Şirketlerin Kaynak İhtiyacı ve Freelancer Ekonomisi | Oyuna Devam Podcast 082
Intro
Ufuk Erdoğmuş (00:00)
Benimle oynar mısın'ın bu bölümünde konuğumuz, JAP2GO kurucu ortağı. Değil mi? Yanlış olmasın. Kurucu ortaklarından Güneş Günay. Hoş geldin Güneş. Merhaba. Güneş gibi parlıyor. Çok güzelsin. Herkese yakışır. Diyemiyoruz ya ismi sana yakışıyor bence. Teşekkür ederim. JAP2GO'yu da reklam gibi olmasın. Zaten izleyenler biliyor bizim böyle şeyler sevmediğimiz ama bizim çok değindiğimiz bir konuya çözüm sunan bir girişim. Artı genç bir girişimci olduğu için.
Güneş Günay (00:09)
Hoş bulduk.
Ufuk Erdoğmuş (00:28)
konuşmak istedik. İşte freelancerlarla şirketleri buluşturuyor. İstersen bam diye gireyim. Yani nasıl oluyor, nasıl buluşturuyor?
Jobtogo'nun başlangıç hikâyesi
Çünkü Türkiye'de freelancerlara farklı bir bakış açısı var dünyaya oranla. Türkiye'deki freelance iş yapacak insanlar da iş bulma sorunu yaşıyor gerçekten. Siz nereden başladınız, nereden çıktı bu iş?
Güneş Günay (00:48)
Hikaye şuradan çıktı. Ortağımda ben de üniversiteden yeni mezun olmuştuk. Ve ikimiz de, yani ben iş arıyordum, o da böyle bir yerde çalışıyordu. Sene? 2020. 2020. Pandemi. Pandemi. Aynen. pandemi sonrası. Ve çevremize çok fazla yetkin insan da var. İşte okullarımızdan bildiğimiz, kendi etrafımızdan gördüğümüz gençler var. Ama bu insanlar, dahil olmak üzere, bir türlü o ilk iş deneyimini doğru bir şekilde edinemiyorlar.
Yani, okey bir sürü güzel okulda okuyorsun işte stajlar yapıyorsun vesaire ama kimse o sende deneyim olmadan hadi gel bakalım bu Hayalin Olan Şirket de başla demiyor. Ve bu bizde bir öfke de yarattı yani bir yandan. Gerçekten. Aynen öyle yani daha ne yapabilirdim ben gibi bir yerden.
Ufuk Erdoğmuş (01:31)
Sisteme de değil.
Bu arada hakikaten oraya geldi. Eskiden mesela şey vardı yani şimdi maalesef yaş farkımız var biraz. Bir önceki yani 10 sene öncesi, 20 sene öncesinde mesela işte biz ottu mezunuyum ben. Şeyi biliyordum yani yani çıktığımda çok kötü bir öğrenciydim ama CV'mi gönderdiğimde mülakata çağıracaklar. Aynen öyle. Hani %90 başvurduğum yerde bir mülakat göreceğim ben diyordum. Artık ottu mezunları da bunu diyemiyor. Atıyorum Boğaziçi mezunları da Hani o zaman diğerleri ne yapsın zaten oluyor?
Güneş Günay (02:02)
Tam
olarak böyle bir yerden çıktı hikaye. Dedik ki böyle bir gürüv var ve biz bir yere bağlanamıyoruz. Biz bir türlü o işe giremiyoruz yani.
Ufuk Erdoğmuş (02:12)
Bir
de bu gürültü çıksa iş yapacaktı. Sıfırdan biri gitse sonrası gelecek yani.
Güneş Günay (02:16)
Aynen
öyle, aynen öyle. Ama şirkette işte yok deneyim olsun. Tamam illaki anlıyorum. Ben de şu an işe alım yapıyorum. yüzden... Deneyim bakıyorum ama... Büyük şirketlerde de o kadar deneyim aramalarının bir anlamını göremiyorduk yani o zamanlar. Hâlâ göremiyorum. Dedik ki ya biz bir proje yapalım. İşte gençleri toplayalım. Bu insanlar şirketlere hatta kobelere daha küçük şirketlere ne hizmet verebilirler? İşte çevremizde bir sürü insan var. İşte ben web tasarım yapabilirim.
Ben sunum tasarım yapabilirim, ben yazı yazabilirim, çeviri yapabilirim gibi böyle şeyleri topladık. Ne yapabilirler?
Ufuk Erdoğmuş (02:53)
Bir şey katmıyorsun atıyorum inşaat bendesini katamıyorsun çünkü o saf
Güneş Günay (02:56)
Ama
inşaat mühendisi diyor ki işte ben sallıyorum o toket kullanabiliyorum. Aynen öyle. Bu tarz şeyleri topladık. Sonra baktık gerçekten elimizde ciddi iyi bir listeydi.
Ufuk Erdoğmuş (02:59)
İzme yardım edin.
Bu
baya freelancer sitelerdeki, job boardlardaki şeyler.
