çünkü bir futbolcuya artık sana paramız yetmiyor. Artık başka bir hedefimiz var. Artık başka tür 4-4-2 değil de 3-5-2'ye dönüyoruz biz diye karar verip birilerini çıkartabilirsin. bu o yüzden böyle bakmak. Böyle olması gerekiyor. Çalışanın da böyle bakması gerekiyor. Sadece yönetici çizgiyi nerede çizeceğine karar veriyor. Yani ne kadar zararı göğüsleyecek bu takımı korumak için. Bazısı sıfır zarar göğüsler. Atıyorum büyük şirketler. Google işte pandemiden çıktık. İşte Amazon hepsi.
S.Alp Sarıçiçek (24:59)
Bu anı da bu zaten.
Ufuk Erdoğmuş (25:16)
pandemiden çıktık 10 bin kişi çıkartır çatır çatır çünkü steak oldular işte hissederler ben kar istiyorum der onlar da okey der çizgiyi direkt oradan çekmişler en başta zarara geçtiğimiz zaman 10 bin kişi çıkartırız bazı şirket bunu demezler ki bakalım bir 6 ay bakalım der bir sene bakalım der yani bu yöneticinin vereceği önemli bir sınav çok uzattım ama buyur hocam bence yani
Ercan Gümüş (25:37)
Güzeldi Şimdi
konuda çok ciddi olunca şey yapamıyorum. Hadi. Sessiz.
Ufuk Erdoğmuş (25:43)
Her
şey değil konuyu.
S.Alp Sarıçiçek (25:47)
Zaten hani bir bence fix bir rakam bu yeter bu yetmez gibi bir şey yok. Bu her dinamik kendine özgü olduğu gibi...
Ufuk Erdoğmuş (25:53)
Bu
arada bir de şey var mesela ekip 10 kişidir bazen 5'ini tutup 5'ini feda edersin. Yani bunlar hayatın bir parçası.
S.Alp Sarıçiçek (25:59)
şey yani yine sonuçta
Ufuk Erdoğmuş (26:02)
Bazen
seçmen gerekiyor.
S.Alp Sarıçiçek (26:04)
Bu dengenin dediğin gibi kumda çizgi sonuçta bu. Sen belirliyorsun nereye çizeceğini.
Doğru veya yanlış kavramları ve adalet duygusu
Mesela senin bir kıstasın ne abi bunları değerlendirirken? Ufunkini biliyoruz. Ekip, ekibi korumak mümkün olduğu süre boyunca. Senin nedir mesela burada kumdaki çizgin?
Ercan Gümüş (26:18)
Ya bence şey mesela yanlış karar verdik diyor ya, bir kere doğru veya yanlış diye bir kavram yok bana kalırsa. Oradan başlayalım. Çünkü bir şeyin doğru veya yanlış olduğunu anlamamız için hani şey olarak baktığında birazcık daha böyle hipotetik olarak bakarsan paralel bir evrende, sonsuz tane paralel evrende diğer verdiği kararların hepsini kıyaslaman lazım. Ona göre imkansız yani zaten sonsuza gittiği için sıfıra yakınsıyor.
S.Alp Sarıçiçek (26:44)
imkansız.
Ercan Gümüş (26:48)
Doğru veya yanlış diye bir kavram yok. Diğer evreni bilmiyoruz biz. Bizim tercihlerimiz var sadece. Biz bunu tercih ediyoruz, böyle bir hayat yaşıyoruz. Onu tercih ediyoruz, böyle bir hayat yaşıyoruz. Muhteşem bir farkındalık var sende. Şeyi söyledin. Adalet, adil. Bundan üç sene önce bizim bir tane... Biz mesela ekiple böyle sürekli şeylere çıkarız. Retreatlere gideriz, böyle kamplara gideriz. O güzel bir şey yani seninle. Çok keyifli.
Ufuk Erdoğmuş (27:12)
Karası olan şirket gidiyor.
