Ürün Yöneticiliği, Proje Yöneticiliği ve Öğrenilen Beceriler | Oyuna Devam Podcast 081

Avatar Oyuna Devam | 26 Haziran 2025

lock_open

Ürün Yöneticiliği, Proje Yöneticiliği ve Öğrenilen Beceriler | Oyuna Devam Podcast 081

Avatar Oyuna Devam | 26 Haziran 2025



Intro

Ufuk Erdoğmuş (00:00)
Olmalı mı, olmamalı mı'nın 8. bölümünde ürün yönetimi, proje yönetimi bizim sektörde alıştığımız maalesef İngilizce isimleriyle Product Owner, Product Manager, Project Manager konularını konuşacağız. Her zamanki gibi kamera arkasında Alp bizim bilmediğimiz sorular soracak. Yanımda da bir Product Manager Alper Özer bize katılıyor bugün. Hoş geldin Alper. Sürpriz sorularını bekliyoruz. Hadi bakalım.

S.Alp Sarıçiçek (00:28)
Merhaba öncelikle

Ufuk Erdoğmuş (00:30)
Gerçekleri

bilmeden bekler.

Alper Özer (00:32)
Heyecanla bekliyorlar.

Alper Özer kimdir?

S.Alp Sarıçiçek (00:34)
Direkt muhabbeti başlatalım o Ufuk Bey'i artık kanalımıza takip edenler tanıyor az çok. Sizin de bir kariyer yolunuzu nereden, nasıl üniversite mezuniyetiniz, nasıl geldiniz buraya kadar anlatabilir misiniz?

Alper Özer (00:48)
Tabii

ki, tabii ki. Ben 2019'da Ezimrek Üniversitesi'nde yazılım mühendisinden mezun oldum. Yaklaşık bir 4 senenin üzerinde bir yazılım kortlamam bir maceram oldu. Tabii bu süreçte birçokta girişim kurmaya çabalayıp batanlardadım. O yüzden belli bir süre yazılım tarafından...

Ufuk Erdoğmuş (01:06)
Hem batık girişimci, sonra da ürün prodaks menajörü olan.

Alper Özer (01:11)
Kesinlikle.

Ondan sonra işte iki yıldır son yeni bir ürünün önce developer noktasındayken daha sonra şimdi de artık ürünün bütün biznesini yöneten o tarafta sıfırdan bir ürünü çıkartıp piyasaya sokma tarafında olan bir kişiyim diyebilirim.

S.Alp Sarıçiçek (01:28)
Şahane.

Ufuk Erdoğmuş (01:29)
Güzel aslında bize. Hem genç hem yazılım tecrübesi olması güzel yerlere geçer.

S.Alp Sarıçiçek (01:34)
Güzel

bir şeyin sonucunda, çalkalanmanın sonucunda güzel bir yere varılmış gibi duruyor gerçekten. Bu ilginç bir konu bu arada.

 

Ürün yöneticiliğine geçerken yazılımdan gelmenin avantajını gördünüz mü?

Mesela product manager olmak için bir avantaj mıydı bu? Yoksa doğal olarak mı ilerledi kariyerin bu tarafa doğru?

Alper Özer (01:48)
Ya bence avantaj değil. Son zamanlarda çok şey oluyor. Product Manager App ayrı bir daha endüstri mühendisi, daha sektörden olmayan insanlar da bu işi yapıyor ama zaten işin bence doğası gereği işte yazılım ürünü yapıyorsak yaptığın ürünü bilmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Benim çok daha hızlı gelişeme sağladı. Yani yaptığım ürünün temelini bildiğim için ham maddesini. O yüzden çok daha hızlı öğrendim yani. İnsan kaynaklarında işçilim platformu.

Ufuk Erdoğmuş (02:14)
Daha dataya dayalı bir ürün yani. Aslında tasarımın ağırlığının az olduğu bir ürün. Ben de şey diyecektim, proje yöneticisi ya da product manager, neyse ürün yöneticilerinde yazılımcı ya da tasarımcı olmanın avantajı olduğunu düşünüyorum ben de. Tasarımcılarda evet yani. Ama ürün tasarım ağırlıklı bir ürünse bunun çok etkisi oluyor. Ama o tekneyi bir yerden sonra öğreniyor zaten. Ya da sen yazımcısın mesela hani tasarım yükü daha azmış sizin üründe ama hani olsa da sen de tasarım göze olan bir yazılımcı olmanın da avantajı olur.

Hepsi öğrenilen şeyler ya.

Alper Özer (02:47)
Şey oldu daha öncesinde ilk stajım product üzerineydi. Hatta çok ilginç Kolayika'da yine insan karakter uygulamasındaydı. Ondan dolayı orada da bir ürün geliştirmedeki tasarım şeylerini görmüş oldum. Onun da bir avantajı vardı. Ama ben de katılıyorum aynı şekilde.

Ufuk Erdoğmuş (03:04)
Artısı

var sonuçta. Ama dipnot düşelim herkes aslında proje yöneticisi, ürün yöneticisi olabilir aslında teorik olarak. Sonuçta orada insan yönetiyoruz.

Alper Özer (03:14)
Evet, kesinlikle.

S.Alp Sarıçiçek (03:15)
Peki mesela Ufuk senin için de sanırım bu geçiş işi yapmaktan çok pro...

Ufuk Erdoğmuş (03:20)
Ben

de birebir aynı zaten. Ben sadece diplomasız, alaylı yazılımcıydım.

S.Alp Sarıçiçek (03:24)
Erken oldu senin için de sanıyorum. Senin için de öyle olmuş. Bu geçişi neye peki bağlıyorsunuz? Bu karar mıydı yoksa gerçekten...

Ufuk Erdoğmuş (03:32)
Yani yazılımcı olmaktan

S.Alp Sarıçiçek (03:34)
Bir

noktadan sonra onu yapmak yerine yapanları yönetmek mesela daha mı tatlı geldi yoksa mesela bu geçişi sağlayan zihinsel bakış açısı nasıldı? Ne değişti de mesela böyle atlama yapmak istedin?