Güneş Günay (03:10)
Aynen aynen bizdeki Excel'de o zamanlar. Sonra gittik döndük şirketlere dedik ki işte bir danışmanlık şirketinin müşterisi olan şirketlere tek tek gittik ya dedik ki bizim elimizde böyle bir liste var. Sizin neye ihtiyacınız olabilir? Bu zamana kadar çözemediğiniz ya biri gelse de bir stajer olsa da şunu yapsa dediğiniz bir parça iş istiyoruz sizden.
Ufuk Erdoğmuş (03:30)
Birini işe almak istemeyecekleri ama keşke arada biri de yapıp çıkarsa diyecekleri küçük
Güneş Günay (03:35)
Tam olarak bunu söyledik. Onlar da dediler ki işte ne bileyim benim web sitem çok eski kaldı. Buna biri baksın. Ya da işte ben satış sunumu yapıyorum. Satış sunumum çok kötü. Buna biri bakabilir mi? Hani böyle hep arkada kalan. Aynen aynen öyle. Ama o stajeri de alamıyor. Öyle bir dünyası da yok. Tamam dedik biz bunları şey yaparız. Eşleştiririz. İlk işimiz hatta şeydi. Reis gıda diye böyle bilinen
Ufuk Erdoğmuş (03:49)
Biz tajere yaptıracakları işler belki.
Güneş Günay (04:05)
Daha da şöyle gıda olan değildi bu. Mevrucat diye bir şey tam da bilmiyorum. Eskide bir şirket... Mevrucat ne demek o? Eskide bir şirket dedi ki çok da yaşlı bir sahibi vardı. Dedi gençlerden biri gelsin benim web sitemin durumuna baksın falan. Adam da sosyal sorumluluk projesine katkı olarak yapıyor. Biz işte freelancerlardan birini bağladık. Bayağı rapor çıkarttı. Şuraların iyileştirmesi lazım. Böyle yapılır falan filan. Biz işi teslim ettik. İlk faturamızı kestik.
Ufuk Erdoğmuş (04:13)
Neyse.
Güneş Günay (04:34)
Ama yani çok büyük bir şey o zaman bizim için tabii. Valla yanlış olmasın 120 lira falandı o zaman.
Ufuk Erdoğmuş (04:37)
Tamam hatırlıyor musun? Söyleyebilir misin?
Ben bunu çok bilerek sordum çünkü ben de herkese anlatıyorum ilk freelance yaptığım işten 30 dolar almıştım. Hep anlatıyorum benim yine iyiymiş ama Freelancer.com'dandı minimum 30'du zaten. 10 verecek adam yani o kadar küçük bir iş değil.
Güneş Günay (04:46)
Çok iyi.
Anladım.
Bizde minimum o zaman yoktu zaten. başladığımızda o sene asgari ücret 3000 lira falandı yani. 120 lira. İyi paraydı o zaman için. 120 liraya o işi yaptırdık. Sonra bu hikayeyi sürdürmeye başladık. Hani daha çok genç gelsin. Üniversite öğrencileri topladık. Isaac diye bir gençlik organizasyonu var. Onlarla anlaşma yaptık.
Ufuk Erdoğmuş (05:16)
Evet.
Güneş Günay (05:17)
Bizde, ben de eski Isaac'lıyım. Isaac İtalya'da çalışıyordum. Buradaki Isaac Türkiye ile çok yoğun olarak çalıştık falan. Onlardan gençler çekiyoruz sürekli içeri. Yani eli iş tutan, akıllı bir sürü insan var yani. Bu hikaye böyle adım adım büyümeye başladı. Yani Kobiler bize birtakım işler veriyorlardı.
Fikrin şirketleşme süreci ve aşamaları
Ama artık hikayenin daha da büyümesi için başka bir şey yapmamız gerekiyordu. Yani o aşamada işte gittiğimiz start-uplar, büyük şirketler falan... ...bize şey dediler, ya bu sosyal sorumluluk projesi iyi hoş da...
Bu bir yere gitmez böyle. Hani siz bunu daha büyük bir hale getiremezsiniz. Dolayısıyla bunu şirketleştirin gibi bir öneri geldi bize birkaç insanda. Biz de tamam dedik yani bir bakalım nasıl oldu.
Ufuk Erdoğmuş (06:00)
Halbuki
şey mantığı çok garip değil mi yani? ben bunu zaten sosyal sorumluluk projesi olarak yapıyorum. amacım daha az. insan bekliyor ki ben kar istemiyorum Allah aşkına kullanın. Şirketleşince üstüne kar koyacaksın, büyüme hedefini olacak falan aslında şirketler için daha kötü yani daha çok komisyon alacaksın. Ama öyle işlemiyor gerçi.
Güneş Günay (06:17)
Sizin
ciddiye almaları noktasında ciddiye büyük bir organizasyon olman lazım. O büyük non-profit organizasyonlar gibi olman lazım. Öteki türlü çok karşıya bir güven oluşturamıyorsun herhalde bilmiyorum yani.
Ufuk Erdoğmuş (06:31)
Orda
o büyük non-profitlerde baya kâr ediyor zaten. Tabii. Gidiyor zaten. Herşeyi kâr etmen lazım.