Ercan Gümüş (27:19)
Ben şey söylerdim eskiden, hani birlikte kazanacağız ve birlikte yiyeceğiz derdim. Yani bunun... Bunun mesela böyle hani doğrusu yanlışı yok. Hani ben şeye katılmıyorum o yüzden. Yani biz böyle karar verdik ve daha yavaş gittik gibi bir şey yok bence abi. Yani sadece bizim yolumuz bu. Yavaş mı gittik, hızlı mı gittik onu bilmiyoruz. Çünkü zaten daha ilerisinde bilmiyoruz ya.
Ufuk Erdoğmuş (27:40)
belki uzun vadede bir şey kazandıracak.
Ercan Gümüş (27:42)
Tabii canım belki bir
anda böyle bir şey bulacağız ve böyle o skyrocketecek. Billion Doları bizin soruları.
Ufuk Erdoğmuş (27:47)
Bu
arada daha bitirmedim ama Give and Take diye bir kitap okuyorum şu an. Adam Grant'in. O da bir Amerikalı psikolog, profesör. Çok güzel. Orada şeyi anlatıyor. Givers and Takers diye bir de Matchers var. Hani ilişkileri işte verici karakterler, alıcı karakterler. Alıcı karakteri ne olduğu belli. Vericinin de kendinden veriyor sürekli belli. Bir de Matchers demiş. İnsanların çoğu böyledir demiş. Hani bana bu iyilik yaptı, ben de ona iyilik yapayım. Eşleşme üzerine kurulu. Adamın kitapta anlattığı şey giverler genelde kendilerinden çok verdiği için diyor.
Hep böyle bir ya burn out olurlar, tükenirler ya da böyle çok kullanırlar. Yani itilip kakılırlar falan böyle hep biz o senaryoyu görüyoruz diyor. Ama bir sürü başarılı senaryoyu göstermiş. En başarılıların aslında giver olduğunu söylüyor. Ama işte o dengeyi bir şekilde sağlayabilmiş verici karakterler bu bencil karakterlerin ya da eşleştirici karakterlerin de önüne geçer uzun vadede diye bir iddiası var. Daha kitabı bitirmedim ama...
dediğin doğru olabilir. Belki de benim yaptığım bir şey. Ben şimdi matematiksel olarak yanlışmış gibi yorumluyorum. Hani insanlara örnek olmasın. Belki çok uzun vadede bana faydası olacak. Bilmiyoruz. Ama fayda için yapılan bir şey değil. Bu tamamen tercihi.
Ercan Gümüş (28:48)
Evet
evet. çalışmaları var bu arada. Gibb'ler out of sample'de her zaman daha iyi başarı elde ediyorlar. Birçok sebebi var bunun. Her zaman ki yine psikolojiye göreceğiz, kendini iyi hissetmeye göreceğiz vs. ama her zaman gibb'ler daha iyi bir istatistiksel olarak daha başarılı oluyorlar. Adalet duygusuyla ilgili 3 sene önce bir tane rit de bizim o takım lideri olan bir arkadaşımız var. Bahsettiğim bu hani...
Alfa kurduğumuz vardı ya, hani ben ölürsem başına geçecek falan çok severdim o çocuğu. Yani hala bizim ekibimizde. O çocuğun şeyi böyle biz herkese bir söz veriyoruz ve herkes anlatıyor hikayesini. O şey demişti, ben demişti Ercan Bey'in adil olmasını seviyorum. Ve ben o güne kadar bunun farkında değildim. Böyle bir bir şey yaptığımın da farkında değildim. Hani böyle bir sıfata sahip olduğumun da farkında değildim. Ama bu...
Benimle birlikte bu yarışta başka bir alfayı, çok değerli bir kişiliği oyunun içerisinde tutuyordu. Adalet, bence bütün bunların içerisindeki en önemli şey, adaletin içerisinde de şey yok yani, herkese eşit paylaştırayım.
S.Alp Sarıçiçek (30:01)
Adalet eşitlik değildir.
Ercan Gümüş (30:04)
Orayı karıştırmamak lazım. O yüzden adalet duygusunu eğer sisteminin içerisinde oturtursan zaten herkes aldığından ve verdiğinden memnun oluyor. O zaman zaten birlikte devam ediyorsun takım.
