Yatırım Almadan 0’dan 1’e Gitmek | Oyuna Devam Podcast 080

Avatar Oyuna Devam | 24 Haziran 2025



Intro

fuk Erdoğmuş (00:00)
Burda girişim summitte konuğumuz Ercan Gümüş, Cool Digital Solutions kurucusu ve aynı zamanda seri girişimci, seri yatırımcı vesaire diyebiliriz. Aynı zamanda burada summitte aynı panel, paneldaşlık paneldaş diyebiliriz değil mi? Sıfırdan 1 milyon dolara yatırımsız gitme başlıklı havalı bir paneldeydik. Bu İngilizce bootstrapping denen yatırım almadan girişimi büyütme üzerine kısa bir konuşma yaptık. Burada da benzerini kameraya karşısında kaydedelim istedik.

Ne haber Ercan? Hoş geldin. Harika. nasılsın? İyidir, bayağıdır. İki gündür burada beraber gülüyoruz, eğleniyoruz zaten. Sahnede ve sahne dışında. Peki, hızlıca bam bam girelim istersen. Yatırım almadan büyümek gerçekten mümkün mü? Yoksa illa yatırımı bulmak lazım. Evet.

Ercan Gümüş (00:31)
Tamam.

Ya bunu konuşmamızın esas sebebi de şey aslında... Sanki böyle herkes tek bir yol var gibi görüyor ya. onu değiştirmeye.

 

Yatırım almadan büyümek mümkün mü?

Biz aslında sadece ne diyoruz? Başka bir dünya mümkün. Yoksa yatırım almak veya yatırım almamak arasında... Hani bunlar sadece iki tane yol. Ne birisi birisinden iyi ne birisi birisinden kötü. Biz bugün şeylerini bunun matematiğini anlatmaya çalışacağız.

Ufuk Erdoğmuş (00:55)
Tek çare yatırım almakmış gibi görülüyor.

Ercan Gümüş (01:13)
bir karşılaştırma yapmaya çalışacağız. O yol nasıl bu yol ne?

Ufuk Erdoğmuş (01:16)
İki yolun duygu farkları, zorluk farkları var. İçinsel tercih.

Ercan Gümüş (01:19)
Bizim tercihlerimiz hani sende...

...cissel hayatlarımızla da bağlantılı belki oradan da biraz böyle şey yap, hani personalitiyede belki dokunabiliriz gibi geliyor.

Ufuk Erdoğmuş (01:29)
değişik profillerdeki girişimciler değişik yolları seçebilir.

Ne diyorsun peki? Sen neden boostrappingi tercih ediyorsun?

 

Ekibi stabil tutmak için yatırım almak

Bu arada yatırım aldığın girişim de var senin. Var, evet. İkisinde yaşadığın için aslında süper bir örnek. Yani boostrap yaptığın, kendini yatırım almadan geçtirdiğin girişimde neden öyle tercih ettin? Yatırım aldığın girişimde neden yatırım almayı tercih ettin veya zorunda mı kaldın?

Ercan Gümüş (01:53)
Mesela Deep Tech şirketlerine bakalım. Deep Tech şirketlerinde çok uzun süre bir teknoloji üzerine çalışma yani. Deep, derin teknoloji şirketleri. Bunda böyle çok uzun süre...

Ufuk Erdoğmuş (02:03)
Ürün

oluşacak da paraya dönüşene kadar baya bir efor oldu.

Ercan Gümüş (02:07)
Evet,

yani dört yıl, beş yıl bir teknoloji üzerine çalışıyorsun. Bu durumda dört yıl, beş yıl boyunca o muhteşem yetenekleri... ...oyunun içerisinde tutmak için bir yatırım gerekiyor. Çünkü zaten o insanlar diğer türlü seninle birlikte o hayale dört yıl, beş yıl boyunca koşamayabilirsin.

Ufuk Erdoğmuş (02:25)
Orada

çok güzel bir şey söyledim. Muhteşem yetenekleri ekipte tutmak için diyorsun. Aslında her şeyin başı iki yolda da ekip zaten. Evet, okey. Böyle bir deep tech gibi zor bir alanda da zaten zor bulmuşsun adamları. Onları tutmak için de tabi bir sermaye gerek.