Güneş Günay (06:33)
Geri alıyor. Ker
olmadan ciddiye almıyorlar insanı. Sonra tamam dedik. 2021'de biz işte, ortağımda ben de 23-24 yaşlarındayken şirketi kurduk. Danışmalar şirketinin altından spin-off yaptık. A şey olarak işte ikimiz şirketi kurduk. Oradan sonra hikayeyi gençleri de tabii şeyin içinde, havuzun içinde tutarak
Genişe açtık. Dedik ki artık buraya her yaşta insan gelebilir. Proje bazlı iş yapıyorsanız... O zamanlar hatta freelancer kelimesi bile sonradan eklendi aslında bizim şeyimizin içine.
Ufuk Erdoğmuş (07:12)
Yani siz yeni mezun veya öğrenci gençlere deneyim kazandıracak 3-5 bağlantı kuralım diye hayır işi diye başladığınız şey artık bu noktada Freelancer Marketplace'e mi dönüştünüz?
Güneş Günay (07:21)
Evet,
yavaş yavaş oraya doğru evriliyordu. Mecbur çünkü. Evet, evet. O noktada Türkiye'de vardı zaten aslında böyle markette. Bu kaçıncı sene? Bu ikinci sene. 2020'de tam pandemi işte. Nisan, Mayıs gibi başladık. Hatta benim ortağım, biz işte İtalya'dan apar topar döndük Türkiye'ye. O zaman hatırlarsınız pandemi çok ağır başladı İtalya'da. Hem de Kuzey İtalya'da tam bizim olduğumuz yerde başladı. Benim ortağım, Cumhurbaşkanlığı uçaklarıyla getirilen, KYK'da kalan
Ufuk Erdoğmuş (07:29)
oluyor.
Güneş Günay (07:51)
Tayfa'dan da o KYK'da bir zoom açıyoruz. Ben evdeyim, şirket kuruyoruz o sırada ama ortam KYK'da kalıyor.
Ürün ihtiyacı ve piyasanın beklentileri
Sonra bu şirketleşme sürecinde de tamam dedik artık şirketleşelim ve bunu genişe açalım ama nereye doğru gidecek? Bir şey yapmamız lazım, bir ürün olması lazım. Kendimizi okey, Excel'den eşleştiriyoruz ama bir yere kadar eşleştirebileceğiz. Bir de...
yaşımız küçük olduğu için çok fazla insan sürekli tavsiye veriyor. Biz de sürekli dinliyoruz ve... Herkes biliyor. Aynen öyle yani. sürekli işte yok şunu yapın, bunu yapın. Öyle olmaz, böyle olmaz. En son böyle bir kendimizce bir kafamızda harmanladık, tahammendik. Bizim bir ürüne ihtiyacımız var. Yani bunu begüm ve güneş oturup eşleştirmediği zaman da bunun çalışması lazım. o zamanlar biz ne işte lean, şirket kurmak, MVP falan hiçbir şey yok yani bilgimiz dahilinde değil. Tahammendik bir ürün yapalım.
Sonra aslında Türkiye'deki, şunu söylüyordum, Türkiye'de vardı aslında. Frinyanser ekonomisi başlamış yani. Biyonluk var. Aynen. Daha C-level danışmanlık düzeyinde bunu yapan şirketler var. hala daha bir eksik var. Çünkü şirketin gelip biyonluktan o hizmeti alma ihtimal çok düşük. Çünkü bir milyonlarca kişi var içeride. Ne yapacak, nasıl seçecek?
Şirketlere şunu da sorduk. Ne olsa kullanırsınız? Derdiniz ne sizinki? Biz ona doğru...
Ufuk Erdoğmuş (09:23)
Frencanser'i
bulmak kolay zaten adam iş arıyor gel sit ediyorsun profilini açıyor herkes
Güneş Günay (09:26)
Aynen,
aynen. Ama işveren tarafında başka ihtiyaçlar var. İşte diyor ki ben işveren bana, ben diyor size yazmak isterim. Ben diyor freelancer'e muhatap olmak istemiyorum. Tamam dedik, okey. Bizi ara bulucu olarak alabiliriz. İşte ben bu işi faturalandırmam gerekecek. Nasıl yapacağız bu işi? Tamam dedik, onu da hallederiz. İşte nasıl güveneceğim freelancer'a? Tamam dedik, bak sözleşme yaparız. İşte arada biz oluruz vesaire. Ya işi bırakıp giderse...
Tamam dedik, onu da yaparız yani. Canımızı iste. Biz yedek freelancer tutarız, bir şekilde onu hallederiz falan işte. Siz freelancersi nasıl ölçüyorsunuz? Ya sen işe aldığın insanı nasıl ölçüyorsun?
Ufuk Erdoğmuş (10:09)
Neyse. Evet, evet. Çok bir şey diyecektim de sen ölçüyorsun da.
Güneş Günay (10:13)
Tam olarak öyle bir yerdeydik. Ama neyse, bunları böyle belli bir şey oturtup, kalıba oturtup bir kafamızda şey oluştu.