Ufuk Erdoğmuş (30:16)
Buna bir örnek de benim kendi ekipten duyduğum, iki kişiden duydum. Birisi şurada yanda kulaklıkta... Kamerada, kamerada... Maaş artışlarında yeterince, bence yeterince artmadığında ki insanlar son 1-2 senede ekonomi çok kötü olduğu için istediğimiz gibi arttıramadık. Ama iki kişi farklı kişi farklı dönemlerde bana ayrı ayrı dedi ki zaten yapabilecek olsaydın yapacağını biliyorum.
S.Alp Sarıçiçek (30:24)
Et salıyoruz.
Ufuk Erdoğmuş (30:45)
O yüzden sorun değil derim. Birisi öyle dedi. Öbürü de bir keresinde hiç beklemediğim kadar artmıştı. Demek ki olunca, aynen seninle beraber yiyeceğiz hikayesi gibi. Demek ki olunca artıyor. Yok ki artmamış. O zaman it is what it is gibi bir görülmüştü. Adalet ya da bu ekip içerisinde bu hissedilince zaten daha sağlam oluyor.
Ercan Gümüş (31:08)
Buyurun abi, bir şey soruyorum.
Ufuk Erdoğmuş (31:10)
Kendimizi övmüş
gibi olduk ama hem değil yani. Bu bunlar güzel örnekler. Bence güzel ama.
S.Alp Sarıçiçek (31:13)
Kapattınız
bu konuyu.
Ekibe yeni birini dâhil ederken baktığınız en önemli şey nedir?
Varsa abiye ekleyeceğim bir şey dinlemek isterim yoksa devam ediyorum o zaman. Peki mesela yeni bir insan ekibe dahil olacağı zaman artık şu an oturmuştur diye düşünüyorum. Muhakkak sorduğunuz bir soru var mı?
Ercan Gümüş (31:27)
Ben genelde hayallerini soruyorum. Bundan sonra ne yapmak istiyorsun? O şeyle çok ilgili. Bugün şu anda burada olması benim bugün için vereceğim bir karar ya, o benim çok tercih ettiğim bir konu değil. Benim daha çok vermek istediğim karar bundan sonraki süreçte birlikte mi yol alacağız? Çünkü eğer birlikte yol alacaksak, motivasyonumuz birlikteyse o zaman gemiye binelim. Çünkü çok kısa vadeli bir insan değilim ben. Bu da işte tamamen tercihi. Yani iyisi kötüsü yok bence bunun da.
Ben birazcık daha uzun vadeli plan yapmayı sevmiyorum. O yüzden şey soruyorum ben, bundan sonraki hayaller neler? Eğer paralelse, o zaman bir yerekli yürüyebiliriz ama paralel değilse o zaman şey diyorum, bak senin için böyle bir firma daha iyi olabilir. Onu da mülakat sırasında söylüyorum.
S.Alp Sarıçiçek (31:58)
Kırkınlıkla alakalı o zaman biraz.
Ufuk Erdoğmuş (32:16)
Ben bir soru olarak değil.
S.Alp Sarıçiçek (32:18)
Bu arada masanın öteki tarafından cevap verce, pardon abi lafını kestim, güzel bir lüks gerçekten böyle bir alternatifle gelinmesi bana. Yani çoğu insan da eminim sadece 3 ay çalışıp ayrılmak için bir yere girmiyordur yani. Belki uzun süreli planlar uymaz ama mesela masanın karşı tarafından böyle bir alternatif duymak kendi rotanı değiştirmesine sebep olabilir o insanın. Değerli bir şey görüyor yani.
Ufuk Erdoğmuş (32:39)
Türkiye piyasasında genel de olabilir bu ama yazılımda kesinlikle olan bir şey, dünya geninde var ya Türkiye'de iyice var. İnsanlar uzun süre bir yerde çalışabileceği gerçeğine inanmıyor artık.