Ercan Gümüş (02:38)
Böyle

bir durumda yatırımsız bir yolu tercih etmek daha zor. Bir burada kendinle stres olursun. Yani bir deep tech şirketin var yatırımsız ilerliyorsun. Elinde belirli bir nakit var. Ben bunu global ile karşılaştım. Güzel bir şeyi var. Kendine ait bir sermayesi var ama zamanın içerisinde psikolojisi de acaba diyor kendi paramımı yakıyorum. O durumda çok tercih etmemek gerekiyor gibi geliyor bana. Ama bir iş yapıyorsun mesela bir SaaS bizansı.

veya böyle bir B2C business ama ağızdan aza yayılma potansiyeli olan bir iş.

Ufuk Erdoğmuş (03:12)
World of mouth'u çevirdin galiba. O kulaktan kulağı bir Türkçe. Ağzından az da virüs yiyemiyor. Kulaktan kulağı diyelim. Ben de şu bir oğlumum. Kulaktan kulağı da öyle. Yani kendiliğinden kullanıcıların seni pazarlaması gibi bir şey oluyor yani.

Ercan Gümüş (03:18)
Mazhar.

Peki. Yani bu durumlarda şey kullanılabilir bence. Hani o durumda yatırım almaya çok gerek yok. Yatırım almamanın güzelliğini biraz böyle bence orayı böyle touch'landıralım. Yatırım almadığın zaman bence daha özgür oluyorsun. Yani zihnin daha boş oluyor.

 

Yatırımcılık oyununda esas amaç huzurlu karar verebilmek

Bu arada bütün oyunda hani hem yatırım alsan da yatırım almasan da bence bütün oyundaki amaç Kafanın çok daha özgür, çok daha sakin.

...böyle çok daha dingin bir seviyeye getirmek. Buradan başlamak bence güzel olur.

Ufuk Erdoğmuş (04:10)
...bir

girişimci olmak için böyle olman gerekiyor. Sakin, dingin olman gerekiyor demek istiyor.

Ercan Gümüş (04:14)
Evet,

yani günlük ayakta çok fazla karar veriyorsun. Bu verdiğin kararların hepsinde doğru kararı vermek için ne gerekecek?

Ufuk Erdoğmuş (04:20)
Zihninin temiz olması gerekiyor.

Ercan Gümüş (04:33)
Evet.

Ufuk Erdoğmuş (04:48)
Birini

daha ikna etmem. Birini daha düşünmen gerekiyor.

Ercan Gümüş (04:51)
Evet, bu bence mesela birazcık daha böyle senin zihnini bulanıklaştıracak bir şey. Yakın zamanda bizim şirkete başlayan bir çocuk var ya geçen sene başlayan. Çok hoşuma...

Ufuk Erdoğmuş (05:02)
Bu

da güzelmiş. Yakın zaman dedin geçen sene bizim. Biliyorsun sektörde çok yakın zaman deyince iki ay falan olur. Evet. Bizde öyle değil. Aynen. Bir sene yakın gibi geliyor.

Ercan Gümüş (05:10)
Evet,

yani bizim çalışma arkadaşlar uzun yıllar bizimle kalıyor. Çok sevdiğim... Arkadaşın çok güzel bir sözü vardı. Daha önceden çalıştığım şirketlerde çalışırken sanki arkada açık bir aspiratör var.

Ufuk Erdoğmuş (05:14)
Birliği için vurgulamak istedim.

Çok güzel laf ya. Tip gürültü yani.

Ercan Gümüş (05:28)
Ve başladığımda da ben onu aradım bir süre. Şimdi dedi, onun sessizliğinde çalışmaya başladım. Çok farklı hissediyorum.

Ufuk Erdoğmuş (05:38)
Güzel bir tabirmiş.