Alper Özer (03:44)
Ben Ufuk

Ufuk Erdoğmuş (03:52)
Ben ürün yöneticisi, product manager gibi olmadım. Proje yöneticisi gibi daha çok oldum. O da bir sürü projeye aynı anda baktığım için.

S.Alp Sarıçiçek (03:59)
Sanırım girişimcilikten devam etmekle alakalı.

Ufuk Erdoğmuş (04:01)
Frilans

yazılımı yapıyordum. Sonra işte müşterile konuşuyorum, adamın istediği işi yapıyorum. Sonra müşterile konuşuyorum başka bir müşteride istediği ürünü yapıyorum ya da işte yazılımı yapıyorum. Bir sonraki müşteride de işte atıyorum X, Y, Z gidiyor müşteriler. Bir noktada da adamın istediği işe ya da bir sürü müşteri aynı anda geldiğinde yetişemez oldum. Ben yetişemediğim noktada freelancerları bir araya toplayıp onlara parçalarımı dağıtmaya başlayınca zaten otomatik proje yöneticiliğinin ilk adımı. Yani işi parçalara bölüp onlara dağıtıyorum. Sonra takip ediyorum sen ne yaptın, sen ne yaptın.

Ozan şey gibiydim tabii ilk başta ben öyle manager, player manager vardır ya futbolda hem oyuncu hem teknik direktör. Biraz öyle yani bir kısmını paslıyorum, bir kısmını da ben kodluyorum yine ama işte sonra akşamüstüde toplanıp ne yaptık falan diye takip ediyordum. Öyle öyle yani ben işe yetişemediğim için mecburiyetten kaydım. İyi ki de benim daha iyi yaptığımı düşündüğüm bir alan zaten.

Alper Özer (04:49)
Benim de benzer şekilde oldu. Yani ilk başta tamamen kodurdum. Keyifli olurdum bu arada yaptığım şeyden. Hatta işte mezun olduktan sonra... Evet ya ama şeyde vardı işte... İletişimi çok seviyorum. Bir şeyleri, bir fikir söylemeye, bir şeyleri öğrenmeye. Bir de hep şeyde... Bir business'ı çok merak ediyordum. Spotify işte ne yapmış, işte diğerini nasıl bir ürün pazarlıyor, ürünü nasıl konumlandırıyor. Çok keyifli olurdum. Bunları dinlemekten, bunlara bakmaktan.

Ufuk Erdoğmuş (04:57)
Bir şey ne o zaten yazın? Diplomasını almışsın yani.

Alper Özer (05:17)
Sonrasında hep sürekli aklıma bir fikir geliyor, bunu nasıl yaparım falan olmaya başladı. Sonra şansım, ikinci iş yerinde yazılım evi olmayan bir yerde yani yazılım ana işi olmayan bir yerde. Müşterilere de ben konuşuyorum. Yani yaptığım hedef kitlede de ben görüşüyorum. İhtiyaç analizle ben yapıyorum, testle yapıyorum. Yani uçlanınca her şeyi yapmaya çalışıyordu. Sonra o tarafta da başarılı oldum. Gördükten sonra o tarafta dedim ki nasıl daha iyi yani herkesin ortak problemini çözen nasıl bir ürün yapabilirim, bunu nasıl parasallaştırabilirim, nasıl kazanç haline getirebilirim.

Ufuk Erdoğmuş (05:46)
Sen

hep girişimciymiş gibi yorumlamışsın. O da sana artı getirmiş olabilir.

Alper Özer (05:51)
Evet, hep zaten bir şeydi üniversiteden mezun oldum. Bir 6 ay kadar direkt çalışmadım. O 6 ay boyunca da üniversiteden bir hocamla bir Coscap testi alalım, bir şeyler yapalım gibi bir isteğimde var. Hep vardı, hep vardı.

Ufuk Erdoğmuş (06:00)
Ama şey gazı var mı?

 

Satış ve ürün her işte var!

Gerişimci

olmak için de bence bir satışçılık becerisi alışkanlığı ya da iki ürüncülük ya da projecilik. bir hani insanların arasını bağlamak. Ya satışçılık bir ürüncülüğü olmak gerekiyor. Ya da satan birinin yanında ortak bulup falan. bu ikisi her girişimcinin... Olmazsa Bunlar yetenek şeyler değil, öğrenilebilen şeyler. Ama her girişimcinin eninde sonunda öğrenmeden işi büyütemediği şeyler.

S.Alp Sarıçiçek (06:13)
Şşşşş

Alper Özer (06:28)
Ürünü çok güzel yapabiliyorsunuz her şey.

Ufuk Erdoğmuş (06:30)
Bir

satış ortam olabilir ya da bir başka şey. O yüzden dedim. Satış ve ürün her işte var. Bakkal da açsan var, yazılım da yapsan var, marangoz da olsan var. Ama teknik bilgiler işten işe değişiyor. yüzden demek istedim. O yüzden sana avantaj olmuştur yani girişim kafasının.

Alper Özer (06:45)
Çok oldu, ya bir de şey de çok oldu hani yazılımda baktığınız zaman bir şeyleri hep fonksiyonite olarak görüyorsunuz her şeyi ama diğer bir taraftan üründe hedef kitlenin pazarını ne istedi? Ya şöyle söyleyeyim, en basitinden bir insan kaynaklarını hedef kitle olarak alıyorsan ayrı, işte bir muhasebe uzmanını alıyorsan ayrı ya da bir yazılımcı hedef kitle olursan ayrı. Ürünlerin tasarımları da, hedef kitlenin oradaki parasallaşmadan bile beklentisi çok farklı oluyor. O yüzden bana büyük bir avantaj sağladı.

Ufuk Erdoğmuş (07:14)
Sen müşteriyle muhatap

Alper Özer (07:16)
Evet, kesinlikle.

S.Alp Sarıçiçek (07:18)
İtap edilen kitleyle temas halinde olmak demek ki yapılmak istenen ürünü de bayağı geliştiren ya da adımlarını hızlandıran bir olay demek.