Yani bizim Urla Gelişim Summit videomuzda Ercan şey diyor ya orada yeni bir arkadaşımız bir yıl önce gelmişti falan. Ben de dalga geçiyorum oyunu. Hatırlıyor musun o gün? Ben yazılım sektöründe bir yıl baya uzun bir süre bizim gibi karakterler için bir yıl kısa bir süre. Çünkü ben esatta dokuz yıldır çalışıyorum. Hani bu benim için normali bu zaten. Böyle olmasını bekliyorum ben. Ama işte piyasadaki insanlar artık o kadar çok kötü şey yaşıyorlar, kötü örnek görüyorlar ki... Sen dedin ya üç ay bir yere çalışmak için girmez. Bazı insanlar da bu var. Beklenti bu. Yani...
O 3 ay çalışmak istemiyor ama zaten ne kadar çalışacağım belli değil. Onun beklentisi zaten 1 sene kalırım kalmam bakacağız falan modunda. Ben bir sürü insan da bunu görüyorum. Keşke 3 sene 5 sene kalayım der herkes ama böyle bir yılgınlık Türkiye'de olduğunu düşünüyorum. Buradan insanlara sesleniyorum. Arkadaşlar iyi ekipler var. Umudu yitirmeyin. Aynen. Ama şey ben soruya dönersem bir soru sormuyorum. Yani bir soruyla böyle anlaşılabilir bir şey...
S.Alp Sarıçiçek (33:38)
Ekipler var bence de.
Ufuk Erdoğmuş (33:47)
bir şeye bakmadığımı düşünüyorum yani. O neye bakabilirim bilmiyorum bir soruyla da. Yani ben biraz niyeti ciddileştirdiğim adaylar, işte bizim ekibe katılan herkes bilir, mülakatları çok uzatırım. Bizzat ben yapıyorum hala mülakatları. danışmanlığı alamamamın sebebi de budur. Ben o kişiyi tanımak istiyorum çünkü. Özellikle de, en özellikle de birinci mülakatta baya kıl şeyler söylerim ben. Hani kendime hiç yakışmayacak, yani normalde olmayacağım.
Bilmiyorum sende oldum böyle bir şey Alp hiç hatırlıyor musun? Yapıyorum bilerek yapıyorum yani.
S.Alp Sarıçiçek (34:23)
Bana
kilit bir soru sormuştu ama o soruyu sorması gerekiyordu beni inşallah ölmesi için. Asistanlık muhabbeti. Ben sevgili *** zaten ücretsiz asistanıyım ben demiştim. orada... Ben de şahsen orada en azından son görüşmeye kadar gideceğimizi anlamıştım mesela.
Ufuk Erdoğmuş (34:39)
Bu bir güzel örnek mesela örnek olsun diye anlatıyorum yine. Alp işte bize ilk geleceği zaman koordinatörümüzü bir şey olarak gelecek ama benim yaptığım işlerin çoğunu üzerimden alacak. Dolayısıyla ben dedim ki bu yaşına gelmişsin, 35 yaşına gelmiş kocaman adamsın dedim. Bana asistan olacaksın buna gocunmayacak mısın dedim. Böyle bir laf edilmez bana birbirim de ağzına yapıştırır mı yani? Yapıştırmam da hani yapıştırsa biri niye yapıştırsın demem. Bilerek böyle kışkırtıcı şeyler soruyorum. Ben mesela şeye çok bakarım yani o fevri ya da öfke anında ne yapıyor?
Anlatabildim mi? Tepesi attığında nasıl bir karakter çıkıyor? Çünkü yani profesyonel ortamda hepimiz kibarız, hepimiz insanız. Biliyoruz nasıl davranacağımızı ama öfkelendiğinde ne yapıyor bu adam? Umudu kırıldığında ne yapıyor? Düştüğünde ne oluyor? Yani kötü anında nasıl bir karakter olduğunu çok görmeye çalışırım. Neyse örnekler vermeyeyim. Gerçekten dayaklık hareketler yapmışlığım vardır birinci mülakatlarda. Ama ikinci mülakatta bunu kesin söylerim. Ya derim geçen mülakatlarda bir şey yaptım. Kusura bakma bu yüzden yapıyorum diye açıklarım.