Ercan Gümüş (05:40)
Yani sanki buraya doğru gitmek bizim amacımız gibi geliyor bana. Daha böyle sakin, kararları verirken daha az etkinin, dış etkinin olduğu, daha stresli olduğumuz bir yapıya doğru gidiyor.

Ufuk Erdoğmuş (05:55)
Şey oluyor hakikaten, doğru sonuçta bir yatırımcıdan yatırım aldığında hiçbir şey olmasa bir söz veriyorsun. Ya da ne bileyim bir baht veriyorsun, umut satıyorsun. Diyorsun ki bu şirketin değeri bu. Ben sana işte şu kadar vereceğim. İşte benim hissem azalacak ama seninkini de beşe katlayacağım, ona katlayacağım diyorsun. Bir sorumluluk daha ekleniyor. Halbuki beşe katlayacağım, ona katlayacağım sözünü vermezsen sen sadece kendinden sorumlusun, sadece ekibinden sorumlusun. Ekibin ikiye katlayınca mutlu oluyor olabilir ama yatırım alırsan mecbur ona katlamak zorundasın. Onun stresi işte o aspiratör dediği o muhtemelen.

bir anda ona katlamanın hayacağını stresi oluyor. Halbuki sen belki çarpı ikiyle mutlu olacaksın yani yavaş büyümüş.

 

Yatırım matematiği aynı borsa gibi

Ercan Gümüş (06:31)
Yani burada mesela o girişimcinin öyle bir sitesi oluyor haklı olarak. Tabii. Çünkü oyun öyle. Yani bir yatırım matematiği nasıl oluyor? Aynı borsadaki gibi. Hani diğer girişimlerde birebir olarak aynı sistemle çalışıyor. Bir hisse seneli satın alıyorsun şirkette. O hisse seneli yıllar içerisinde değerleniyor. Sen onu başka bir yatırımcıya, sadece buradakini hani bir tanesinde retail investor hani son kullanıcı yatırımcısına...

satıyorsun diğerinde daha böyle kurumsal bir yatırımcıya satıyorsun istedin ama aynı matematik çalışıyor. Histesen elini aldın belirli bir değere ulaştı ondan sonra da sattın. Dolayısıyla o belirli bir değer kazanımı için metriklerin sürekli artması lazım her türden. Şimdi bu strese, bu sorumluluğa sahip olan bir girişimci kendi ekibine de haklı olarak bu sorumluluğu ve bu stresi yayıyor.

Ufuk Erdoğmuş (07:25)
Yani büyüyeceğiz arkadaşlar demek var ekibe, on kat büyüyeceğiz arkadaşlar demek var. Yani arada çok fark var.

Ercan Gümüş (07:31)
Ve bunu büyümek zorunda olmak var. Çünkü neden? Evet. Yatırımın belirli bir süresi var. Yakıyorsun çünkü o parayı. Diyelim ki iki yıl. İki yıl boyunca senin o şirketi... ...işte Ciro bazında on katına çıkarman lazım ki... ...bir sonraki tura alasın. Veya beş katına çıkarman lazım ki bir sonraki tura alasın. Her gün bu şekilde oynayacaksın. Çünkü diğer türlü o para bitecek. Ve o para bittiğinde... ...elin de o para olduğu için daha hızlı büyümek için bir ekip...

kiraladın. Dolayısıyla zaten o parayı yakıyorsun. Yatırımın mantığı bu. Dolayısıyla da zaten nakit akışı negatif. Elinde zarar eden bir şirket olacak.

Ufuk Erdoğmuş (08:11)
Hatta daha büyük zarar eden. Yatırımdan önce az zarar ediyorsan da yatırımdan sonra iyice yaktığın için.

Ercan Gümüş (08:15)
Bu matematiği

bir Dolayısıyla her gün bu oyuna kalkacaksın. Dolayısıyla şeyi düşünmek lazım. Ben bu oyunu mu oynamak istiyorum?

Ufuk Erdoğmuş (08:23)
Bu arada kötü anlamında söylemiyoruz yine. Bunu tekrar etmek lazım. Bu da bir oyun, öbürü de bir oyun.