Ufuk Erdoğmuş (07:26)
Bu

 

Ürün yöneticisi olarak günlük iş yükün nasıl değişiyor?

arada, yani bilmiyorum soracak mısın da, product manager deyince sadece ürünün, product owner ile product manager'in farkı var mı bu arada? Tam o ***'e bağlı. Geliyoruz mu? ben size sorarım. Bilmiyoruz ya ne soracak?

S.Alp Sarıçiçek (07:39)
Mesela

yaptığınız işin doğası gereği günlük iş, yükün nasıl gözükemez?

Alper Özer (07:43)
Bence

o her yerde çok değişiyor. Ben de açıkçası product manager olarak çok fazla yerde çalışmadım. Ama şöyle düşünüyorum. Örnek görüyorum çok büyük bir yazılım şirketinde içerisinde birçok aslında ürün bulunuyor. Her ürünlerin içerisinde bir ürün yöntisi bulunuyor. Ve beraber çalışıp bir head of'a bağlı devam ediyorlar ama benim gibi bir startup da çalışıyorsanız aslında o ürünün yardımcı CEO'su gibi bir konumda her şeyi koşturan, her şeyi yapan bir tarafta oluyorsunuz.

Bu yüzden benim günlük rutinim çok fazla değişebiliyor. Diğerlerinin biraz daha stabil, daha kurumsal olabiliyor ama benim tarafım da o gün satışa da başlayabiliyor. İşte customer successe de yani müşteri desteği de başlayabiliyor. Gecesiz günlerim de o tarafta benim olabiliyor. Çünkü her yerdesiniz, her ortağımda aslında joker eleman. Yani siz satışa da destek veriyorsunuz, developmenta da destek veriyorsunuz, tasarıma da destek veriyorsunuz. O noktada benim gün içerisindeki şeyim çok değişiyor ama overall da...

Şu anda mesela belli bir süre aldığım ürün, işte bir yıl geçti. Günlük data takip işte ne kadar kullanıcıya girmiş sorun var mı sistemde vs. onları bir izlemek olabiliyor. İşte haftalık olarak churn oranları, yeni kazançlar. Bir de market özellikle ben neredeyse her hafta bir rakip analiziyi çünkü çok hızlı gelişmeye başladı artık her şey. O hız artınca da rakipler her hafta yeni bir versiyon çıkıyorlar onları takip ediyorum. Genelde benim bu şekilde geçiyor.

Ufuk Erdoğmuş (09:08)
Bu arada süper saydığı şeylerin hiçbir ürünle alakalı değil. Farklıysan. Ürün bittikten sonra hala ürün yöneticisi ama ürünle ilgili bir şey yapmıyor. 2 tane 3 tane özelliği konuşuyor ondan sonra gidiyor rakibe bakıyor bilmem neye bakıyor.

S.Alp Sarıçiçek (09:11)
Hepsi tamam.

 

Proje yöneticiliğine ürün yöneticiliğinden mi geçiliyor?

Peki mesela sana da şeyi soracaktım. Az önce bahsedilen bütün operasyonel skalanın büyümesi ne zaman geliyor? Yani ürün yöneticiliğinden proje yöneticiliğine geçiş böyle bir şey mi?

Ufuk Erdoğmuş (09:30)
Bence biri birinin üstü değil. Başka şeyler. Aynen, komple başka mekanizma.

S.Alp Sarıçiçek (09:33)
Aman yapısal farklılık.

Alper Özer (09:36)
Ben

şöyle düşünüyorum, proje almakla testime siz benim bir müşterimsiniz. Bir ihtiyacınız var.

Ufuk Erdoğmuş (09:41)
Proje

yöneticiliği müteahhitlik gibi daha çok. Bir istek var, evimi şöyle yapmak istiyorum diye sen onu yapıyorsun, teslim ediyorsun. Aynı anda beş insana beş ev yapıyor olabilirsin müteahhit olarak. Proje yöneticiliği de öyle. Ben beş müşteriye, beş tane farklı projenin yöneticiliğini yapabilirim. Ama ürün yöneticiliğinde bana sorarsan sanki sayı daha az olur. Hadi 1-2 maksimum 3 mü olur oturmuş ürünse belki. Çünkü ürünün her şeyini takip etmen lazım. Öbüründe projeyi takip ediyorsun ya, her şey zaten müşteri takip ediyor.

satıp satmadığı rakip analizi o benim problemim değil. Ben projeden sorumluyum. O adam sorumlu ürünümden kendi biznesi batacak mı batmayacak mı o beni ilgilendirmiyor. Ama product manager'san product alınırsan sen onu sahip... O da seni ilgilendiriyor. Adamın... Yani biz kaç sene içeride esprisini yapıyoruz şimdi madem kameraya karşısında da söyleyeyim. Artık 16 sene olduğu için. Ben şeyi görüyorum mesela geliyor birisi böyle bir web sitesi böyle bir e-pist diyorum diyor. Ben gelişinden diyorum ki bu adam bir seneye batar diyorum.

S.Alp Sarıçiçek (10:21)
Çalışı seni ilgilendir

Alper Özer (10:37)
Baturda.

Ufuk Erdoğmuş (10:38)
Genelde tutuyor ya da onunla ilgili de böyle video çekilmektedir zaten öyle fikrimiz var. Girişim gibi değerlendirmek, ehalet falan. Neyse batıyor da değil yani uyarıyorsun işte onu görünce uyarıyorsun ama laf dinlemezse kendi problem, arkadaş bana verdiği proje yapar geçerim bir yerden sonra diyorsun yani söz dinlemeyen müşteriye ama sen onu diyemezsin sen onun sözü içeride birilerini dinletmek zorundasın.

 

Ürün/proje yöneticisi ekibe ne kadar dâhil oluyor?