Ufuk Erdoğmuş (10:22)
Ama şu lazım yani, sonuçta adam zaten bunlarla uğraşacak olsa gider öbür sitelerden, başka kürtlüklerden bunu yapardı. Demek ki hakikaten bunlara takılıyormuş. Sen en azından bunu yapınca sorunu yüzde yüz çözmüyor olabilirsin ama en azından bir filtre, maksip bir extra bir filtre vermişsin.
Güneş Günay (10:37)
Aynen
öyle. Şirket için aslında gerçekten süreç şu an 5 dakikadan uzun değil. Yani yazıyor ve bekliyor ve çıksın. arslanınızı Yok, ürünün kendisi söylüyor artık bunu. Ürün de eşleşiyorlar ama ilk zamanlar biz yapıyorduk. Hatta o dönem gerginliği de var. Sürekli şimdi iş bize geliyor, freelancerı buluyoruz, aradaki iletişimini sağlıyoruz. İş iyi olsun diye proje yönetimi yapıyoruz. Ajanslık doğru çekiliyoruz.
Ufuk Erdoğmuş (10:47)
diyorsunuz biz bulduk falan diye.
Kaç sene oldu?
Güneş Günay (11:06)
Git, gide ajanslaşıyorsun çünkü... ...hep talep var ve sen de hepsini okey diyorsun o denen para... Aynen öyle ve her seferinde hayır dedik, ajans olmayacağız, ajans olmayacağız. En son artık o proje yönetiminden tamamen kendimizi çıkarttık. Dedi ki biz sadece iletişimini sağlarız. Kişiyi siz seçeceksiniz. İletişimi siz... ...yani bizim üstümüzden veya kendi aracınızla yürüteceksiniz. Ama Türkiye'deki dert de biraz şurada da oluşuyor. Şimdi işverenin... ...freelancera bakış açısı Türkiye'de işte ucuz iş gücü.
Ufuk Erdoğmuş (11:11)
Tam o janskı
Güneş Günay (11:35)
güvenilmez aynen öyle ama bakıyorsun dünyaya artık şirketlerin şey yapısı insan kaynağı kadroları böyle hibrit şeylerle oluşuyor yani işte bir tane kadrola ekibi var kontratlı ekibi var ayrıca kendi freelancer havuzu olan şirketler var işte kontratlı ekip veya ana ekip bir şeye ihtiyaç yoksa kendi freelancer havuzuna gidip oradan insan çekiyor
Ufuk Erdoğmuş (11:37)
Bugün var yarın yok.
Günümüzde şirketlerin değişen kaynak altyapıları
Sağlar gibi geliyor ama 50 tane yanında freelancer.
Güneş Günay (12:05)
bazı videoların şirketlerin şeyi var yani büyünme stratejisinde ben bu yılki insan kaynağımın %40'ını freelance kaynaklarına sağlayacağım diye bir KPI'yi var yani. oraya gitmek istiyor, hafiflemek istiyor. Yani şirket için kadro zaten hani bordro yükü çok ağır bir şey. Ve bunu genelde işte kurucu, CFO veya işte CEO düzenindeki insanlar istiyor. Çünkü aslında
Ufuk Erdoğmuş (12:17)
Oraya gitmek istedim.
Güneş Günay (12:33)
içerideki departmanlar için bu yukarıdan gelen bir şey olmadığı sürece direktif bir şey olmadığı sürece oraya dönüp bakmak ilk akla gelen şey olmuyor. mesela sağlıyorum biz nelerle çalışıyoruz? Pazarlama departmanları, kurumsal iletişim, işte teknik ekiplerle çalışıyoruz. Satışla bazen çalışıyoruz işte pazara araştırması falan yapılacağı zaman. Ama o kadar yani İK'nın kendisi çoğunlukla Türkiye'de...
gidip de ya ben bu kaynağı frecens bulayım şeyine şu an henüz girmiyor. Biz de bunu değiştirmeye çalışıyoruz.
Ufuk Erdoğmuş (13:06)
Şeye
alışık olduğumuz 50-100 yıllık bakış açısında çok uzak bir şey. İK kendi amacını full time adam bulmak olarak gördüğü için normal.
Güneş Günay (13:16)
Evet
evet gerçekten öyle ama yani değişecek, değişti de zaten son 5 yılda değişti.
Ufuk Erdoğmuş (13:21)
Yürütmesi gerçekten çok zor. Bir dönemde, yani ben bu freelancerlarla iş yapılmaz falan diye videolarım var. Yanlış, evet var. Şeyde kanalda var eski videolarda. Hala savunabilirim ama onun şeyi var, parantezi var. Yani ürün yapacaksın, sabit bir ekip core ekibini freelancerlarla kuramazsın. Ama servisleri freelancerlarla sağlamak zaten bence ekonominin gittiği yer. Yani dev şirketler, benim öngörüm bundan belki 50 sene sonra...