Ercan Gümüş (08:28)
Evet hangi oyunu oynamak istiyoruz. Yoksa sabahleyin kalktığında... ...okey, bu sabah beni neler bekliyor, nelerim var, bunları sakince dinleyip... ...ekip arkadaşlarına da aynı şekilde, aynı sakinlikle, tamam. Bizim bundan sonraki hedeflerimiz bunlar. Gerçekleşmedi mi? Okey. Gerçekleşmeyebilir. Bu konuda bizi yargılayan kimse yok, bizi sorgulayan kimse yok. Ama şirketimizin daha da büyümesi hepimizin işine gelir.

Burada da ne devreye giriyor? İşte stock optionlar devreye giriyor. Bu kendi kendine fonladığın şirketlerde de stock optionları zaten çok rahatlıkla çalıştırabiliyorsun. Şirket değerlendikten sonra güzel tarafı ne oluyor? Şirket kendi stocklarını zaten satın alabiliyor. Yani orada şey de stock optionu verdiler.

Ufuk Erdoğmuş (09:13)
Evet, şirket değerlenince kendi hisselerini geri alınca zaten aslında bir anda yüklü bonus vermiş gibi oluyor. Aynen öyle.

Ercan Gümüş (09:19)
Dolayısıyla o çalışanlar için motivasyonu aynı şekilde devam ediyor zaten. O çalışanlar çok daha motive olmuş oluyor ve çok daha az stresle çalışıyor.

 

Yatırım almadan, ilk süreçte müşteriyi nasıl bulabiliriz?

Ufuk Erdoğmuş (09:27)
Şimdi yatırım alarak büyümede şey dedik yani bir ürünü geliştirmek için... ...ya da pazarlamak için büyüklüğü miktar para aldık. Onu yakarak büyüyoruz. Yatırımsız büyümede de tek seçeneğim var. Müşteri parası ile büyüyebilirsin. Bu arada dipnot ben şey gibi görüyorum yani... ...bootstrap yaptığın zaman müşteri kovalıyorsun. Yatırım aldığın zaman bana iki müşterin oluyor gibi geliyor. Yani bir müşteri yine kovalıyorsun çünkü yine kovalacaksın. O kaçarıyor, her şekilde o müşteriyi bulacaksın. Bir de yatırımcı da müşteri gibi oluyor. Bu sefer de şirketini, yani hem ürününü satıyorsun...

hem de şirketini satmaya başlıyorsun gibi. Hani çarpı iki müşteri derdi oluyor gibi geliyor bana. Neyse. Peki bu yani kendimiz yatırım almadan müşteri nasıl bulmalıyız? O ilk süreç ne olur peki?

Ercan Gümüş (10:07)
Yani çok güzel söyledin. Hani iki tane değişken ve artık iki değişken olan bir problemi çözmeye çalışıyorsun. Günün sonunda problem çözeceksin. Her gün problem çözüyorsun. Bu sefer çözmeye çalıştığım problemle artık iki değişken var. Tek değişkenle problemi çözmek daha keyifli ve daha kolay. Sakin evet. Ve şöyle güzelliği var. Yatırım aldın, yatırım aldığında zaten yine müşteri bulman lazım. Yani o yüzden hani oraya da düşündüğünde neden ilk günden müşteri bulmaya çalışma? Müşteri bulmaya çalış.

Müşteriyi bulduğunda zaten ürün pazar uyumu denilen şey yani... ...gerçekten müşterinin istediği ürünü mü yapıyorsun ilk günden anlıyorsun. Bunu anladığında diyorsun ki tamam... ...ben bundan sonra buna özel bir ekip kurarım ve buna göre büyütürüm diyorsun. Ve şey diye düşünüyor insanlar hani buna bir açıklık getirelim. Müşteri beklemez, müşteri hazır ürünü ister. Öyle Aslında değil. Çünkü müşteri dediğimiz kişi kendimizi ele alalım.

bizim bir ihtiyacımız varsa, biz o ihtiyacımızın karşılanması için biz de aynı fedakarlığı yapmaya hazırız. Müşteri dediğimiz kişi de o fedakarlığı.