Ben bunu yapmaya çalışıyorum. Yani tersi pis derler ya. Bir insanın tersi nedir? Düşmüş hali nedir? Onu çökelten şey nedir? Bunları görmeye çalışıyorum. Çünkü ekipte yaşanacak şey bu. Bence kriz anında nasıl davrandığı bir insanın karakteri için önemli şey.
Ercan Gümüş (35:49)
Ben yapmıyorum
mesela onu. ben, mülakatın içinde hiç onu yapmıyorum. Benim bakış açımda birazcık şey yani orada... Ben bu arada mülakatları daha kısa tutarım. Anlamaya çalıştığım şey de hani birincisi, iletişimimiz uyuyor mu? Bizim için en önemli şey iletişimdir. İletişimimiz sağlam mı? Takıma uyum sağlayacak mı? Sonra teknik yeterliği zaten ben ölçmem. Teknik yeterliği hangi ekibi, hangi şirkette, hangi ekibe gelecekse o ilgili olan kişiye yönlendiririm.
O yüzden de benim için mülakat daha böyle şey geçiyor, fokus geçiyor. Bizimle aynı iletişim kanalında mı diye. Mülakatin içinde de şeylere hiç girmem. Sebebi de şu, benim bakış açımla yine. Burada böyle iki farklı bakış açımla olması bu arada şey çok iyi bence.
Bizim görevimiz yöneticiler olarak, artık lider yöneticiyi, hangi kelimeyi kullanırsanız kullanın ama hani bizden sorumluluk sahibi insanlığı olarak Amerika'da şey söylüyorlar, shit umbrella diyor. Hani o gelecek olan, yukarıdan gelecek olan bütün o... O şey bizim görevimiz zaten o. O yüzden de hani o tarzda böyle hani çok büyük krizlerle yüzleşmesini zaten beklemiyorum ben. Çok da istemiyorum.
Ufuk Erdoğmuş (36:51)
stormu engelleyeceksiniz.
Ercan Gümüş (37:04)
O yüzden de öyle birisini almıyorum ben. Belki onlara alışkan olan birisi bizim ekibimizde çok da böyle tercih edilmeye edebilir. Bizim ekibimiz birazcık daha böyle... Evet, daha böyle keyifli olsun, rahat gitsin. Tabii bunun şey ne oluyor aynı zamanda? Bizim oradaki sorumluluğumuz artıyor. Çünkü aşağı doğru o şey sorar. Shit Umbrella'yı daha da böyle büyütmeye ve daha güçlendirmeye çalıştıkça senin kendi sorumluluğun artıyor. Ama bizim tercihimiz o yönde oluyor.
S.Alp Sarıçiçek (37:15)
Happy Go Lucky.
Ufuk Erdoğmuş (37:34)
Bu güzel bir örnek olmuş. Mesela seninki bana bu bakış açısı daha organizasyonel bir yapı gibi geldi. Ben mesela daha doğaçlama yaklaşıyorum demek ki kendi kendilerine sorun çıkarması gibi. Ekibin yapısıyla ilgili bir bakış farkı demek ki bu.
S.Alp Sarıçiçek (37:46)
İlk çekene daha farklı olabilir mi?
Ercan Gümüş (37:50)
Evet.
Ya bu şey dediğim gibi iyisi kötüsü yok ama bizim tercihimiz oluyor. Biz zaten yapıyı kurarken de organizasyonun içerisinde de senin en başlarla bahsettiğin şey kısmı var ya hani ben seçiyorum, belirli bir zamandan sonra da işte yeterliğine göre seçmeye başlıyorum. Mesela ben ne yapıyorum veya biz ne yapıyoruz? Biz bu konuda uzman olan birisini koyuyoruz. Sonra o uzman olan kişinin kendi ekibini kurmasını istiyor.
Ufuk Erdoğmuş (38:13)
Bu
arada ideali budur. Ben %100 katılırım buna.
Ercan Gümüş (38:16)
Yani o teknik taraftaki bir şey. Çünkü artık o onun takımı. Ben onunla çalışmayı tercih ettim ama onun altındaki işte... Bilmiyorum ki hani altındaki doğru kelime olmadı da hani onunla birlikte çalışacak ve ben onunla mesai harcamayacaksam ben onu seçmem.