Alper Özer (10:58)
Zaten benim bence şimdiki en zor kısım da o oluyor. Yani bir ortadaki kişisiniz. Siz o tarafta hiç bir yönetici değilsiniz. Senin yöneticilerin var, yatırımcıların var. İşi paylaşların var. Yani development ekibi var, tasarım ekibi var. Siz ortadaki kişisiniz. Hem development ikna edeceksin, yapacağı işe inandıracaksın. Hem tasarımcıya ikna edeceksin o özelliğin, yani UX olarak özellikle gelmesi gerektiğini. Hem yatırımcıya bu doğru bir yatırım olduğunu göstermek.

hem yöneticiyi ikna etmek yani oradan anlamda herkesi mutlu etmek zorunda kalıyorsun. ben üründe de şunu düşünüyorum. Örnek yönetmiş şey Spotify. Orada siz mesela bir evinizde bir müzik sistemi yapmak istiyorsunuz. Plaklar alırsınız, müzik sistemi yaparsınız. Bu bir proje aslında. Bakın zaten kişiye özel bir durum ama herkesin günlük olarak problemi neydi? Hızlı müzik dinleyebilmek ve müziği satın almamakta. Herkesin bir kerede ödeme yapıp bütün müziklere ulaşmaktı.

Spotify'da bu işte bu problemi güzel çözdüğü için de iyi bir ürün noktasına geldi. Aslında farkımızda tam olarak bu.

Ufuk Erdoğmuş (11:59)
Burada güzel bir şey söyledin sen. Ürün yöneticisi, yatırımcının şunun bunun arasında dediğin iki şey not ettiğimi aklımda söylemek için, yani ilave olsun diye söylüyorum. Siz mesela yatırımcıya da sen sorumlu görüyorsun kendini. Demek ki sizin ürününüz aslında yatırım kovalayacak bir ürün. Bu dipnot olarak söylüyorum. Her ürün böyle değildir. Yani bootstrap yapıyordur. Adam yatırımcı umrumda değildir. O zaman yatırımcı da sana kimse görüşmez. Yatırımcı da ürünün bir müşterisidir aslında. parantez için de söyleyeyim dedim.

Şimdi sen dedin ya ürün yöneticisi onun bunun bunun ortasında. Yani ekibin içinde değil, yazılım ekibinin içinde değil aslında. Tasarım ekibinin içinde değil. Yönetimde de değil. Bayağı bağımsız.

S.Alp Sarıçiçek (12:38)
Mutlu

etmekle mükellef olan şahı

Ufuk Erdoğmuş (12:40)
Aynen öyle. Bunu çok sevdiğim bir işte şey var Lex Sisney sitesine bakarsınız iki tane kitabı da arkada. Görünüyormuş kırmızı olan. Organizasyon şaması yaparken o proje yöneticisi diye söylemiş ama hepsi birbirine acı verdi zaten. Proje yöneticisini Organizational Chart'ta takımın içine koymuyor. Diyor ki yazılımcılar burada, atıyorum tasarımcı burada onlar böyle bir ürün geliştirme takımı ama proje yöneticisi onun dışında. Dolayısıyla ürün geliştirme takımının bir lead developer olabilir.

Ürünün bir ana sorumlu teknik ya da tasarımcılık kişisi olabilir. Aslında proje yöneticisi ya da ürün yöneticisi onun dışında. Onunla birlikte çalışabilmek zorunda olan birisi olması gerekiyor. Dışında yani. O ekibin dışında bir bağlaç yani.

S.Alp Sarıçiçek (13:25)
O zaman bu bilgiyi şu soruyla pekiştirmek istiyorsanız.

 

Ekibi ne zaman teknik olarak yönlendirmek veya hiç karışmamak gerekiyor?

Mesela bu teknik background'a sahip olarak bu işi yapmanın kolaylıkları ve zorlukları mesela karşılaştığınız nelerdir? Çünkü hem ekibe dahil değilsiniz ama ekipten de sorumlusunuz bir noktada. Bu teknik, bu işi öyle değil böyle yaparım. Mesela hiç ağır basıyor mu dürtü? Ya da ne zaman salman gerektiğini o... Tasma demek ayıp olacak ama hani birisine o şeyi vermek, mesafeyi sağlamak, profesyoneliğine güvenmek ne kadar kolay, ne kadar zor?

Ufuk Erdoğmuş (13:28)
Hadi tabi

Alper Özer (13:55)
Çok değişiyor ama ben dürüst olmak gerekirse çok avantajını sağladım. şey, yapılabilecek şimdi... Product managada şöyle bir durum var. Biz birazcık daha hayalperestiz. Ürüne gelecek yeni özellikleri bulmak için de biraz daha hayal de kurmak gerekiyor ama teknoloji seni bir yerde kısıtlıyor. Fiyat, yani maliyet seni bir yerde kısıtlıyor. Şimdi bu maliyeti de düşürmek...

Ufuk Erdoğmuş (14:17)
Güzel

söyledim bak teknoloji kısıtlıyor, o ürünü geliştirecek yazılımcı bunu yapamayız diyor olabilir. Maliyet kısıtlıyor, hiç alakası bir insan finans'tan paramız yok birader diyor olabilir. Dolayısıyla sen o yüzden aradaki kişisin. Evet.

Alper Özer (14:27)
Yani orada da işte ben o teknolojinin yapılabileceğini bilmek ayrı bir şey. O karşıdaki bunu yapamayız, yaparsın hani. Bak şöyle şöyle şeklinde gösterdiğin zaman daha saygı duyulan bir noktaya geliyorsunuz. Daha çok sizin işte yaptığınız fiçhleri güven artıyor. Bir de yaptığın ürünün development'ta bunu kodlarken sonuçta inanması da arttığı için daha büyük bir mutlulukla daha kısa sürede daha güzel bir eforla aslında bunu çıkartabiliyor. Maliyet de aynı şekilde.

Ufuk Erdoğmuş (14:56)
Bir yorum yapabilir miyim buna? Benim gözlemim, proje yöneticisi, product manager, neyse bu tarz işlerde, analist, danışman şirketler, business analist falan diye çok kullanılıyor. Benzeri o da aynı şey. İki yaklaşım var benim gözlemlediğim. Birincisi, o işi yapan kıdemli birisini en sonunda analiste terfi ettiriyorlar. Ya da proje yöneticilerine terfi ettiriyorlar.