Ufuk Erdoğmuş (11:13)
Ürün

son haline gelmeden aslında son haline geldiğinde o ürünü isteyebilecek birini önceden bulursak, ben böyle bir şey geliştiriyorum. Bir yorum yapar mısın desek zaten hazır müşteriye dönüşecek o. Adamın istediği şekilde geliştireceğiz yani.

Ercan Gümüş (11:27)
Evet yani, design partner deniliyor bunlar globalde. Hani design partner seninle birlikte o ürünü geliştiren müşteriler. Diyor ki tamam diyor ben senden bu ürünü alacağım. Mesela hani bu bize biraz böyle riskli gibi geliyor ama çok güzel bir şekilde böyle hayal edelim. Gittik bir tane kurumsala dedik ki işte ben sana bir ödeme sistemi vermek istiyorum. Tamam diyor ben senden bu ürünü alacağım. Ama diyorum ki ben tam olarak bitmedi bu ürün hadi birlikte geliştirelim. Tamam.

Bittiğinde ben sana ödeme yapacağım. Tamam. Çünkü bittiğinde ödeme yapması çok okey. Diğerinde de bittiğinde ödeme yapacak çünkü. Diğer yolda da aynı. Her şekilde evet. Her şekilde bittiğinde ödeme yapacak. Sadece o aradaki belirli bir süre finanspare sağlaman gerekiyor. Burada müşteriye şey bile söyleyebilesin. Ya bu süre içerisinde işte POC adında, Proof of Concept veya bir deneme adında veya ben bunu geliştirirken sen bana kısmi ödemeler yapabilir misin şirket ayakta tutmak için? Biz bunu söylediğimizde...

müşterilerimiz bu konuya her zaman anlayışla yaklaşıyor.

 

Satışın, fiyatla alakası yok

Ufuk Erdoğmuş (12:27)
Sen

de benzerini söyleyecektin. Yani bunu insanlar şey gibi görüyor olabilir. Yani insanlar olmamış ürüne verir mi? Veriyor. Yani orada bunu içeride panelde çok güzel bir şey söyledin. Sen satışın fiyatla alakası yok diye. Aslında o zaten. Yani müşteri sana güvenirse... bu adam gerçekten bana bu ürünü hazırlayacak diye inanırsa... ...zaten verir de önden de verebilir. Ön ödeme gibi düşünebilirsin yani. Peşine atalanabiliyor gerçekten.

Ercan Gümüş (12:48)
satış dediğimiz şey zaten ikna değil mi? İkna etmeye çalıştığımız şey de güven. Sen bana güven. Bu ürün iyi. Bu ürün çalışıyor. Yani bitmiş olan ürünü verdiğinde de güven mekanizması.

Ufuk Erdoğmuş (13:00)
O kendini güven... Yani zaten adam görerek güveniyor. Öbür türlü sen anlatman gerekiyor ama gene güvendirip, ikna edebilirsin yani.

Ercan Gümüş (13:06)
İlk adımda bu yolda ne gerekiyor? Yatırım almadan gittiğin yolda. O globalde hep tavsiye edilen, o işin girişimcisinin ilk 10 satışı yapması bekleniliyor. Yani çok derin teknoloji bir iştir belki 1 satış olur, 2 satış olur. Ama genel olarak ilk 10 satışı yapması bekleniliyor. Bu tahmini bir rakam tabii ki 10 adeti ama gerçekten ilk müşteriye ürünü götürecek olan kişi

O işi kuran kişi neden o kişiyi kuran kişiye götürmek istiyor? Çünkü o ürünü en iyi anlayan kişi o.

Ufuk Erdoğmuş (13:43)
En iyi anlatacak o oluyor dolayı.

Ercan Gümüş (13:44)
Harikasın.

En iyi anlatacak kişinin de o olması bekleniyor. Dolayısıyla biz de ne tavsiye ediyoruz aslında? Eğer yatırım almadan büyüyeceksen hikayeyi en iyi anlatan ol.