S.Alp Sarıçiçek (38:32)
Esas
dinamiye sahip olacak iki kişiden.
Ufuk Erdoğmuş (38:34)
Ya
onlar, günde %80 birlikte olacak. Sen haftada bir göreceksin. Benim seçmem orada anlamsız.
Ercan Gümüş (38:39)
Orayı
seçmek çok doğru değil bence. Yani senin zamanını geçirecek olan insanları senin seçmen gerekiyor.
Kültür yukarıdan aşağıya yayılır ve farklı ekiplerin kültürü farklılık gösterir
S.Alp Sarıçiçek (38:45)
Ama ikinizden de anladığım kadarıyla sonuçta ilk aşamadaki düstur, uygunluk sizin bakış açığınızla belirlense bile birebir dinamik mesela, o insanla birebir çalışacak insanın arasındaki dinamik...
Ercan Gümüş (38:56)
O zaman
öyle olması gerek.
Ufuk Erdoğmuş (38:57)
Ama zaten sen onun üstündeki kişiyi sen seçtin. Yani o bir şekilde yavaşça yayılan bir şey var zaten. Kültür yukarıdan aşağı yayılıyor biraz böyle sızıyor. Sızıyor ama aşağılarda değişiyor tabi. takımın kendi böyle 20-30 kişi olunca artık küçük takımların kendi iç kültürleri de oluşmaya başlıyor tabi.
Ercan Gümüş (39:16)
Ve bu arada her şey güllük gülistanlık değil. Kültür çatışmaları çıkmaya başlıyor çünkü ekipler büyüyor. Yani bu şirketlerin doğası zaten büyümek ya. Kuruyorsun, kurunca her şey çok ponçik. Büyüyor, büyümeye başladık.
Ufuk Erdoğmuş (39:32)
Güzel
kurdum falan başlarda.
Ercan Gümüş (39:34)
Büyümeye başladıkça ne problemler çıkıyor? Bir varlıkta bir de yoklukta tartışırsın diyorlar ya. İlişkilerde. Yoklukta tartışma kısmı zaten no question var. Hiçbir soru işareti yok. Ama varlıkta zaten tartışıyorsun. Çünkü varlık olduğu zaman, yani ekip büyüdüğü zaman farklı kültürlerdeki farklı artık balonlar var.
Simetrik bir şekilde hareket etmesi çok mümkün değil. Çünkü senin seçtiğin kültür artık o balonun içerisindeki bir kültür.
Ufuk Erdoğmuş (40:12)
Bu
varlığı, para varlığı olarak da düşünebilirsin. Şirket çok iyi kazanıyor. Ya asıl işi biz yapıyoruz, LAR da başlayabilir. Yani o da olabilir. da böyle... Yani güzel bir şeyler oluyordur. Hani bizim borumuz daha çok ötsün. Sorumluluk kapışması da olabilir. Ya da sadece benzer iş yapılıyordur. Çok iletişim kuran iki ekip bir şekilde birbiriyle uymuyordur. Onlar da çatışıyor olur. Yani bir sürü sebeple olabilir yani.
S.Alp Sarıçiçek (40:19)
Alet mesela da çıkabilir.
İş ilişkisi bitince kişisel ilişki bitmek zorunda değil
Ercan Gümüş (40:36)
Ama
burada şey önemli yani bu bir yolculuk. Bunun farkında olmak lazım. Bir ilişkiye giriyorsun. İşte iş ilişkisi. Ve bunun dolayısıyla biz zaman dilimi içerisinde bitmesi de çok okey. Önemli olan o biterken de o iletişimi sürdürebilmek. Böyle bir iki tane örnek var. Tabii bizim hani şirketler artık, şirketler deyince böyle ekipler deyince birazcık daha örneklerimiz artmaya başlıyor zaman içerisinde. Geçtiğimiz yıllarımıza ayırdığımız bir arkadaş.