Güneş Günay (13:27)
bulalım
Ufuk Erdoğmuş (13:47)
Dünya tek şirkete inmezse. Böyle dev şirketler ve şey gibi yani böyle bir veya iki kişilik maksimum küçük şirketler ya da servis sağlayıcılar. Herkes böyle outsource freelance oraya evrilecek yani böyle ayrışacak gibi geliyor. Şu an böyle bir linear geçiş var.
Güneş Günay (14:03)
Aynen.
Freelancerlığın değişen ve gelişen tanımı
Yani onun sayısal olarak da görebiliyoruz. Öyle mi? Yani şu an mesela Amerika'da tabii bu freelancerlık daha büyük çemberde gig ekonomi diye adlandırılıyor ya. gig ekonomin için aslında kuriyeler de giriyor. Çünkü onlar da çalış şirketi. Onlar da işte platformdan gelen hizmeti seçip... Tabii tabii aynen öyle. Platformdan gelen hizmeti seçip o hizmeti veriyor ve yaptığı kadar para alıyor.
Ufuk Erdoğmuş (14:24)
Kurye'leri aslında böyle şey.
Bu
arada bu da bir örnektir. Yani eskiden atıyorum büyük şirketler kuryerlerini işe alıyordu. Aynen. Artık bakıyor, aaa diyor, bununla mı uğraşacağım? Onun yasal da bir sürü teferruatı var. Buna gidiyor yani ne kadar fazla insanı freelance çalıştırabilirse...
Güneş Günay (14:45)
Şirket için o kadar iyi tabi canım yani risk olarak da iyi maliyet olarak da iyi. Amerika'da...
Ufuk Erdoğmuş (14:50)
gelip
geçen böyle çok akan işlerde çok mantıklı.
Güneş Günay (14:53)
Aynen.
Şu an, Kobilerin %75'i en az bir kere freelancer ile çalışmış. çok büyük bir şey. Yani freelancer sayısı da çok fazla artık. Bunun tabii tanımını yapmak çok kolay değil çünkü biraz blörlü geçişler. İşte freelancerı biz ne diye tanımlıyoruz? Birden fazla şirkete hizmet veren, bir yapıya bağlı olmayan ve işte...
Düzenli gelir gibi bir durum olmayan insanlar diyoruz ama mesela şu da freelancer. Bir şirkette çalışıyor, beyaz yakalı. Akşamları gidiyor, Captuco'dan iş alıyor. Captuco'ya çalışıyor. Şimdi bu insan, Borjola aslında, SGK'sı ödeniyor.
Ufuk Erdoğmuş (15:35)
Şu freelancer mı? Adam giriyor, bir proje için geldi bizle, webdada. İşte 6 ay bir proje yaptı. Sadece bize. Buradan böyle sabah akşam yaptı. Proje bitti, gitti. Başkasına 6 ay yaptı. Aynı anda birden fazla iş yapmıyor.
Güneş Günay (15:47)
Yani
şöyle aslında hala freelancer çünkü proje bazlı. Proje bazlı. Sen kontratın tarihi belli. Contractor da denebilir buna. Ama o da freelancer'a hala daha giriyor.
Ufuk Erdoğmuş (15:57)
Ne kontrekt?
Başkasına gidebilir ama şey gibi. de çok eşli değil de. Seni tek eşli.
Güneş Günay (16:05)
Serial. Evet,
öyle. Ama zaten genelde mesela şeyi görüyoruz. Ajanslarda özellikle, ki bizim alanlarımız daha çok kreatif olduğu için öyle daha kolay kıyaslama yapabiliyorum. Ajansda çalışan insanlar, o ajansın borcosunda, ajans ona bir sürü şey, Photoshop bilmem ne ürünlerini her şeyi veriyor. Bu kişinin böyle bir yeteneği var. Gündüz ajansa çalışıyor, akşam aynı bilgisayarla gidiyor, iş alıyor. Ajans başkanları da...
Ufuk Erdoğmuş (16:35)
Ya
da mimar akşam render yapabilir.
Güneş Günay (16:37)
Aynen
öyle, aynen öyle. Ajançlar da artık bunun farkında. Onlar da şu kafaya gelmeye başladılar. Ya tamam ben strateji ekipleri, core ekipleri tutayım. Ama iş geldikçe ben videocu çekeyim kendi havuzumdan veya işte içerik üreticisi bulayım ve onunla devam edeyim diyor. Artık böyle şeyi iyice küçültüp küçültüp, borcalı insan sayısını iyice küçültüp, tamam siz hepiniz özgürsünüz, bana da çalışabilirsiniz, başka yerde çalışabilirsiniz.
İşveren de şöyle bir dert de var. Bana çok garip gelse de. Sadece bana çalışacaksın. Ama aslında o işverenin işini yaptığı sürece o çalışan başka birinin işini yapmasının önünde bir engel olamalı gibi geliyor benim özgür dünya hayallerimde. Ama tabii bu biraz işveren bakış açısıyla da şey oluyor.