Ufuk Erdoğmuş (13:55)
Bu arada ben buna bir ekleme yapabilir miyim kendi deneyimimden? ShopHapper'da yaşadığımız. En iyi anlatan kişi olduğu için tabii ki... ...bir de o tabii davanın başından beri olduğu için en coşkulu anlatacak da o olur. Hani o heyecan da geçer. Bir avantajı da o ilk müşteriler, ürünü şekillendiren müşteriler olacağı için... ...o ilk müşteriden de en iyi feedback'i almak için kendi orada olman gerekiyor zaten. Yani bir satışçı gidebilir, o zaman o geri dönüşü en iyi o satışçı alıyor. Bu sefer sen onun...

 

İlk 10 müşterinin önemi

anladığı kadarıyla alıyorsun. Halbuki girişimci ilk satışları kendi yaptığında hem ürünü iyi anlatacak, satacak aynı zamanda ilk müşterilerin, o en kıymetli ilk müşterilerin yorumunu da birinci ağızdan duyma fırsatı olacak mesela. Ben kendim bunu yaşadığımda fark etmiştim. Yani ilk işte 8-10 sattığımızda o gelen feedbackler bizim mesela 6 aylık planımızı değiştirdi. Çünkü orada şeyi gördük yani herkes biz bunu yapmayı planlıyorduk. Söylemiyoruz ama planlıyoruz. Ama herkes burayı istiyor. Okey diyorsun o zaman yani onu gözüyle görünce girişimci

O pivotu da anlamlı bir şekilde yakalayabilir mesela. Bu satı şekiminde kaynayabilir. Bu da bir avantaj.

Ercan Gümüş (14:58)
Evet, bir tanesini de türeye bilgiyle karşılıyorsun. Ötekisini de ham bilgiyle karşılıyorsun.

Ufuk Erdoğmuş (15:03)
Zaten

şeyde derler ya, girişmici olabildiğince zaten müşteriyle bir bir kendi de görüşmesi lazım diye.

Ercan Gümüş (15:08)
Zaten bu yolu geçtikten sonra da ilk 10 müşteri zor diyoruz. Yani ilk 10 müşteriyi gerçekten götürdün, ikna ettin. Burada şey çok önemli. İlk 10 müşteriden bu işe ne kadar para verdiği önemli değil. İlk 10 müşteri bu ürünün ne kadar kullandığı önemli. Doğru ölçülmesi gereken metrik o. Gerçekten bu 10 tane müşteri ürünü gerçek anlamda kullanıyorsa o zaman zaten bu ürün gelişmeye devam ediyor.

Ufuk Erdoğmuş (15:35)
Bazı pazarlar da zaten gerçekten kullanıyorsa onun zaten senin yerine işte ağızdan azağızdan azağızdan... Kulaktan kulağa nereden nereye sardı burundan buruna bir şekilde anlatıyorlar. Onun da etkisi oluyor zaten.

 

Yatırım almadan ekip kurmak

Peki bir de şeye deyinelim en önemli kısmını en son bırakmış gibi olduk. Takım kurma kısmına. Şimdi yatırım aldığımızda, versus gibi olmasın ama yani yatırım aldığımızda belli ki bir amaçla yatırım alıyoruz. Zaten yatırımcıya şunları şunları yapacağım diye vaat veriyoruz. Ona göre ekip kuruyoruz.

yatırım almadan büyüyeceğiz. O durumda takım nasıl oluşacak, nasıl gelişecek ve biz takımı nasıl görmeliyiz?

Ercan Gümüş (16:10)
Mesela burada şey güzel bir konu. Yatırım aldığımızda ve ölçüsü almadığımızda diyoruz ya... ...gerçekten sadece maddi olarak... ...bir insanı ikna edebileceğimiz bir insanı bir takım alıyorsak... ...çok doğru bir karar vermiyor da olabiliriz. Mesela burada yatırım almadığımızda... ...o insanın gerçekten bu fikre inanmasını sağlıyoruz. Ve ne yapıyoruz? Bence çok büyük bir ayet. Ve o insan şey diyoruz. Sen de bu işin yatırımcısı ol. Hadi gel.