Ve altındaki yazılımı yapan ekip ya da ürünü yapan ekip kendinden çoğunlukla daha az deneyimli oluyor. Ve orada senin dediğin geçerli olabilir. Çünkü zaten o adam yapmış, zaten biliyor. Ve diyebilir ki arkadaşlar böyle yapılmaz ya, şöyle yapabilirsiniz diye de fikir verebilir. Bir de ş-

Alper Özer (15:39)
Bir şey çıktı

yeni. Yani yeni LinkedIn'da ilanlarını görüyorum. Analyst Developer. Yani o yüzden biraz böyle test, analyst tester, analyst developer işin o know-howını bileni, hem işte bir feature geliyor, bunun analizini de yap, bunun...

Ufuk Erdoğmuş (15:54)
Mesela

savunma sanayinde de bu çok var. Mesela savunma sanayinde çok teknik bir iş. Radar bilmem ne falan projesi yapıyorlar. Bir yerden sonra takım lead, team lead diye geçiyor orada da. Team lead hem projeyi yönetiyor hem bilmem ne yönetiyor hem dışarıyı yönetiyor. Team lead içeriden birinin yükselmesiyle genelde oluyor.

Alper Özer (16:11)
Hiç

bilmeyen bir insan füze gitsin

Ufuk Erdoğmuş (16:15)
ikinci kul var da o para yani çoğunluk böyle görüyoruz. Ben açıkçası karışmayan modeli daha çok seviyorum ama bunu yapmak şöyle çok daha zor. Yani yazılımdan anlaması, jargonu anlaması, yorum yapması açısından faydalı yine. Ama benim gözümde bir ünlü yazılımcısı, üç kişi, bir tane tasarımcı varsa onlara derdini anlatırsın ve onlar da senden daha kötü değildir. Bilhassa senden daha iyi yazılımcı, daha iyi tasarımcıdır. Ve sen derdini söylersin onlar daha iyisini yapar.

S.Alp Sarıçiçek (16:28)
El iletişiminin sağlık ve ilerlemesi.

Ama bu senin iş modelinize.

Ufuk Erdoğmuş (16:45)
Evet, bu tamamen bizde... İdali bu diyorum ben. Benim de bu. Ama genelde öbür oluyor çünkü bu çok zor bir şey. Çünkü hem ekip iyi olacak, daha zoru kültür, iletişim süper olacak ki kimse kimseye alınmayacak. Proje yöneticisine öyle yapamayız dediğinde developer proje yöneticisi böyle ezilip üzülmeyecek. Egosu şey olmayacak, şişik olmayacak. Öbürü de artistik olsun diye itiraz etmeyecek. Şimdi bizim şirketlerde bunu çok görüyoruz. Yani sırf inadına itiraz eden tipler var ya da iş yapmamak için. Biz o konuda...

Çıkartır diyor bunu yapamayız diyor falan hani. Abi yani de ki çok uzun sürecek istemiyorum de. Yani kültür iyi olan bir şirkette ben bunu yapmak istemiyorum diyebilmeli birisi.

Alper Özer (17:23)
Evet,

o kültür

Ufuk Erdoğmuş (17:26)
Ama idealinde böyle olur yani proje ünitesi karışmaz aslında. Bana sorarsan karışmaması gerekir.

Alper Özer (17:32)
Devoloper

da sonuç olarak çoğunlukla teknik bir işle uğraştığı için zaten hani gerçekten işi anlayan insanların kafası gerçekten çok...

Ufuk Erdoğmuş (17:42)
Sürtünmesiz ortamda, oda sıcaklığında deney falan derler. Onun gibi yani her şey mükemmel oldu ortamda.

Alper Özer (17:47)
Ama işte product manager orada egosuz davranacak. Hani benim ürümlerim kimse dokunamaz, tavrı olmayacak. Ya biz onunla benzer bir kültürü aslında oluşturmaya başladık. O çok keyifli oluyor. ben bir rakip ya çünkü sonuçta ben feature'ı getirirken de hani gece yatarken aklıma bir şey geliyor. Bu çok güzel deyip getirmiyorum. Onu sonuçta bir market fit etmesini... Bir araştırma bir data var. Orada bir analiz var ya belki en kötü ihtimalle hiç olmayan bir şey A-B testini çıkarım. Bunu yaparım.

S.Alp Sarıçiçek (18:04)
Data var sonuçta

Alper Özer (18:13)
Daha sonra onu ben development tarafına verdiğim zaman, development da benim kaçırdığım yere görebilir. Çünkü ben sonuçta bir insanım. Bir şeyleri kaçırabiliyorum burada. O da beni desteklediği zaman çok daha ürünlü ortaya çıkıyor, güzel oluyor.

Ufuk Erdoğmuş (18:25)
Çeviri Çek

Alper Özer (18:26)
kesinlikle.

S.Alp Sarıçiçek (18:27)
Teşekkür ederim bu cevaplar için gerçekten çok eğiticiydi. Şimdi şöyle bir şeyle devam etmek istiyorum.

 

Yazılımcılık zamanından ürün/proje yöneticiliğine getirdiğiniz ve önceden hiç bilmediğiniz ama ürün/proje yöneticiliği yaparken öğrendiğiniz özellikler neler?

Bahsettiğiniz için teknik elemanlıktan. Hem yazılım kodlama zamanınızdan bu proje ürün yönetimine getirdiğiniz hem de iki bu proje ürün yöneticisi iken sıfırdan öğrendiğiniz yetenekler var mı, oluyor mu mesela hani buna iletişim de diyebilirsin yoksa teknik başka bir süreç de diyebilirsin. Var mı böyle bir şeyler mesela hem ortak hem de hiç alakası

Ufuk Erdoğmuş (18:55)
Yazılım

yapmakla ortak veya yazılım yapmadan çok bağımsız mı? Evet.

S.Alp Sarıçiçek (19:00)
Hani hem kodlama yaparken o kodlama yaptığın felsefe mi diyeyim artık buna ne denir onu bilmiyorum tam olarak ama yöneticiliğin uyumlu olan bir kodlamadan gelen bir nasıl diyeyim

Alper Özer (19:15)
Benim ortamak değil.

S.Alp Sarıçiçek (19:16)
Ya da bir alışkanlık. aynı zamanda da sıfırdan öğrenilir.