Bordrolu çalışanın boş vaktinde başka işlerde çalışması
Ufuk Erdoğmuş (17:24)
Ben
ona hemen o zaman şeytanın avukatlığını yapayım. Bu cümleyi kuramayayım. O cümleyi de kuruyorum. Sadece falan... Ya benim siyah karotoprağın şeklinde değil. Daha yeni ofiste geçen gün konuşuyorduk. Yine açıklamak gerekiyor çünkü. Hakikaten özgür dünyada herkesin her şeyi yapabiliyor olması lazım. Kimse kimseye karışamaz. İstediğini söylesin zaten. Akşam ne yaptığını bilemezsin. Ben şöyle düşünüyorum sadece, dipnot olarak. Bir insan bir şirkette yeterince kazanarak...
bütün mesaisini dolduracak kadar çalışıyorsa, bence akşamları ve hafta sonları dinleniyor olması lazım. Doğru. Full time işinin verimini arttırmak için dinlenmesi gerekiyor. Yani ben şunu söylemiştim, bir kere bir arkadaşla konuşuyorduk, hafta sonu başka iş yapayım mı demişti. Ben de istemem demiştim. Yapmadı diyemem çünkü desem de demesem de isterdi. Yapamış. Yapacak bir an ruhumdu ya zaten. istemem demiştim. Sebepleri bunu açıklamıştım. Yani ben hafta sonu senin çalışmanı istemiyorum çünkü dinlenmeni istiyorum. Şeyde demiyorum, hafta sonu çalışacaksan bana çalış. Hayır, hafta sonu çalışma.
Benim önceliğim bu. tabii... İşte pratikte böyle değil insanlar yeterince kazanmıyor. Zaten mesai de boş oturuyor. Yani bir sürü freelancer mesai içinde freelancers yapıyor. Zaten boş oturuyorum diyor. Dünyanın gerçekliği de bu.
Güneş Günay (18:24)
Derince kazanarak.
Bir de aslında sayısal olarak bir gerçeklik daha var. Şimdi yeni jenerasyon geldi. Z jenerasyonu artık işte çalışıyor. Ve onların işe bakış açısıyla, bu ilk trendleri falan öyle bir bir yerden söylemiyorum. Gerçekten gözlenmediğim için de söylüyorum. O jenerasyon işe bakış açısıyla senin hatta benim bakış açım arasında... Farklı. ...bayağı bir uçurum var. Çünkü diyor ki aynı o özgür dünya hayallerinde...
Ben diyor niye bir yere bağlı kalıyorum ki? mesela çok yetkin biri olsun, gerçekten çok iyi yapıyor yaptığı işi. Ben diyor niye sadece bir şirkete bu hizmeti veriyorum? Bir şirkete bu hizmeti verip x lira kazanacağımı, o şirketten 1 bölü x kazanırım, diğerlerinden 1 bölü, 1 bölü, 1 bölü, ki işte çok daha fazla para kazanabilirim.
Ufuk Erdoğmuş (19:22)
Bu arada sırf paralel olarak değil, ben şu yorumu da duydum. Mesela atıyorum, bizde ve kentte bulup olsun. Hafta sonu zevkine belki mobilya yapacaklar. Bu da var yani. Ben bunu da yapabilirim. Hadi zevkine yapmak istiyorum. Yapmam mı diyeceksin adama. Üstüne bir de para vereceksin.
Güneş Günay (19:38)
Tabii.
Ya da mesela Bali'ye gideceğim bir ay. Hani Bali'den çalışmak istiyorum. Ne diyeceksin?
Gen Z'nin iş hayatına girişi ve hayattan beklentileri
Z jenerasyonu girdiği andan itibaren iş hayatını hikaye zaten mecburen değişecek. Çünkü onlar değiştiriyor. Biz hâlâ daha, ok benim sabit bir işim olsun, bir gelirim olsun, kiramı ödeyebileyim falan. Ama yani o insanların Z jenerasyonu hayatında şu an zaten öyle bir
Bizde de yok zaten de işte ev alayım, araba alayım, işte ailemin yanından taşınayım falan. kentselan başkanı. Yok çünkü, olamıyor. Şu anki ekonomik dünyada zaten öyle bir alanı yok yani o jenerasyon. Bizim de yok. Doğru.
Ufuk Erdoğmuş (20:22)
Bundan 40 sene önceki nesil 30 sene çalışıp ev alacağım hayaliyle diyordu. Sonraki belki araba alacağım hayaliyle diyordu. öyle bir hayal
Güneş Günay (20:30)
Şu an hiçbir şey alamayacağım. Bari ne buluyorsam yok. Biraz o kafalar artık masada olduğu için yapacak bir şey yok yani. Hikaye oraya doğru evrilecek. Şirketler istese de istemese de oraya doğru gidecek çünkü çalışan bunu istiyor yani.
Jobtogo için sonraki adım nedir?
Ufuk Erdoğmuş (20:47)
Peki şimdi 4-5 sene olduğuna göre artık baya yerleşik bir girişim sayılır Captugo. İkinci mi yatırımı aldı? Gizli, konfiden şey. Güzel olduğunu. Güzel değil. Demek ki işler iyi gidiyor. Daha da ilgisin. Yani güzel bir ihtiyacı kapatıyor. Sonrası ne?