Ufuk Erdoğmuş (16:33)
Bu bir artı olarak aslında yazıyor.

Ercan Gümüş (16:40)
Ben sana dışarıda alman gereken 10x birim yerine 8x birim vereyim. Ama o eksik olan 2x birimi ben sana 5x birimi olarak hisse vereyim. Ve sen bu işin yatırımcısı ol. Çünkü sen bu işe inanıyorsan gel, inanmıyorsan ben inanan birisini bulayım diyorsun. O yüzden takıma ilk başta dahil edeceğin kişilerde belki hani piyasa seviyesinde veya piyasa seviyesinin bir altında bir maaş verebilirsin. Ama onu çok güzel böyle bir stokla...

...telafiye dersi ve her gün bunun için... ...o heyecanla kalkan bir ekibe sahip olursun.

Ufuk Erdoğmuş (17:16)
Bu arada şeyi yanlış anlaşmasın. İnsanlara hisse verince, stock option neyse... ...o benim işte %1'im var, %5'im var. O yüzden çalışmaya böyle bir duyguya girmiyor zaten insanlar. A'ya girmiyor. O sadece aidiyeti temsil eden bir rozet gibi bir şey. Yani bana pay verildi, bu da benimdir diye. Aynen. Yoksa bu tamamen psikolojik bir şey. Yoksa kimse %1, %5 için kendini paralamıyor zaten. Sadece o saygıyı gören karşılığını veriyor. Yani insan ilişkilerinin doğası herhalde.

Ercan Gümüş (17:33)
Bence onaylanma gibi...

Yani şeyde çok doğru geliyor, adil

Ufuk Erdoğmuş (17:46)
O

adaleti gördüğü için sana o da adil davranmaya çalışıyor haliyle.

Ercan Gümüş (17:50)
Bir tane... Bundan bir üç sene önce bir kamp yapmıştık. İşte o zaman da bizde ...herhalde dördüncü yılını tamamlayan bir çocuk var şimdi. Altı, yedi yıl oldu. Bizimle çalışalı yedi yıl oldu. O çocuk şey söylemişti... ...hani benim bu grubun içerisinde bu kadar yıl devam etmem çok böyle... ...kaliteli bir, kalifiye bir arkadaşımızdı. En büyük sebebi... ...şey dedi... ...adalet duygusu. Çok önemli gerçekten. Müthiş bir şey ve bunu bütün grubun içerisinde söyledim.

Ve orada siz adilim dediğinizde bunu şey yapamazsınız.

Ufuk Erdoğmuş (18:24)
Gümleyle almasın. Olacak bir şey değil.

Ercan Gümüş (18:26)
Gerçekten adaleti böyle iyiliklerine kadar hissettireceksin ki o grup uzun yıllar boyunca birlikte çalışsın. Bir de şey önemli. İşte bugünkü seansta şey demiştik ya... ...etrafınızdaki insanlara iyi bakın.

 

Etrafınızdaki insanlar neden çok önemli?

Bu insanlar yarın sizin yatırımcınız olabilir, işte çalışma arkadaşınız olabilir, müşteriniz olabilir. Bence o kısım çok önemli. Bu hayatta aslında birlikte zaman geçirmekten keyif aldığın insanlarla birlikte oluyorsun.

Ufuk Erdoğmuş (18:55)
Ekimindeki çalışan da olabilir, ortağın da olabilir, yatırımcın da olabilir. Hepsinin her koşulu... Hatta müşterin de iddia ediyorum.

Ercan Gümüş (19:01)
...Müsterih'in de. Bizim yani dört veya beş yılda çalıştığımız Amerika rekipli müşterimiz... ...ben 15 yıl önce aynı şirkette çalışmış. Yani çünkü o iletişimi sağladık ve hala daha o muhteşem iletişim devam ediyor. Çok daha büyüdü. Onun sayesinde onun şirketinde, onun ekibinde başka arkadaşlarım oldu. O arkadaşların networkinden başka arkadaşlarım oldu. Ve bu böyle büyüdükçe büyüdü.