Ufuk Erdoğmuş (19:19)
ortak

değil, genelde çok alakasız gibi aynı şey miydiz? bambaşka iki dünya

Alper Özer (19:21)
Benim çok alakasız

S.Alp Sarıçiçek (19:25)
Teknik

kodla harbiden

Ufuk Erdoğmuş (19:28)
Yazılım

biliyor olman işi yapış şekline yardımcı olmuyor. Sadece ürünün tekniğini bilmekten bahsediyoruz. bir atıyorum işte marangozluğu bilirsen de sandalye geliştirme projesini anladığın sadece olayı anladığın için faydası var.

Alper Özer (19:42)
Orada da şu sağlıyor zaten hani marketingten geliyorsan ya da işte tasarımdan geliyorsan tasarım kasların kuvvetli. Orada da sizin teknik lideriniz zaten size teknik tarafı kapatıyor. Takım çalışması sağlarsanız eğer o tarafı kapatıyor. Mesela ben teknikten geliyorum marketing tarafımı kapatıyor başka bir growth lead o tarafta bir destek oluyor. Benim o yüzden apa alakası mesela satış yeteneğim. tek... Sıfırdan sattım mesela. Sıfırdım yani hiçbir satı hayatımda Elma Limon dahi satmayan bir insandım hiçbir şey satmadım bugüne kadar.

S.Alp Sarıçiçek (20:05)
geliştirdiğin şeyde

Alper Özer (20:12)
Ama product manager olduktan sonra tabi biraz eğitimle de beraber şu anda satış tarafımız güçlendi.

Ufuk Erdoğmuş (20:17)
Ben de benzer düşünürlüğüm. Yani şeyi geliştirdiğimi düşünüyorum. Yani yazılım yaparken söyleniyor. Şu kodlanacak, kodluyorsun. Evet. Proje yönetiminde şunu öğreniyor. Bence en önemli şey ya da ben kendimi öğrendiğim için en mutlu olduğum şey. Herkese de tavsiye ettiğim. Yani insanların zaten arasında köprüsün sen. İletişimdir, ikna kabiliyetidir, dert dinlemektir. Neydi? Anaokulu öğretmenliği gibi diyorlar bazen. Belirlik. Onlar zaten cepte. Ama bence en önemlisi insanlara itiraz etme becerisi.

Yani müşteri bir şey istediğinde proje yönetiminden örnek vereyim. Müşteri bunu istiyorum dediğinde kendiliğinden ya da ekiple konuşup geri dönüp birader bu olmaz. Yanlışsın demek. Ya da ekipten birisi bunu ben yapmak istemiyorum dediğinde ama şu sebepten yapmamız lazım. İkna edebilmek. Yani itiraz edip ikna edersen edemezsin. O yüzde yüz değil ama onun da bir aslında bir adabı var. Yani benim gözlemlediğim ilk yıllarda ben de öyleydim biraz. Öt öt yani bizim kültürde de var ya hayır yapacağız falan hani.

Yöntem bu değil. Aslında herkese her şeyi anlata anlata ikna değil o. Gerçekten anlatınca zaten insan ikna oluyor. Düzgün, düzgün, efendi, efendi herkes her şeyi anlatmak, sonra ikna olduklarını olmadıklarını görmek, niye ikna olmuyorsa onu sen anlayıp, sen de kaçırıyor olabilirsin bir şey. Yani bu bence acayip büyük bir beceri. Ya inanılmaz sabır gerektiriyor.

Alper Özer (21:38)
Bu

da var zaten şimdi müşteri tarafına bırakırsanız her şeyi artık orada terzi usulü bir şey olmuş oluyor. Yani proje dönüyor konu ve herkesin üstüne giyecek farklı bir şey dikilmeye başlanıyor.

Ufuk Erdoğmuş (21:50)
Fada

değil, biz proje usulü kaç on küsür sene sırf onu yaptık. Adam olmayacak şey istiyor. Görüyor musun? Ben görüyorum şekilde bir yıla batacağını. Adam'a söylüyorsun, arkadaş böyle olmaz diyorsun. Onu anlatman gerekiyor.

Alper Özer (22:01)
Yani o çok değişiyor sektöre göre. Ben sadece şey söyleyeceğim, mesela ben bunun için şöyle bir şey kullanıyorum artık. Çok zorlanıyorum. İşte o development'ı ikna edeyim, diğerini ikna edeyim noktasına bir framework oluşturdum. Yani bana gelen yeni bir istek olduğu zaman framework'ten kastında bir aslında... ...bir doğruluğu var. Kural dizisi.

Daha doğrusu bir feature geliyor. Bu bana ne katma değer sağlayacak? İşte bunun metolojileri de var zaten literatürde. Bu metolojileri uyguluyorum ve bunu uyguladığında çıkan puanlama sonucunda herkesi ikna etmem daha sayısal olduğu için daha kolay oluyor benim için de.

Ufuk Erdoğmuş (22:35)
Fomüzetmek genel olarak her şey işe yarıyor. Kolaylaştır.

S.Alp Sarıçiçek (22:39)
Şuraya bağlayın bunu da.

 

Farklı ekiplerle iletişim kurmak

 

İlk başladığınızda yaptığınız en bariz hata neydi?

Konuşmanız gereken farklı ekiplerle iletişiminizi nasıl dengeleyebiliyorsunuz? İzledikten mesela bu framework sanırım bunun güzel bir örneklerinden bir

Ufuk Erdoğmuş (22:48)
Neyse.

S.Alp Sarıçiçek (22:49)
Başka mesela hani bu konuda kolaylık veya zorlu...

Alper Özer (22:51)
Ben

o konuda biraz şeyim ya, konuşkan bir tipim. Hani birazcık açıkçası. O yüzden en rahat olduğum nokta da o oldu benim için.

S.Alp Sarıçiçek (23:00)
Çünkü harbiden

Ufuk Erdoğmuş (23:04)
Yeteren

kelimesini ben çok tercih etmemek.

Alper Özer (23:07)
Yani evet bence de yatkınlık daha şey...

Ufuk Erdoğmuş (23:08)
Çünkü

bir sürü insanı dinlemen ve konuşman gerekiyor. Bence sırf konuşma değil, dinlemek çok önemli.