Güneş Günay (21:01)
Evet güzel güzel
Sonrası şu. bir ilk amaç evet Türkiye'de bu işin freelancerlarla çalışmanın kolay yolu olarak ilk akla gelen şirketin Jap2go olması ve çok fazla sayıda şirketin bunu kullanabilir hale gelmesi. İki aynı şekilde freelancerların gözünde de yani zaten bizim temel amacımız hep şeydi o marka değerini yaratırken freelancerların güvenilir partneri olalım biz. Yani ne zaman bir şey istese, ne zaman bir şey...
bulması gerekse, çözüm bulması gerekse bize gelsin. Gerçekten bunu bir şekilde sürekli onlar ilişki malidi olarak, sürekli etkinlikler yaparak, onlara yönelik birtakım çözümler üreterek buraya kadar getirdik. Ama benim hayalim gerçekten hani önümüzdeki seneler içerisinde ya freelancer kelimesi geçtiği an, akla ilkca attı golun gelmesi. Tabii ki Türkiye'de çok eski markalar var ve onlar akla gelmeye devam edecek ama değer önerilerimiz bambaşka. Yani...
bizim derdimizle onların derdi çok böyle her anda kesişmiyor. Dolayısıyla hani hikayeyi biraz o tarafta duygusal olarak oluşturur.
Ufuk Erdoğmuş (22:17)
pasta yeterince büyük yani. Tabii tabii. Birinci, ikinci öyle bir dert yok yani. Dert yok. Yeterince büyük bir alan var. Ben şeyi çok sevmiyorum çünkü Türkiye'de yani hep böyle rakip ya o ya ben falan gibi bakışısa. Bence öyle çalışıyor.
Güneş Günay (22:23)
Aynen. Hepimize ekmek var yani.
Evet evet.
Hatta güçleri birleştirerek. bu bence çok kıymetli bir şey. Çünkü elimizdeki kaynaklar zaten belli. Benim marketingimle onun marketingi birleşse Türkiye'deki bütün freelancerlara dokunabilecek bir şey yap. Aynen öyle. Aynen öyle. O yüzden ben de bunu çok kıymetli olduğunu düşünüyorum ki rakiplerimizle ara ara görüşüyoruz. Ne yapalım beraber? İşte biz bunu yapamıyoruz, siz bunu yapıyorsunuz. Bunu size paslayalım. Ya da mesela işte daha böyle
Ufuk Erdoğmuş (22:48)
Bilansır pazarını büyüteceksin.
Güneş Günay (23:03)
danışmanlık düzeyinde bu işleri yapanlarla şey gibi anlaşmalarımız var. Onlara daha bizim boyutumuzda işler gelince bize pas diyorlar, bize daha büyük boyutta işler gelince biz onlara pas diyoruz. Çünkü hepimizin şey belli yani kapasitesi belli. İçerideki...
Ufuk Erdoğmuş (23:18)
Hedef
git lan yani. Sen şimdi ağa sırf müşteri geldi. Her şeyi atlayamazsın ki zaten.
Güneş Günay (23:21)
Aynen
öyle. Bir de bir diğer aslında benim dokunmak istediğim yer.
Freelancer olmanın emek / kazanç dengesi ve global pazarda bulunabilmek
Yani Raptugo'nun en başından beri hayal ettiğim şey şuydu. Türkiye'de ve dünyada kapitalist düzende emeğin sahibiyle parayı kazanan arasında devasa bir uçurum var ya. Aynen öyle. Şimdi freelancerlık aslında bir yerden buna dokunuyor. Çünkü işi yapan kişi paranın çoğunu, hatta 95'li 90'ını alıyor.
Ufuk Erdoğmuş (23:41)
ilk
Güneş Günay (23:52)
Ve bu çok kıymetli bir şey. Çünkü işte, cün lira işi yaptırıyor ajans, gidiyor onu, 120 çarpanla müşteriye satıyor.
Ufuk Erdoğmuş (24:01)
Ayrıca yani ajansları savunmak için söylemiyorum. İşin gerçekliğinde böyle olması da gerekiyor. Gerekiyor. Çünkü sen 10 kişilik işte biz de ajansı işte yapıyoruz başka şey de yapıyoruz. Ajans olarak iş yaptığında o bir kişinin developer olarak girdiği projede yani o ekibin dönmesi gerekiyor. Dolayısıyla sen bir kişilik değil ister istemez en az 3 kişilik 4 kişilik para alıyorsun. Bunu ilk developerlar işe girdiğinde hep şaşırlar. derler. Benim maaşımın 4 katını kesiyor 3 katını kesiyor. Öyle olmak zorunda. Kira veriyorum bilmem ne ben. Sen emin yaptın da öyle bir derdin yok. Bu arada freelancer'ın ucuz olması sebebi de bu zaten.
Güneş Günay (24:33)
Ne?
Ufuk Erdoğmuş (24:54)
Dikkatli olarak dava olarak görüyoruz. Ben
de bir dava olmadan başarılı bir girişim olmayacağına iddia ediyorum. Öyle bir tezim var. Nereye gidersin?