Ona şey söylemiş şimdi ben. Çok uzun bir yazı göndermiş. Bizim iletişimimiz devam ediyor arkadaşlar. Geçtiğimiz yıl başarıyı değil de mutluluğu maksimize etmeye çalışırsan çok daha rahat edersin gibi bir böyle uzun bir konuşmanın özetimi olmuş. O da hayatını oraya doğru değiştirmiş ve son bir yıldır mutluluğu kovalamaya başlamış. Ve şu anda çok huzurluyum diye böyle çok uzun çok güzel bir yazı yazdı.
iş ilişkisi bittiği zaman ilişki mi bitmiyor, iletişim mi bitmiyor. Yani evet.
S.Alp Sarıçiçek (41:35)
Geliyorum.
Ufuk Erdoğmuş (41:38)
Gitmiyor adam ya. Hala geliyor mikrofon falan alıyor bir de.
S.Alp Sarıçiçek (41:43)
Birazcık doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama benim ilgisi çeken bir konu olduğu için soracağım.
Kapanış notları
Bence takım dinamiğiyle de benzer bir şey var. Abi sen mesela Venture Stüdyoda tamamen tek başına founder olarak ilerletmiyorsun değil mi her şeyi? Co-founderlık bir ortak senin de Ufuk biliyorduk yani bir yerden sonra Esat'ın dahil olduğu bir dinamininiz var. Bu nasıl farklı ekip dinamiklerinden nasıl aynı ekip
Ufuk Erdoğmuş (42:11)
Ortaklar
arası değil.
Ercan Gümüş (42:14)
ortaklarınız dinamikler için başka bir seansta o evliliğe giriyor diyor.
Ufuk Erdoğmuş (42:20)
Baya evliya benzer tartışmalar. Bir de her ortaklık benzer değil. Bazen çok eşit ortaklıklar var. Bazen çok alakalı. Yani ortak ama birisi bariz. Tekne sayfası.
Ercan Gümüş (42:32)
Mesela
neden Venture Studio diye bir model var ve mesela ilk başta ben şeyi söyleyecektim sana. Seri girişimci ve Venture Studio gibi gibi dedin ya, ikisi aslında gibi gibi değil. İkisi çok farklı.
S.Alp Sarıçiçek (42:42)
Özet geçmek için söylemiştim ama evet haklısın.
Ercan Gümüş (42:45)
Venture Studio modelinde şansın var hani bir tane founderı entrepreneur in residence olarak tanımlıyorlar. Çöpçesini bilmiyorum. Ama işte o bir tane founderı alıp bir tane projenin başına, böyle bir proje var bak, pazar ürün uyumu var ve ben buraya yatırım da yapacağım hadi gel bunu büyütmek ister misin dediğin zaman o founderın çok daha böyle rahat bir şekilde yolunu açma şansın oluyor ya onunla olan iletişimin daha kolay.
Ama seri girişimciliğe geldi ve seri girişimcilikte birlikte risk alan iki tane co-founders'ın bu sefer oradaki dinamikler çok...
Ufuk Erdoğmuş (43:26)
Birisi burada, birisi burada. Birini anahtarı teslim ediyorsun. Öbürünü de beraber taşıman gerekiyor. Değil
Ercan Gümüş (43:31)
Evet,
o yüzden dinamik derviye öbüründen çok farklı.
S.Alp Sarıçiçek (43:34)
O zaman bu başka bölüm için sözünü de almış olduk. Başka bölümü... Bu bu bu bölümü olmalı mı olmalı mız sorusuyla kapatmayacağım çünkü baya güzel detay verdiniz bir sürü. Teşekkür ederim.
Ercan Gümüş (43:37)
Teşekkürler.
S.Alp Sarıçiçek (43:55)
Basacak düğmelerimizi hazır edemedik. O yüzden...
Ercan Gümüş (43:57)
Mesela o olması gerek ya, ben onu istiyorum.
Ufuk Erdoğmuş (43:59)
Bir
dakika, şimdi...
Ercan Gümüş (44:01)
Olmalı, net olmalı. Olmalı değil mi? Olmalı. Şimdi kırmızı olursa çok
S.Alp Sarıçiçek (44:05)
Çok teşekkür ederim. Şahane bölümde bir sürü şey öğrendim. Çok sağ olun vaktiniz için.
Yazar Oyuna Devam