S.Alp Sarıçiçek (23:13)
Bazı insanlar var, bu bahsettiğiniz için enerjilerini azaltıyor mesela. Ben ufuktan biliyorum bu enerjisini arttıran bir şey ufuk.

Ufuk Erdoğmuş (23:20)
Farklı ekiplerle etkilemek. Sen de öyle mi?

Alper Özer (23:21)
Ben

de öyleyim. Yani çok nadir bir şekilde susan bekleyen bir şey ama hatta böyle hani bir şeyleri iletişim kurarken kendi enerjim o gün artıyor benim. Daha fazla şey oluyorum. Güne daha mutlu bitiriyorum yani bu tarafta.

Ufuk Erdoğmuş (23:36)
Ya şey de var bir de, akan bir projede proje yöneticisiysen proje bittiğinde şeyi hissediyorsun yani yazılımcı da mutlu oldu, müşteri de mutlu oldu, ben insanları mutlu ettim. Yani paradan bağımsız bir şey bu. Yani stakeholder diyorlar ya bütün taraflar proje bittiğinde mutluysa...

Sen böyle sanki dünyayı kurtarmışsıncasına vay be, bir şey kattım falan gibi bir şey hissediyorsun. Belki bir düğme ekledin isteğe falan ama hani öyle hissediyorsun. Çünkü orada bir mutlu grup var, burada bir mutlu grup var ve bunu ben yaptım gibi bir, ya da en azından buna ben katkı sağladım diye bir mutluluk getiriyor. İşte sosyal bir şey var, yanı var.

Alper Özer (24:14)
O çok avantajlı startuplarda mesela. şey... Özellikle bana çok dikkat ediyorum. Mesela yeni bir feature geliştiriyoruz. O feature sayesinde bir satış, diyelim tamamlanıyor. Ve development onu, eğer siz onu paylaşmazsanız o aslında o ekranı kayboluyor. Yani kodlama ekranı da kayboluyor ama bak senin sayende sen bunu geliştirdin. Bununla binlerce kişi basıyor. Hatta bazen ben konuk olarak da satış toplantılarını alıyorum onları. Yaptıkları şeyin ne kadar ilgi çektiğini gördükleri zaman motivasyon çok yükseliyor o tarafta.

Ufuk Erdoğmuş (24:41)
Bu arada benim şahsil fikrim bu hiçbir şeye dayanmıyor. Tamamen kendi dünya görüşmeye dağılabilir. Böyle şeyleri iletmek gerekir ya. İşte yaptığınız bu şey teşekkür ederiz. Sayesinde konverjanımız bu kadar arttı. Bu kadar müşteri sayımız arttı falan filan. Bunlarla hani bunu paylaşmak pozitif. Ama bunu para üzerinden paylaşınca niyeyse bende mesela alerji oluyor. Yani bu yaptığın iş sayesinde ciromuzu 1 milyon dolar arttırdık deyince bana şey oluyor. Senin arttı benim mi arttı hani?

Alper Özer (24:57)
Takdir Kültürü.

Tünketon

S.Alp Sarıçiçek (25:11)
Abi ister istemez kıyasa girersin oradan

Ufuk Erdoğmuş (25:14)
Bir

milyon kazanmandan deyesim geliyor. Ama bir milyon müşteri kazandım dese vay anasını, insanların böyle kolayca tıkladığını hayal edip daha iyi hissediyorsun.

S.Alp Sarıçiçek (25:16)
Trip olur.

Alper Özer (25:23)
Developer iken ben de aynı şeyi düşünüyordum. Şimdi geliyor orada...

Ufuk Erdoğmuş (25:27)
Böyle

bir örneğimiz var arkadaşlar. Kameranın arkasında görüyorlar olayı bildikleri için. Böyle konuşan bir müşterimiz var bizim çünkü.

Alper Özer (25:31)
Benim mesaj...

Devlopör

arkadaşı da bende ama gerçekten aynı şeyi düşünüyordum yani orada bir kazanç olmuş eee sen aldın ben almadım oluyor şimdi ama işin finansal kısmına girdikten sonra o paranın aslında onun da cebine girmediğini bir şeylere gittiğini gördükten sonra mesela ben Susan tarafta oluyorum artık.

Ufuk Erdoğmuş (25:49)
Nasıl

bilen insan şunu farkında yani müşteri o 1 milyon dolar fazladan kazandı bana hiçbir kuruş bile gelmedi diyoruz ama müşteriye o 1 milyon doları kazandırmazsan sen şu anki işinden olacaksın zaten. Senin maaş alma sebebin o parayı kazanması lazım. O yüzden çok da sorgulamamak lazım. Sadece bunu insanların yüzüne çarpmamak lazım yani. Bence de. Onu demek istedim yani.

S.Alp Sarıçiçek (26:11)
Yeni başladığınız zamanlarda yaptığınız bir hata ve bundan çıkardığınız bir ders mesela anlatabilir misiniz bu konuyu gerçekten merak ediyorum.

Anlattığınız hikayeler hep böyle positive vibes güzel bir dinamikle geliyor. Hep böyle miydi ya da mesela hiç ya da gerçekten büyü...

Ufuk Erdoğmuş (26:27)
Ben hep memnunum.

Demin konuştuğumuz konu olduğu için aklıma geldi. Ben ilk yıllarda neredeyse hiç itiraz etmiyordum müşterilere, kimseye. Böyle yapalım diyene tamam nasıl yaparız öyle diyordum. Sanmıyorum ki artık öyle değilimdir diye düşünüyorum. Böyle yapalım diyene hep düşünüyorum. Niye öyle yapalım diyorsun diyorum. Daha anlamaya çalışıyorum ve mümkünse itiraz edecek bir şey varsa şey diyorum zaten senelerdir ben şeytanın avukatlarını yapıyorum proje konuşurken. Bunu nasıl çökerlerim? Sen bunu istiyorsun ben onu nasıl bozarım?

diye düşünüp hani itiraz etmek için uğraşıyorum. O başlarda onu yapmıyordum. Şimdi onu daha çok...

Alper Özer (27:00)
O geliyorsa...