Güneş Günay (25:01)
Muhtemelen. Çünkü
inancını da çok sık kaybediyorsun hikayeye. Yani her an zaten çok ince bir iplikte yürüyorsun yani. O yüzden böyle bir yere tutunması hikayenin bana çok anlamlı geliyor. Bir diğer ayağında da bu insanların şu an... Okey, biz Türkiye'de iyi yetenekli, işte güzel hizmetler verebilen, freelancerlıkta başarılı bir gürüh topladık. Ve bu gürühün aslında sadece Türkiye'ye hizmet vermesi gerekmiyor.
bu insanlar dünyanın her yerindeki şirketlere hizmet verebilirler. Şu an dünyadaki uluslararası pazar yerlerinde yarışmakta zorlanıyorlar çünkü orada bir Hindistanlı, Pakistanlı nüfusu var ve para olarak zaten onlarla yarışamıyorlar. Kalabalık olarak da kendini öne atamıyorlar. Upwork'tan, Fiverr'dan, TopTal'dan iş alabilmek Türkiye'de kaç tane freelancer'a denk düşmüştür. Gerçekten çok fazla efor sarf etmeleri gerekiyor. Dolayısıyla
Bir diğer amacımız da bu güruhun gerçekten iyi iş yaptığını bildiğimiz, freelancer olarak kendini katlamış olan güruhun bizim aracılığımızla yurt dışındaki şirketlere hizmet verebilmesi.
Ufuk Erdoğmuş (26:09)
Bunu
buraya geleceğini tahmin ediyor musunuz? Çünkü adını JAP2GO koymuşsunuz. Biyonluk koyun. JAP2GO bir de çok Amerikan ya. Avrupa'da da 2GO denmiyor ya. Yani JAP2GO direkt belli ki Amerika'ya bir göz kırpıyor bir noktada.
Kapanış notları
evet. Şeyi soracağım ama yani burada hedef bir gün atıyorum Polonyalı arkadaşlar da kaydolsun mu yoksa idealde yabancı şirketler çoğunlukla Türklere mi freelance iş versin?
İki tarafı da herkese alacak mısınız yoksa önce yabancı şirketler sonra...
Güneş Günay (26:39)
O anki duruma göre kaya vereceğiz bence çünkü... Evet evet yani şu andan itibaren bunu ön göremeziz. Tabii ki hayal dünyadaki bütün freelancerlar gelsin.
Ufuk Erdoğmuş (26:42)
Orada çok doğru bir cevap. Hayal, o yüzden hayal ne diyor?
Olmayabilir.
Olmayabilir çünkü. Sen diyebilirsin ki ben dünyadaki bütün şirketler olabildiğince Türk freelancerlara biz yarat... O da bir dava alabilir.
Güneş Günay (26:59)
Evet,
Bir yere kadar hala o devam edecek. gerçekten ben şuna da inanıyorum yani gerçekten iyi yetenekler var. Ve bu iyi yetenekler Türkiye'nin konjonktürü sebebiyle şu an içinde bulunduğumuz durumlar, saçma sapan hikayeler sebebiyle çok zor hayatlar yaşıyoruz. Yani... Aynen öyle. Bir oyunu hardda oynuyoruz yani.
Ufuk Erdoğmuş (27:19)
Yani gereğinden çok daha fazla zor.
Güneş Günay (27:25)
Evet, yani ve buna bu kadar zor olmamalı. Çünkü işte Avrupa'da okudum ben. Zaten Avrupa'da bir eğitim gördüm. İşte... Ve bir şekilde o insanların hayatlarının ne kadar kolay olduğunu görünce... Aynen öyle, daha da sinirleniyorum. Yani bunu şey bir yerden değil, iyice öfkeli bir startım. Çünkü şey yani... Bir tane...
Ufuk Erdoğmuş (27:38)
Ama insanlar farklı değil.
Jöfke bir tip yok anlattım.
Güneş Günay (27:51)
Mim var ya elinde bıçak olan bir civciv var. Bazen onu girmesin. Yani o insanların işe girmesi de çok kolay. Çok kolay, bize göre kolay. kazandıkları paralar belli. İşte ne bileyim, hayat standartları belli. Ama biz burada gerçekten aynı kafalarla, zaman zaman daha akıllı insanlarla, daha yetenekli insanlarla bir türlü oraya ulaşamıyoruz. Ve bunu da bir dava edinmek ilk söylediğim şeyle ters düşmüyor hala daha.
Yani bu insanların da dışarıya hizmet verilmesi lazım. Bunu sağlayacak sistem, ben kurabilirsem ne kadar güzel olur. Yani hikaye biraz öyle. Aynen öyle.
Ufuk Erdoğmuş (28:31)
İnşallah, inşallah olur. Güzel bir amaç, güzel gidiyor. İnşallah sonunda güzel olsun. Yılımız açık olsun diye. Teşekkürler.
Güneş Günay (28:38)
Teşekkürler
geldiğiniz için. Ben teşekkür ederim.
Yazar Oyuna Devam