Ufuk Erdoğmuş (19:26)
Bu netvorki insanlar hep şey gibi görüyor ya böyle yapmacık, çıkarmaşlı, insanların peşini koşan, böyle kapı kapı gezen pazarlamacı modeli gibi. Böyle bir şey değil yani. hakikaten... Bir de çıkışta birisi şey sormuştu bana hani dışa dönük olmak, extrovert, introvert, tabii netvorking için fark eder mi diye. Bence ona da alakası yok. Yani herkesin arkadaşı vardır. Herkes birilerine yakınlık kurar. Sadece buna...

açık olmak ve bunun da aslında işte girişim için anlamlı olduğunu bir fark etmek gerekiyor galiba değil mi? Yani mesela... Her ilişki kurduğun insanla, sadece sohbet değil yani işle de alakalı bir ilişki kurabilirsin aslında. Ayıp değil, kötü bir şey de değil.

Ercan Gümüş (20:03)
Değil. O da ki motivasyon yani bir ilişkinin yürümesi için iki tarafın motivasyonunun paralel olması lazım. Çok basit bir denklem bu. Biz seninle sohbet etmekten keyif alıyoruz. Biz seninle sohbet etmeye devam ederiz. Biz seninle yatırımcı ilişkisine girersek motivasyonumuz değişmiş olacak. Onu tekrar değerlendirmemiz lazım. Bu artık ilişki turunu değiştiriyor.

Ufuk Erdoğmuş (20:25)
Ama

ondan da memnunsak hem sohbet edip hem onu yapmaya da devam edebilirsin. Aynı şekilde.

Ercan Gümüş (20:29)
Tekrardan oturacağız masaya ve değerlendireceğiz. İlişki türü değişiyor. Sadece buna bakmak lazım. Motivasyonlarımız paralel bir şekilde izliyor. Bütün dünyadaki bütün iletişim böyle çözebilir aslında. Dışa dönük ve içe dönük kavramında... Ben yeterince dışa dönük birisi olduğumu düşünmüyorum. Ben çok dışa dönük birisi değilim. Hatta sosyal bataryam tükenir benim. Kendi başıma giderim, işte kahvemi içerim. Kendi başıma giderim, yemeğimi yerim böyle etkinliklerde. Çarşı olursun. Evet.

sosyal enerji beni yorar. Bu da kötü bir şey değildir. Yani dışa dönük olmak kadar, içe dönük olmak da çok güzel. İç dünyanda hayaller kurarsın, projeler üretirsin, bir şeyler yaparsın. İç dünyada, dış dünyada çok daha güzel bir yer bence. Bu insanlarla olan iletişimde de, işte bu motivasyonu sağlama kısmında da zaten aslında baktığında hani sen dışa dönüksün ve dışa dönük birisiyle ilerlemelisin, dışa dönüksün, içe dönük birisiyle ilerlemelisin, böyle şeyler yok.

Ufuk Erdoğmuş (21:27)
Peki,

haydi.

Ercan Gümüş (21:28)
Sadece bizim koyduğumuz kalıplar.

Ufuk Erdoğmuş (21:31)
Varsaydığımız şeyler.

Ercan Gümüş (21:33)
Birlikte keyif alıyor musun? Sadece ona bakmak lazım bence. Birlikte keyif aldığın sürece o yolculuğu devam ettir. Birlikte keyif almadığında da zaten şey çok güzel oluyor. Hani eğer öyle bir hayat kurgularsan... ...mesela çalışma arkadaşlarıyla böyle yolculuk bir sona gelebilir ama o zaman da şey oluyor. Yani bu işten artık keyif almıyoruz. Yani bu yatırımcı ilişkisinde de, ortaklık yapısında da, çalışma hayatında da aynısı oluyor.

Sosyal ilişkilerde de aynı. Biz bundan sonra bu ilişki türümüzden keyif almıyoruz. Ayrılalım diyorsun. Çok okey bir şey. Takımı böyle kurunca da bence çok iyi çalışıyor.

Çok keyifli.


Yazar Oyuna Devam