S.Alp Sarıçiçek (27:05)
Zaten

yatkın olduğum bir tarafı daha efektif kullanmak, iletişimi daha... Evet.

Ufuk Erdoğmuş (27:09)
O

biraz şeyde var tabi şimdi ben başladığımda 27 yaşındaydım. Bir de şey vardı psikolojik analize, terapiye girmeye gerek yok ama o zamanlar daha çok böyle bir sevileyim, beğeneyim işte müşteri de beni sevsin herkes falan. bir toy bir tavır vardı. Dolayısıyla itiraz etmek şey gibi geliyordu. Yanlış kıracağım insanları kaybedeceğim falan gibi bir şey geliyordu. Sonradan fark ettim ki itiraz veya böyle bir konflikten falan Türkçe'sini bulamadım. Rezilliğe bak. 50 tane İngilizce şey kullandık. Buna mı takıldın?

Çatışmadan çok kaçıyordum ben genel olarak. Halbuki çatışma ilişki için kötü bir şey değil. Çok iyi bir şey. Tavır önemli orada. Ben çatışmadan kaçarak bunu korumaya çalışıyordum. Artık çatışmadan kaçmıyorum. Bilhassa çatışma yaratmaya çalışıyorum ama bunu yapıcı bir çatışma nasıl yaparım gidince o bilhassa ben üzerine koyduğunu düşünüyorum. Özellikle proje yöneticileri sende de eminim aynıdır. Herkes bir şeye itiraz ediyor. Sen de edeceksin yani.

S.Alp Sarıçiçek (27:46)
Settif olacağı çok büyük yer var.

Alper Özer (28:05)
Kesinlikle

Ufuk Erdoğmuş (28:06)
Yani

Alper Özer (28:06)
aynı.

Ufuk Erdoğmuş (28:06)
telgraf tel ediyorlar ona. Birinin dediğini öbürüne iletmek proje yöneticiliği değil. Şeffaf. Arada sen filtreleyeceksin, geri sektireceksin.

S.Alp Sarıçiçek (28:13)
Bütün ki durup proje ile

Alper Özer (28:13)
Yok

zaten şöyle yani

Ufuk Erdoğmuş (28:15)
İlerlerde

sen ne yapıyorsunuz? Tercümanlık yapıyor oluyorsunuz.

Alper Özer (28:17)
Olma sebebinin olmuyor o tarafta yani. Benim de bir o kadar şu anda uygulama sebebim de yok. Aynı, tamamen aynı. Yani kendimi o anda işte sevdirme, pozisyona fit olma uğruna hayır diyememe. Her gelene evet işte yaparız ve bir şekilde onu yaptırma şeyi... Yük artıyor. Yani beklenen içeride yük artıyor. Onu yaptıran kişiyle o zaman bozuşmaya başlıyorsun. Orada ama şey çok ince bir çizgi. Siz de onu ben çok güzel yapmışsınız gibi geliyor bana. Hayır demenin de birçok şeyi var, yolu var.

O yolu çok önemli. Çünkü bir anda tamam artık kendimi sevdirmesem de olur dediğin noktada hiç sevilmeyen de olabilirsiniz. Yani o çok ince bir çizgi. Köprülere yıkıl. Evet.

S.Alp Sarıçiçek (28:57)
Proje bittiğinde genelde mutlu oluyor insanlar. Sonuçta iyiyse sanırım o alnılık sevdirmemek uzun dönemli başarılı proje teslim etmelikten daha hafif kalıyordur diye düşünüyorum.

Alper Özer (29:06)
Ne kadar çektirdiğinize bağlı.

Ufuk Erdoğmuş (29:09)
Bu arada çok güzel bir şey vardı. En iyi proje yöneticisi mi? Ondan mı bahsediyordu? En iyi proje yöneticisi, ne yapıyor bu adam ya denilen proje yöneticidir diyorlar.

 

Kapanış notları

Sanki hiçbir işe yaramıyor mu? Yani ortalıkta geziniyor ama gezinmese de olur. Zaten işler akıyor falan gibi. İzne çıktığında ne yapıyorduk biz falan diye. En iyi proje yöneticisi, genelde en iyi yöneticiler falan da böyle oluyor zaten.

Alper Özer (29:26)
Ama olmasa

S.Alp Sarıçiçek (29:33)
O zaman şöyle bitirmek istiyorum. Teşekkür ederim öncelikle bütün cevaplarınız için. Ben çok şey öğrendim. Çok keyifli bir sohbetti. Peki, olmalı mı olmamalı mı? Proje veya ürün yöneticilerinin teknik backgroundları teknik backgrounddan gelmeli mi gelmemeli mi?

Alper Özer (29:47)
Ben buraya gelirken sadece bu sorunun gelebilme ihtimalini tahmin etmiştim. Sadece tek soru bu yani geldiğini hiç tahmin edemedim çünkü.

S.Alp Sarıçiçek (29:55)
Tek burayı yayınlıyoruz abi.

Alper Özer (29:58)
Yani bence olmamalı da diyemeyiz, olmalı da diyemeyiz.

S.Alp Sarıçiçek (30:02)
O yüzden sordum zaten bende.

Alper Özer (30:05)
Yani olmasa da... Zor cevap yok. Evet. Bence olmalı ya. Faydası var.

Ufuk Erdoğmuş (30:09)
Yani illa ikisinden biri seçeceksek dünya siyah beyaz

S.Alp Sarıçiçek (30:13)
Ben

sadece açmak istiyorum verdiğiniz cevapları.

Ufuk Erdoğmuş (30:16)
Yani teknik ürünün geliştirmesiyle ilgili bir bilgi olmalı ama illa yazılım olmayabilir. Domain bilgisi de olabilir yani pazar bilgisi de olabilir ama pazar ürün geliştirme veya ürün tasarımından üçünden biri bence olmalı.

Alper Özer (30:23)
Tasarım da olabilir.

Bancıda.

S.Alp Sarıçiçek (30:33)
Çok teşekkür ederim. Şahane bir bölümdü. Teşekkürler cevaplarınız için tekrar. Görüşmek üzere.


Yazar Oyuna Devam